Empati Yapıp Özgüveni Anlayalım-2
Özgüven, Öğrenilmiş çaresizlik ve mendilimde kan sesleri
Değerli okuyucularım, sevgi ve saygılarımı iletiyorum öncelikle sizlere. Efendim geçen haftaki yazımızda ‘’Bedava özgüven ve ördek sendromu’’ başlığıyla sizlerle dertleşmiştik. Yine bir önceki yazımda danışabileceğiniz konularla ilgili bilgi vereceğimi yazmıştım. Dolayısıyla, bu yazımda konu başlıkları halinde bilgi vermeye çalışacağım.
Efendim, öğrenilmiş çaresizlikle özgüven ilişkisini değerlendirerek meseleye başlayalım. Özgüvenli olma yolunda aslında üzerinde durduğumuz asıl nokta mutlu olabilmemizdir. Mutlu olabilmekte biliyoruz ki oturduğumuz yerden gelip bizi bulacak bir sonuç değildir. Neden bazı insanlar ‘’bir sorun karşısında ben ne yapabilirim ki?’’ diye sorarken bazı insanlar, sorunlar karşısında aciz kalıp daha işin başında yapamayacağını düşünür. Yani baştan mutsuz olmayı ve başarısız olmayı kabul eder. İşte özgüvenli olma yolunda daha önceki yazılarımda ifade ettiklerimin alt yapısına kesinlikle öğrenilmiş çaresizliği eklemeliyim diye düşündüm.
Öğrenilmiş çaresizlikle ilgili,
1960’lı yıllarda Dr. Seligman ve arkadaşlarının hayvanlar üzerinde yaptıkları deneylerden hareketle ulaştıkları çok önemli sonuçlar bulunmaktadır. Seligman’a göre, canlılar, davranışlarının bir olay ya da durumun sonucu üzerinde hiçbir etkisi olmadığına inandıklarında, öğrenilmiş çaresizlik tepkisi göstermektedirler. Bu durum ise klinik depresyon ve buna bağlı zihinsel hastalıkların, bir durumun çıktılarını kontrol edememesinden kaynaklanmaktadır. *
Prof.Dr. Doğan Cüceloğlu ise öğrenilmiş çaresizlik yerine öğrenilmiş acizlik terimini kullanmış ve bu davranışı “Kedi, köpek, fare ya da tavşan gibi herhangi bir hayvanı öyle bir duruma sokun ki, hayvan ne yaparsa yapsın belirli zamanlarda acı veren bir elektrik şoku ile karşılaşsın. Bu durumu bir saat kadar devam ettirdikten sonra, ortama yeni bir özellik getirin. Bir başka deyişle, şimdi şok verilmeden önce hayvan belirli bir mekanizmaya dokunarak şoktan kurtulabilsin. Şoktan kurtulma olanağı veren yeni durumu hayvanın öğrenemediğini, sanki ‘ne yapayım, elimden hiçbir şey gelmez, kaderimin yazısı olan elektrik şokundan kurtulmam olanaksız’ anlayışı içinde hareket ettiğini görürsünüz.” şeklinde açıklamıştır**
Efendim, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, biliyorsunuz insan davranışlarını ve rahatsızlıklarını araştırmada kullanılıyor. Deneyleri yazsam asıl konuyu yazamamış olacağım. Bu ne- denle yapılan deneylerin bize anlatmak istediği üzerinde durmak istersek aşağıda belirteceğim sonuçları çıkarmamız yerinde olacaktır. Bu sonuçlar ise:
1-Normalde kişi istekleri doğrultusunda bir planlama yapar ve çalışmaya başlar. Başardıkça mutlu olur, onure edilir, kendine olan özgüveni de beraberinde artar. Ancak öğrenilmiş çaresizliğe düşen biri kendini bir şey yapamayacağına inandırdığı için çaresizliğe düşer ve bir şey yapmaz.
2-Şöyle bir şey okumuştum. Kader geldiğinde akıl devre dışı kalır ki insan için yazılan kader gerçekleşebilsin. Kısaca, biz gerekli tedbirleri aldıktan sonra olacak olan olur diyorum. Bunun dışında tüm deneyimlerimiz aslında kendimizi geliştirmeye yönelik olarak değerlendirilmelidir.
Örneğin üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci, gerçek sınav öncesi katıldığı deneme sınavlarında istediği sonucu alamayınca ne yapar?
Eğer sağlıklı özgüvene sahipse, katıldığı sınavın bir deneme olduğunun farkındadır. Bugün, gerçek sınava girseydim bu kadar puan alabilecekmişim. İyi ki bugün gerçek sınav yoktu. Şu sorulardaki eksik kaldığım kısımları iyice öğrenebilmek için halen daha zamanım var der.
Peki, sağlıklı özgüvene sahip olmayan öğrenci nasıl düşünür sizce?
Şöyle olabilir mi?
-Ben zaten neyi başardım ki?
-Yok yok olmayacak bu iş…
-Öğretmenim de senden bir şey olmaz demişti…
-Arkadaşlarım da zaten yeterince zeki olduğumu düşünmüyorlar…
-Zaten yapacak olsaydım lgs sınavında başarılı olurdum…
-Babam da senden bu gidişle bir halt olmaz derdi.
-Güzel/yakışıklı da değilim zaten….
Okuduğunuz üzere ardı arkası gelmeyecek ve çoğu birbiriyle ilgili, bir den çok olumsuzluğu zihninde hızlıca yaşayacaktır. İşte karşılaştırmamızda da gördüğümüz üzere öğrenilmiş çaresizlik içine düşen veya düşürülen insanlar, sorunlara olumsuz yanlarından bakmayı, kendini değersiz/başarısız görmeyi baştan kabul ediyorlar artık. En kötüsü de mücadele etmeyi bırakmalarıdır.
Peki eğer böyle bir sorunun varsa ne yapmalısın?
-Farkına varmalısın önce, kendine güven duyduğun ve güven duymadığın yanlarının.
-Değişime açık olmalısın. Değişmekten, gelişmekten korkmamalısın.
-Hata yapmaktan korkmamalısın. Hata yapmadan öğrenemeyeceğini bilmelisin.
-Ya da’’ İnsan olmaktan başka elimizden ne gelir’’ dersiniz Edip Cansever gibi. Varsa yeteneğiniz şiir yazarsınız. Öğrenilmiş çaresizliğe ilaç olur şiiriniz kim bilir. Nasıl mı? Okuyalım buyurun.
‘’…
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse…
…
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.
Şiirde dikkatimi çekenler!
-Yani ‘’umudu dürt, umutsuzluğu yatıştır’’ derken…
Umutlu olmalı her şeye rağmen.
-‘’Hayalsiz yaşıyordu nerdeyse’’ derken…
Kesinlikle bizi peşinden koşturacak hayallerimiz olmalı.
– Bu durumda ‘’bir caz müziği gelip geçer hüznümüz’’ derken…
Hüzünlerimiz, dertlerimiz gelip geçici belki de ne dersiniz?
-Şiiri özgüvenli bir şekilde okuyunca, bu sefer merak edersiniz belki neden şiirin ismi Mendilim de kan sesleri. Öyle ya diş değil, tırnak değil… Öğrenirsiniz Osmanlı son dönemi ve Cumhuriyetin kurulduğu yıllar. Ne kadar çok insanın veremden öldüğünü…
Bence içinizden gelen veya kulağınıza fısıldayan sesi iyi dinleyin. Bir şey yapamayacağınızı söylüyorsa bir uzmandan destek almanız da fayda olabilir.
Gelelim aile danışmanlığında sorular sorabileceğiniz konu başlıklarına.
Bunlar:
-Aile olma(evlilik öncesi ve sonrası)
-Ailede kriz ve yönetimi
-Evlilikte uyumsuzluk nedenleri
-Evlilikte çözülmeler
-Cinsel problemler
-Gelişim dönemleri(bebeklik, çocukluk, ergenlik)
-Gelişim alanları(fiziksel, zihinsel, duygusal, ahlaki, cinsel)
-Uyum problemleri ve davranış bozuklukları
-Ergenlik dönemi problemleri
-Yaşlılık döneminde görülen uyum sorunları:
-Uyku bozuklukları
-Öğrenme ve hatırlama güçlüğü
-Depresyon
-Bunaltı(Anksiyete)
-Kişilik değişikliği ve alınganlık
-Performans kaybı
-Demans(bunama)
Efendim bugünkü yazımızda genel olarak aile danışmanlığı konusundaki başlıklara yer verdim. Sonraki yazılarda yine soru sorabileceğiniz, sorunlarınızı paylaşabileceğiniz konular hakkında bilgilendirmeye devam edeceğim. Sağlıklı, mutlu, huzurlu bir haftanız olmasını dilerim. Hoşça kalın.
Kaynakça:
* Schueller, S. M. & Seligman, M. E. P., (2008), “Optimism and Pessimism”, Risk Factors in Depression. 171-194.
**Cüceloğlu, D., (2011), İnsan ve Davranışı, 21. Basım, İstanbul: Remzi Kitabevi, 317