FATMA HALE YILDIRIM İLE TARİHTE DELİLİK

Kıymetli okuyucularım bu hafta köşe yazımızda Tarihçi-Yazar Fatma Hale Yıldırım ile “Tarihte Delilik” üzerine yaptığımız röportajı paylaşıp bu tarihe bir bakıma kısaca bizlerde şahitlik etmiş olacağız.
Fatma Hale Yıldırım; Eğitim üzerine çalışan, birçok konferansta ve tv kanalında programlara katılmış başarılı bir Tarihçi-Yazar’dır. Yüksek lisans eğitimini Tıp Tarihi ve Cüzzam hastalığı üzerine yapmış kendi alanında az kişiden biri, hatta birkaç kişiden biridir diyebilecegimiz bir ilim araştırmacısıdır. Özellikle İslam tıbbı üzerine araştırmalar yapmaya gayret etmektedir.
Tıbbi olarak tarihsel süreçte Delilik nedir?
Öncelikle delilik; diğer adları ile divane, şeyda, mecnun, batıdaki virane anlamıyla hastanın içine şeytan kaçmış ve yakılarak yok edilmesi gereken bir hastalık değildir. 2500 yıl kadar öne Hipokrat tarafından tespit edilen latince “de-lira” ( yoldan çıkmış) kelimesinden türeyen nörobilişsel bir bozukluktur. Tarihsel süreçte Ortaçağ İslam toplumlarında deliliği değerlendirmek gerekirse daha çok Galen tıbbına dayandığını söylemek mümkün. Doğu kaynaklarındaki tasvirleri az sayıda ve dağınık olmasına rağmen delilik üzerine birkaç şey söylemek özellikle İslam coğrafyasında meşru görünür.
İslam hekimleri ne diyor, neler yazmakta akıl hastaları hakkında?
Burada detaylı bir şekilde tıbbi süreci anlatmak vakit alacağından kısaca şunu söylemek daha doğru olacaktır. Galen tıbbı hava su toprak ve ateşten oluşan 4 unsur teorisine dayanır. Bu elementler ise vücuttaki kan safra sevda balgam sıvılarına karşılık gelir. Şu durumda İslam hekimlerine göre delilik, vucutta yanan ve donan kara safranın eseridir. El Mecûsi, İshâk İbn-i İmrân, İbni-i Sina gibi önemli hekimler de bu görüşe istinaden kendi uygulama ve tedavi yöntemlerini geliştirmişlerdir.
Tedaviler arasında en çok ne dikkatinizi çekiyor hocam ?
Bir çok ilginç uygulama var aslında. Ama daha çok Dağlama yöntemi kayda değer Farklı bir tedavi benim için. bu yönteme göre hastanın başı traş edilir ve yaklaşık yarım kilo bayatlamış tereyağını ateşte biraz ısıtarak hastanın başına dökülmesi ve soğuyana kadar bekletilmesi gerekir . Bu tür tedavide beyin ılımlı bir şekilde nemleneceğinden hastanın iyileşeceğine inanılırdı.
Romantik deli hepimizin bildiği gibi dünyevi aşkın aşırıya kaçılmış hali. Konu derin olduğundan hekimler, ilahiyatçılar edebiyatçılar astrologlar tarafından dikkat çekicidir. Burada bahsi geçen romantik deliler mecnunlardır. Mecnunlar Aşk hastalığına tutulmuştur. Bu hastalığın ise vücuttaki sevda hıltının artmasıyla oluştuğunu söylemek gerekir.Yusuf ile Züleyha Leyla ile mecnun birer mecnun örneğidir hepimiz için. Aşkından çaresiz kalan mecnunlar neticede romantik bir liman olan kalplerinin asıl sahiplerini Tanrıya çevirerek hakiki aşkı bulanlar oldular.
Kıymetli hocama bu röportaj için teşekkür eder, araştırmalarında kolaylıklar dilerken, kaleminin gücü her daim yeni ve farklı bilgiler yazması dileği ve duasıyla…

