GEBZE BELEDİYE BAŞKANI SN. ZİNNUR BÜYÜKGÖZETARİHİ PENBEGÜLLÜ GÖREVİ

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ LEFKOŞA DEĞİRMENLİK -AKINCILAR BELEDİYESİ İLE GEBZE BELEDİYESİNİN KARDEŞ OLMASINI SAĞLAYAN EFSANE BELEDİYE BAŞKANI MERHUM AHMET PENBEGÜLLÜYÜ VEFAT YIL DÖNÜMÜNDE RAHMET VE SAYGI İLE ANIYORUM
AHMET PENBEGÜLLÜ NÜN HATIRALARI ZİNNUR BÜYÜKGÖZ DEN VEFA BEKLİYOR:
GEBZE’NİN YAKIN TARİHİNE, 28 ŞUBAT SÜRECİNE VE BİR BELEDİYE BAŞKANININ MÜCADELESİNE TANIKLIK
Gebze Belediye Başkanlarından merhum Ahmet Pembegüllü’yü, vefat yıldönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Bazı insanlar vardır; görev yaptıkları dönem sadece kendi biyografilerinin bir parçası olarak kalmaz. Yaşadıkları şehirle, dönemin siyasi atmosferiyle ve toplumun hafızasıyla bütünleşirler. Ahmet Pembegüllü de Gebze açısından böyle bir isimdir.
Onun belediye başkanlığı dönemini anlamak için yalnızca yaptığı belediye hizmetlerine bakmak yeterli değildir. Pembegüllü dönemi; 1990’lı yılların siyasi atmosferi, 28 Şubat süreci, yerel yönetimlerde yaşanan siyasi gerilimler, belediye çalışanlarıyla ilgili tartışmalar, müfettiş soruşturmaları, gözaltılar, yargı süreçleri ve Gebze’nin Türkiye gündemine taşınmasıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Ben de bir gazeteci ve belgeselci olarak o yılların önemli bir bölümüne doğrudan tanıklık ettim.
Bugün geriye dönüp baktığımda, Ahmet Pembegüllü döneminin yalnızca bir belediye başkanlığı dönemi değil, aynı zamanda Gebze’nin yakın siyasi tarihinin önemli bir kesiti olduğunu düşünüyorum.
TOKAT’TAN GEBZE’YE UZANAN BİR HAYAT
Ahmet Pembegüllü 1950 yılında Tokat’ta doğdu. Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümünü bitirdi. Devlet memurluğu, mühendislik ve müteahhitlik yaptıktan sonra 1991 yılında Gebze’ye yerleşti.
Gebze’de Refah Partisi İlçe Başkanlığı görevinde bulundu ve 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi’nden Gebze Belediye Başkanı seçildi. 1999 yerel seçimlerinde ise Fazilet Partisi adayı olarak ikinci kez belediye başkanlığı görevine seçildi. 1999 seçimlerinde Gebze’de Fazilet Partisi adayı Ahmet Penbegüllü’nün belediye başkanı seçildiği seçim sonuçları dönemin siyasi tablosunu da açık biçimde ortaya koymaktadır. (kocaelitime.com)
Böylece 1994-2004 yılları arasında Gebze Belediyesi’ni yönetti.
Fakat Pembegüllü’nün belediye başkanlığına geliş süreci sıradan bir yerel seçim hikâyesi değildi.
1994 seçimleri öncesinde Gebze’de ciddi bir siyasi değişim yaşandı. Belediye yönetimi el değiştirdi ve yerel yönetimde farklı bir siyasi anlayış hâkim oldu.
Ben o günleri gazeteci olarak takip ediyordum.
Sessiz, sakin ve kendi dünyasında yaşayan bir inşaat mühendisinin bir anda Gebze Belediye Başkanı olması, birçok insan açısından sürpriz olmuştu.
Fakat Pembegüllü kısa süre içerisinde Gebze siyasetinin en önemli aktörlerinden biri haline geldi.
GEBZE BELEDİYESİ’NDE YENİ DÖNEM
Yeni yönetimin göreve gelmesiyle belediyede kadro ve çalışma düzeni konusunda önemli tartışmalar yaşandı.
Seçim öncesi belediyede işe alınan personelle ilgili uygulamalar, yeni yönetimin göreve başlamasının ardından ciddi bir gerilime dönüştü. İşlerinden ayrılan veya görevleri değiştirilen bazı belediye çalışanları belediye önünde eylemler yaptı, çadırlar kuruldu.
Gebze Belediyesi önünde günlerce süren bu hareketlilik, aslında Türkiye’de yerel yönetimlerde siyasi değişimlerin nasıl büyük toplumsal ve idari gerilimlere yol açabileceğinin de önemli örneklerinden biriydi.
Bugünden bakıldığında bu olayların mutlaka dönemin belgeleri, belediye meclis tutanakları, gazete arşivleri ve olayların canlı tanıkları üzerinden araştırılması gerekiyor.
Çünkü tarih yalnızca büyük devlet olaylarından ibaret değildir.
Bir belediye binasının önünde kurulan bir çadır da şehrin tarihidir.
28 ŞUBAT’IN GÖLGESİNDE GEBZE
Ahmet Pembegüllü döneminin en önemli özelliği, Türkiye’nin çok sert bir siyasi atmosferden geçtiği yıllara denk gelmesiydi.
1997’deki 28 Şubat süreci, Türkiye’nin siyasi hayatında derin izler bıraktı. Yerel yönetimler de bu atmosferden bağımsız değildi.
Gebze ise Türkiye’nin en büyük sanayi ve iş merkezlerinden biri olması, yoğun nüfusu, siyasi hareketliliği ve ekonomik gücü nedeniyle ayrıca dikkat çeken bir bölgeydi.
Bu nedenle 28 Şubat sürecinin Gebze’deki yansımalarının ayrıca araştırılması gerektiğine inanıyorum.
O yıllarda Gebze’ye yönelik müfettiş incelemeleri, soruşturmalar ve güvenlik operasyonları kamuoyunda büyük tartışmalara yol açtı.
Dönemin bazı görevlileri ve güvenlik birimleri hakkında yıllar sonra ciddi iddialar ortaya atıldı.
Özellikle Ahmet Pembegüllü, belediye başkan yardımcıları ve bazı belediye çalışanlarının 2001 yılında gözaltına alınması ve İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki süreç, dönemin en tartışmalı olaylarından biri oldu.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 2001 yılı raporunda da Ahmet Pembegüllü ve çok sayıda kişinin gözaltında kötü muamele ve işkence gördüğüne ilişkin bilgiler yer aldı. (Raporlar)
Yıllar sonra Ahmet Pembegüllü’nün ailesi ve dönemin belediye yöneticilerinden Arif Alpaydın tarafından da bu yönde suç duyuruları yapıldı. 2013 yılında Anadolu Ajansı, 28 Şubat sürecindeki işkence iddiaları kapsamında hazırlanan soruşturma dosyasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini bildirdi. (Anadolu Ajansı)
Burada tarihçi ve gazeteci açısından önemli olan şudur:
İddiaları, belgeleri ve hukuki sonuçları birbirinden ayırarak araştırmak.
Çünkü tarihin doğru yazılması, ne bir tarafın iddiasını mutlak gerçek kabul etmekle ne de diğer tarafın anlatısını yok saymakla mümkündür.
DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ’NDE GAZETECİLİK
Ben o yıllarda gazeteci olarak bütün bu gelişmeleri yakından takip ediyordum.
İstanbul Beşiktaş’taki Devlet Güvenlik Mahkemesi salonları, gazetecilik hayatımın unutamadığım mekânlarından biri oldu.
Duruşmaları takip ediyor, notlar alıyor, fotoğraflar çekiyor ve Gebze’deki gazetemizde gelişmeleri okuyucularımıza aktarıyorduk.
Sanık sandalyesinde seçilmiş bir belediye başkanını görmek kolay değildi.
Bir tarafta halkın oylarıyla seçilmiş bir yerel yönetici, diğer tarafta devletin güvenlik ve yargı mekanizması vardı.
Ben gazeteci olarak tarafların yerine geçmeden, gördüklerimi ve takip ettiğim duruşmaları kamuoyuna aktarmaya çalışıyordum.
Gazetecilik benim için hiçbir zaman yalnızca haber yazmak olmadı.
Gazetecilik, tarihe tanıklık etmek ve yaşananları gelecek kuşaklara belgelemekti.
Bu nedenle o günlerde tuttuğum notların, çektiğim fotoğrafların ve yayımlanan haberlerin bugün Gebze’nin yakın tarihini araştıracak insanlar için önemli bir arşiv olduğuna inanıyorum.
CEZAEVİ, TAHLİYE VE YENİDEN GEBZE
Pembegüllü’nün tutuklanması Gebze’de büyük yankı uyandırdı.
Kartal Cezaevi süreci başladı.
Ben de özel izin alarak cezaevinde kendisiyle görüşme fırsatı buldum.
O görüşme, gazetecilik hayatımın hafızamda en fazla yer eden anlarından biridir.
Bir zamanlar belediye makamında gördüğümüz, Gebze’nin sorunlarını konuştuğumuz bir belediye başkanını bu defa cezaevinde görmek, dönemin Türkiye’sini ve Gebze’sini anlamak açısından son derece çarpıcıydı.
Pembegüllü’nün yargılama süreci uzun sürdü. Dönemin çeşitli kaynaklarında tutukluluk süresi ve yargılamanın seyri farklı ifadelerle aktarılmıştır. Bu nedenle bugün yapılacak akademik bir çalışmada mahkeme dosyaları ve kesinleşmiş kararların esas alınması gerekir.
Fakat sonuçta bu süreç, Ahmet Pembegüllü’nün hayatında ve Gebze’nin siyasi tarihinde derin bir iz bıraktı.
GEBZE’NİN İL OLMA MÜCADELESİ
Pembegüllü döneminin yalnızca soruşturmalar ve siyasi gerilimlerden ibaret olmadığının da altını çizmek gerekir.
Gebze’nin il olması konusunda da önemli bir kampanya yürütüldü.
1999 yılında yeniden belediye başkanı seçilen Pembegüllü, Gebze’nin il olması için sembolik ve dikkat çekici adımlar attı.
Makam aracına 82 plaka takılması bunlardan biriydi.
Bu hareket, kendi ifadesiyle yalnızca siyasi bir girişim değil, “halk hareketi” olarak tanımlanıyordu. Gebze İl Platformu’nun oluşturulması ve kamuoyunun harekete geçirilmesi de bu dönemde gerçekleşti. (Gazete Gebze)
Bugün hâlâ Gebze’nin il olması tartışılıyorsa, bu mücadelenin tarihini de araştırmak gerekiyor.
BİR BELEDİYE BAŞKANININ KIBRIS HATIRASI
Ahmet Pembegüllü ile ilgili hafızamda kalan en güzel hatıralardan biri ise siyasetin ve tartışmaların ötesinde, Gebze ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında kurulan kardeşlik köprüsüdür.
1995 yılında Türk Metal Sendikası Gebze Şube Başkanı Mahmut Taşdemir’in davetiyle KKTC’ye gitmiştim.
Girne’deki Mustafa Özbek Oteli’nde düzenlenen eğitim programına gazeteci olarak katılmıştım.
Kıbrıs’a ilk gidişimdi.
O tarihte Kapalı Maraş’ı gördüm. Kıbrıs’ın tarihini araştırdım, belgesel çalışmaları yaptım ve ada ile ilgili çok sayıda not tuttum.
KKTC’ye gitmeden önce dönemin Gebze Belediye Başkanı Ahmet Pembegüllü’yü ziyaret ettim.
Kendisine bir öneride bulundum:
“Gebze ile Kuzey Kıbrıs arasında bir kardeş şehir ilişkisi kuralım.”
Pembegüllü bu öneriye olumlu yaklaştı.
Belediye başkanının imzaladığı yazıyı aldım ve KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’a götürdüm.
Bu girişimin ardından Gebze ile Lefkoşa’ya bağlı Değirmenlik beldesi arasında kardeş şehir ilişkisi kuruldu.
Kocaeli Ansiklopedisi de Gebze ile Değirmenlik arasındaki kardeş şehir ilişkisinin 1996 yılında Ahmet Pembegüllü döneminde kurulduğunu kaydediyor. (Kocaeli Ansiklopedisi)
Ben bu hatırayı yıllar sonra Gebze Gazetesi’ndeki Belgeselcinin Not Defteri köşemde de defalarca yazdım.
2017 yılında yayımladığım “Kardeş Şehir Değirmenlik’ten Haberimiz Var mı?” başlıklı yazımda, 1996’da kurulan kardeşliğin aradan geçen yıllarda yeterince hatırlanmadığına dikkat çekmiştim. (gebzegazetesi.com)
2020 yılında yayımladığım başka bir yazıda ise Kıbrıs’a ilk gidişimi, Pembegüllü ile görüşmemi ve Denktaş’a götürdüğüm yazıyı yeniden anlattım. (Gazete Gebze)
KARDEŞ ŞEHİR İLİŞKİSİ YENİDEN CANLANDIRILMALI
Bugün Değirmenlik, Akıncılar Belediyesi ile birleşerek Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi adıyla anılıyor.
Bana göre Gebze ile bu kardeşlik ilişkisinin yeniden gündeme getirilmesi, yalnızca bir belediyecilik faaliyeti değildir.
Bu aynı zamanda Ahmet Pembegüllü’nün bıraktığı bir hatıranın yaşatılması anlamına gelir.
Kardeş şehir ilişkileri yalnızca protokol imzalamaktan ibaret olmamalıdır.
Kültür, tarih, eğitim, gençlik, medya, turizm ve belgeselcilik alanlarında ortak çalışmalar yapılabilir.
Gebze’den Kıbrıs’a, Kıbrıs’tan Gebze’ye karşılıklı ziyaretler düzenlenebilir.
Öğrenciler buluşturulabilir.
Gazeteciler ve belgeselciler ortak çalışmalar yapabilir.
Gebze’nin sanayi tecrübesi ile KKTC’nin kültür ve turizm değerleri arasında yeni işbirlikleri geliştirilebilir.
Böylece 1996 yılında kurulan kardeşlik, kâğıt üzerindeki bir protokol olmaktan çıkarılarak yaşayan bir kültür köprüsüne dönüştürülebilir.
PEMBEGÜLLÜ DÖNEMİ MUTLAKA ARAŞTIRILMALI
Bugün Ahmet Pembegüllü’yü sadece mezarı başında dualarla anmak yeterli değildir.
Onun dönemini bütün yönleriyle araştırmak gerekir.
Çünkü bu dönem;
- Gebze belediyecilik tarihi,
- yerel seçimler,
- 28 Şubat sürecinin yerel yönetimlere yansımaları,
- belediye çalışanlarıyla yaşanan sorunlar,
- müfettiş soruşturmaları,
- gözaltı ve yargı süreçleri,
- insan hakları iddiaları,
- Gebze’nin il olma mücadelesi,
- KKTC ve Kırgızistan’la kurulan kardeş şehir ilişkileri,
- Gebzespor’a yönelik çalışmalar,
- Gebze’nin şehirleşme süreci
gibi çok farklı başlıkları içinde barındırıyor.
Bu nedenle “Ahmet Pembegüllü ve 1994-2004 Yılları Arasında Gebze” başlıklı geniş kapsamlı bir sempozyum, çalıştay veya tarih paneli düzenlenmesini son derece önemli buluyorum.
O dönemi yaşayan belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, belediye çalışanları, gazeteciler, hukukçular, siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri ve vatandaşlar konuşmalı.
Herkes gördüğünü anlatmalı.
Belgeler ortaya konulmalı.
Gazete arşivleri taranmalı.
Meclis tutanakları incelenmeli.
Mahkeme dosyaları araştırılmalı.
Ve bütün bunlar bilimsel yöntemlerle kayıt altına alınmalı.
Çünkü yakın tarih yaşayan insanların hafızasından çıkıp belgelerin tarihine dönüşmeden gerçek anlamda tarih olmaz.
GEBZE’NİN HAFIZASI KAYBOLMAMALI
Ben yıllardır Gebze Gazetesi ve Belgeselcinin Not Defteri köşemde yaptığım çalışmalarla, bir anlamda zamana noterlik yapmaya çalışıyorum.
Gazetecilik hayatım boyunca gördüklerimi, duyduklarımı, araştırdıklarımı ve belgeleri tarihe not düşmeye gayret ettim.
Ahmet Pembegüllü dönemi de bu açıdan benim gazetecilik hafızamda özel bir yere sahip.
Onunla ilgili çok sayıda hatıram, fotoğrafım, haberim ve belgem bulunuyor.
Bunların bir gün kitaplaştırılması da en büyük dileklerimden biridir.
Çünkü Gebze’nin yakın tarihi yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesidir.
TARİHİMİZDEN DERS ÇIKARMAK
Bugün Ahmet Pembegüllü’yü rahmetle anarken, onun dönemindeki siyasi mücadelelerin, gerilimlerin ve acıların yeniden yaşanmaması için geçmişten ders çıkarmamız gerektiğine inanıyorum.
Siyasi görüşü ne olursa olsun, seçilmiş insanların demokratik hukuk düzeni içerisinde görev yapabilmesi, insanların düşünceleri nedeniyle baskı görmemesi ve devlet mekanizmasının hukuk içinde çalışması hepimizin ortak meselesidir.
Tarih, yalnızca övünmek için değil; yanlışları tekrar etmemek için vardır.
Bu nedenle Ahmet Pembegüllü dönemini araştırmak, bir kişiyi yüceltmek veya bir kişiyi eleştirmekten çok daha büyük bir anlam taşımaktadır.
Bu araştırma, aslında Gebze’nin yakın tarihini anlamak demektir.
SON SÖZ: PEMBEGÜLLÜ’NÜN HATIRASINA BİR KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ
Ahmet Pembegüllü’yü bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Gebze Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde yardımcılığını yapan ve bugün Gebze Belediye Başkanı olarak görev yapan Sayın Zinnur Büyükgöz’e de bir tarihî çağrıda bulunmak istiyorum:
Ahmet Pembegüllü dönemini bütün yönleriyle ele alan bir panel, çalıştay veya sempozyum düzenlensin.
Ve onun döneminde kurulan Gebze–Değirmenlik kardeşliği yeniden canlandırılsın.
Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi ile Gebze arasında yeni bir kardeşlik köprüsü kurulması için kültür, tarih, eğitim ve belediyecilik alanlarında ortak projeler geliştirilsin.
Çünkü bazı hatıralar sadece hatırlanmak için değil, yaşatılmak için vardır.
Ahmet Pembegüllü’nün Gebze’deki hizmetleri, mücadeleleri, yaşadığı sıkıntılar ve bıraktığı izler araştırılmalı; belgeleriyle gelecek kuşaklara aktarılmalıdır.
Ve benim için bu hatıranın en anlamlı belgelerinden biri de 1996 yılında kurulan Gebze–Değirmenlik kardeşliğidir.
Dileğim odur ki bu kardeşlik yeniden güçlensin, Gebze ile KKTC arasında yeni kültür köprüleri kurulsun.
Merhum Ahmet Pembegüllü’yü vefat yıldönümünde bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyor; makamının cennet olmasını diliyorum.
Gebze’nin tarihi unutulmasın.
Belgeler kaybolmasın.
Tanıklar konuşsun.
Ve tarih, gelecek nesillere doğru şekilde aktarılsın.
(Belgeselcinin Not Defteri – İsmail Kahraman. Bu makalenin düzeltilmesi ve düzenlenmesinde yapay zekadan yararlanılmıştır )




