Eyvah çocuğum yalan söylüyor?
Merhaba dostlar, seçim heyecanı yaşadığımız şu zamanlarda Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin ülkemiz ve tüm dünya için en güzel ve hayırlı bir şekilde sonuçlanmasını temenni ediyorum.
Derdim siyaset değil biliyorsunuz. Yeni kutladığımız anneler günü hasebiyle de tüm annelerimizin anneler gününü tekrardan kutluyorum.
Bu hafta çocuklardaki davranış bozukluklarından, konu olarak da ‘yalan söyleme’ sebeplerinden bahsetmek istiyorum sizlere.
Esasında gözünüzü kapatıp, ne zaman kendimi yalan söyleme ihtiyacı içinde hissederim diye düşünün desem, sebeplerini de mutlaka bulursunuz.
Tıpkı büyükler gibi yavrularımız da yaş grubuna göre ufak tefek farklılık gösterse de adeta bir zorunluluk gibi bu duruma başvurabiliyorlar.
Yalnız şu var ki okul öncesinde özellikle üç-dört yaşlarında söylenen yalanı, yalan olarak algılamamak gerekir ki çocuk yalan söylemeyi bilmez.
Bize aktardığı ise sadece hayal gücüdür. Olmasını istediğini bildirir yada hayali bir arkadaşı vardır kim bilir.
Yalan söyleme davranışının başlıca sebepleri arasında;
#Görerek öğrenme
#Korku ve kaygı
#Utanma
#İşe yaradığını görme
#Sevgi ve kabül ihtiyacı… gibi sayabiliriz.
Büyükler olarak, çocuğa yalan söyleyerek örnek olmak, yavrumuzun bu davranışı normal olarak algılamasına, işe yaradığını farketmesi ise kalıcı hale getirmesine neden olacaktır.
Bunun dışında korku ve baskı, yalan söyleme davranışının en baş sebeplerinden malesef. Azarlanma, şiddet, dışlanma korkusu bu durumdan kurtulmak için çocukların büyüklerle baş etme çabasından başka bir şey değildir. Ki çocuk güçsüz ve savunmasız ne yapacağı konusunda tecrübesizdir.
Korkunun yanında utandırılmak ve kınamalar da kişinin kendisini savunmaya geçmesine ve sevgi ihtiyacını, yalan söyleyerek elde etme çabasına dönüşecektir.
Bu anlamda çocuk hiç bir zaman isteyerek yalan söylemez. Bunu biz büyüklerden öğrenir ve maalesef yalan söylemesi için ortamlar, yine o çok güvendikleri tarafından oluşturulur. Kendi açısından adeta güvenli bir ortam oluşturmaya çalışır.
Çocuğun kendini beğendirme ve ispatlama çabası bizler fark etmesek de belki sevgi ihtiyacından da kaynaklanabilir. Yaş ilerledikçe kabül görme ve bir topluma ait olma çabası çıkıyor karşımıza. Özellikle ergenlik döneminde arkadaş ortamında kabul görme ve karşı cins ile olan duygusal bağlar ve kınanma zulmünden kurtulma çabası…
Peki ne yapmalı dürüst bireyler yetiştirmek için;
En başta dinlemeli ve iletişimi güçlü tutmalıyız yavrularımızla. Yalan söyleyerek örnek olmamak ise en büyük mesele.
Nasıl ki karşımızdaki insanı olduğu gibi kabül etmeliyiz, çocuklarımızı da mizacı, yetenekleri ve kendi gelişim özellikleriyle olduğu gibi kabüllenmeli korku ve baskı kültüründen uzak tutarak kendini ifade etmesine olanak tanıyarak, sorunlara birlikte çözümler aramalıyız.
Baktınız yalan söyledi hemen telaşa da kapılmayın. Altta yatan sebep neyse korku mu, kabül görme mi? Sorunu çözdüğünüzde bu kötü davranış ortadan kalkacaktır. Tabi kabül ve onayı dürüstlükte dile getirmeniz şartıyla…
Dürüstlüğün ne kadar erdemli bir davranış olduğu, yalan söylemenin insana ne gibi zararları dokunabileceği… gibi konuyla ilgili bazı hadis-i şerif ve ayetleri de arada hatırlatmak da faydalı olacaktır. 🙂
Mesela doğruluk denince benim aklımdan ilk geçen,
‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.’ ayeti kerimesi ve ‘aldatan bizden değildir.’ hadisi şerifidir.
Yalan söyleyerek anlık hazdan ziyade doğru olup, ömür boyu huzurlu uyumak en büyük hazinedir.
Ne diyelim; Rabbim hepimize dosdoğru vicdanı rahat evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin. Aminn…
Kalın sağlıcakla…