Geri kazanım ve 'istemezuk’



Son zamanlarda bir lastik yakma tesisi mevzusu almış yürüyor Kocaeli’nde. Bu güne kadar Türkiye’nin dünyada bir çok ülkenin de kullandığı bir teknolojiyi ya da endüstriyel geri kazanım projesi her ne hikmetse birileri tarafından tu kaka ilan edilip, halka yalan yanlış bilgiler sunulmakta…

Dün nükleer enerjiye karşı çıkan, termik santrallerine hayır diyen zihniyet, bugün artan enerji maliyetleri ve enerjide dışa bağımlılığımız karşısında çözüm arayan bu ülkenin girişimcilerine, onları destekleyen kamu kurumlarına, bürokratlara hayasızca suçlamalar, saldırılar yapmaktalar. Özel sektör olsun kamu olsun, bir kente yeni bir endüstri getirecekse, geri kazanım ya da geri dönüşüm gibi kavramları faydaya çevirecekse, devletin ÇED raporunu alsın ya da almasın ortalık bir anda karıştırılıyor, bir anda toplumsal hareket kıvılcımı ateşlenmek isteniyor.

Çevre, doğa ve insan sağlığı elbette olmazsa olmazımız!

Bu değerleri korumak hepimizin görevi. Devletin de önceliği bu değil mi? O yüzden raporlar veriliyor, bir çekince varsa önlem alınıyor. Ama üretim ve kazanç çarkı da dönecek, ekonomi büyüyecek, yeni yeni sektörler canlanacak ve istihdam artacak!

Bu da bir başka olmazsa olmaz…

Gelelim geri kazanım, ya da atıklardan kazanç elde etme konusuna;

Bu bölgede nedense bu işlerle uğraşanlara, uğraşmak isteyenlere hep ön yargı ile bakılmıştır. Söz konusu geri kazanım olunca, çevre, yeşil, doğa-severler mantar gibi ortaya çıkıyor…

Doğanın ortasına karayolları yapılıp üzerinden binlerce motorlu taşıtlarla sağlığa zararlı egzost gazının doğaya salınmasına evet, sanayi sinterinin bacasından çıkacak olan tozları toplayıp geri kazandırmak için milyonlarca lira yatırım yapmak isteyene hayır öyle mi?

Geçin bunları!

40 yıldır bu işi yani geri dönüşüm ve metalürji işini yapan Yıldırım Metalurji adında bir firma bölgede kurulu bulunan irili ufaklı çelik üretim tesislerinin ya da demir-çelik haddanelerinin bacalarında tutulan tozları geri kazanmak için çok önemli bir proje yaptı. Yaptığı işi Türkiye’de 3 ya da 4 yerde yapan tesisler de var üstelik. Üstelik baca tozlarını kilometrelerce mesafeden taşıyıp tesislerine getirmek zorundalar.

Ama biz ne yaptık?

Adamlara daha ‘baca tozu’ lafını duymakla birlikte başta köy halkı olmak üzere, köyün önde gelenlerini, siyasileri, basını adamların üstüne saldık…

Tamamlandığında son derece modern ve teknolojik donanımlı bir işletme olacak olan bu projeyi henüz ÇED raporu alınmadığı halde öncesi tu kaka ilan ettik!

Muallimköy halkına yanlış algı yaparak ‘istemezuk’ algısı yaratmaya çalıştık. Sanki bölgede yapılan ve köyün zararına olan her şeye zamanında tepki vermişiz gibi!

Ben bu olaylardan sonra gittim ve bu proje ile birlikte, Türkiye’de ve dünyada örnekleri olan tesisler inceledim ve ne doğaya ne de insana bir zararı olduğunu hiçbir belge ye da doküman da göremedim…

Ama dedim ya;

Ah şu ‘İstemezuk’ sevdası!

Şimdi de ömrünü tamamlamış lastiklerin geri kazanımı ve enerji elde etmek için yapılacak olan tesis konuşulur olmuş bölgede. Neymiş efendim; lastik yakılınca zehirli gazlar atmosfere bırakılacak, çevre felaketi olacak, insanlar zehirlenecek…

Geçin bunları artık!

Gezide, ortalığı kasıp kavururken, yakıp yıkarken ‘mesele yalnızca ağaç değil’ diyen aynı kafa değil miydi? Bırakın millete yalan söylemeyi! Bırakın teknoloji düşmanlığını!

Yıllardır bu bölgede kimyasal tesisler harıl harıl çalıştı. Organik fosfor içerikli, dünyanın yasakladığı bir çok aktif kimyasal madde imal edildi. DDT diye dünyanın başına bela olan bir tarım ilacı üretildi onlarca yıl bu bölgede. Onlara ses çıkaramayan ya da haberi olmayanlar bugün kalkmışlar etrafa çevre ve sağlık dersi veriyorlar…

Eğer bu ülkenin ekonomi ve sanayi alanında ileriye gitmesini istemeyip, her yeniliğe, her girişime kapıları kapatır onun altında bir şey ararsanız, art niyetlesiniz ve bu ülkenin geleceğini düşünmüyorsunuz demektir.

İşte bu zihniyet, ve bu zihniyete hizmet edenler çok şükür eski Türkiye’de kaldı. Geçen zamanda yaşadığımız acı tecrübeler bize gösterdi ki, bunların ‘İstemezuk’ dediği her şeyde devlet ve millet yararı vardır. Bu uzun yıllar test edilmiş ve doğruluğu tasdik edilmiş bir durumdur. Köprüyü istemediniz, Avrasya Tünelini istemediniz şimdi de Kanal İstanbul’u istemiyorsunuz, Taksim’de ağaç adı altında neler yaptığınıza, nelere mal olduğuna herkes şahit…

Şimdi de üreten, girişim yapan, Türkiye’nin enerji açığını azaltmak isteyenlere göz dikmişler…

Bu ülke yıllarca bu tür yaklaşımlardan, bu tür engellemelerden çekmedi mi zaten;

Ye bir şey biliyorsanız çıkın konuşun, bu işin neresinde insan ve çevre sağlığı var anlatın herkes gibi biz de bilelim, Ya da sonsuza kadar susun ki milletin kafaları karışmasın…

Bilmem anlatabildim mi?