GTÜ VE ETİK DEĞERLER



Bir süre önce gazetemizde, Gebze Teknik Üniversitesi’nde neler oluyor? Başlığında araştırma bir  haber yayınladık. Aslında haberde konu edilen GTÜ’nün yani Türkiye’nin 10 Araştırma Üniversitesi’nden birinin çok daha iyi yönetilmesi gerektiği, hukuki ve etik kurallara uyması, adalet duygusunun tahsisi ve liyakat anlayışının kurum atamaları ve görevlendirmelerinde hakim kılınması idi…

Üniversiteden bu habere anında bir açıklama geldi. Genel Sekreter vekilliği görevini yapan Nadir Yıldırım, gazetemize gelerek konuyla ilgili bazı açıklamalarda bulundu, biz de Yıldırım’ın GTÜ adına yapmış olduğu bu açıklamaya yer verdik.

Bu haberin ardından, üniversite içerisinden ve dışından çok sayıda mesaj, telefon ve mektup gelmeye başladı gazeteye. Meğer nasıl bir konuya deyinmişiz ki, işittiklerimiz ve öğrendiklerimiz yazdıklarımızın yanında devede kulak gibi kalmış;

Geçtiğimiz günlerde  GTÜ, bazı gazete temsilcileri ile kampüste bir basın toplantısı düzenlemiş. Ben izinde olduğum için  bu toplantıya katılamadım, zaten herhangi bir bir davet de almadım. Benim gibi birkaç arkadaşımızın da çağrılmadığını sonradan öğrendim. O toplantıda sayın rektör Gebze Teknik Eğitim ve Araştırma Vakfı’ndan bahsederken sanki böyle bir vakfın varlığından yeni haberdar oluyormuş gibi davranış sergilemiş. Habere giden arkadaşımın aktardıklarını dinleyip  ve çekilen görüntüleri gördükten sonra hayretler içinde kaldığımı söyleyebilirim;

Sayın rektör, sen bu vakfın toplantılarına katılıp 2-3 kez kentin valisi ve protokolüne vakıfla ilgili olarak sunum yapmadın mı? Bu vakfın çalışmalarını aktarmadın mı?

En son 2019 Yılı Şubat ayında Kocaeli milletvekili Fikri Işık ve Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy’un bulunduğu toplantıda vakfın çalışmalarını anlatmadın mı?

“Bu vakıf üniversite için bir şey yapmadı” diyorsun ama, vakıf üyeleri seninle aynı düşüncede değiller. Verdikleri bursları, yurt dışına yarışmalar için gidecek üniversiteli gençlere sağladıkları destekleri anlatıyorlar. Sayın rektör Aslan’ın “ Biz bu vakıfta yokuz, bize bir katkısı yok” gibi cümleleri gazetecilerin önünde ortaya sermesindeki amaç, GTÜ gibi bir üniversiteden ASELSAN gibi Türkiye’nin gurur abidesi kuruma geçen ve burada özellikle savunma sanayimize sunduğu katkılarla adeta destanlar yazan Prof.Dr. Haluk Görgün’ü itibarsızlaştırmak ise, bilin ki  bunu bu şekilde yapamazsınız?

Sayın rektör İster kabul etsin ister etmesin, Üniversite’nin dışarıda özel kuruluşların yaptığı başarı sıralamaları, ‘En İyi Üniversite’ balonları GTÜ’de yaşanan ve yaşatılan  sıkıntılı süreci örtmeye yetmez. Sayın Aslan, görev süresi boyunca maalesef bu kuruma bir ivme kazandıramadı. 2018 Nisan ayında Haluk Görgün dönemi sona ererken  8 bine yakın bir sınırda aldığı öğrenci sayısı bugün 10 bini geçmeliydi? Ama, 8 bin küsür sayıyla hala yerinde saymakta. Bugün üniversite bir cadı kazanı, herkes herkesin altını oymakta, dedikodu ve fitneler almış başını gidiyor. Burada yapılan uygunsuz ve etik dışı uygulamaları herkes konuşur oldu. Sayın rektör bu sorunları çözme yerine, hala başka isimler ve gereksiz polemiklerle ilgileniyor, sorunlara sorun ekliyor…

Adama demezler mi? Önce kapının önündeki çöpleri paspasın altına sürme, onları temizle sonra başkalarına kusur bul …

Ben şunu bilirim;

Gebze Teknik Üniversitesi bu kentin marka değerini taşımalı. Bu kentin bir realitesi olmalı. Ama bilime, teknolojiye, sanayiye ve Türkiye’nin kalkınmasına yaptığı katkılarla anılmalı.

Yapay zeka, nesnelerin interneti, dijital dönüşüm hamleleri ile öne çıkmalı. Sanayi kuruluşları GTÜ ile ortak proje yapabilmek için kuyruğa girmeli, hatta iş yapabilmek için araya hatırlı insanlar koymalı…

Kampüsün içerisinde bulunan zeytin ağaçlarından çıkan zeytinyağını şişeleyip gazetecileri veya gelen misafirlere  dağıtmakla anılmamalı…

Bingöl’de veya başka bir yerde çıkan balı araştırmak için buradan kalkıp kilometrelerce öteye  gidip, gereksiz konulara  vakit harcamamalı. Zira o işi yapan başka üniversiteler var. Bu kurumun bir teknik üniversite, mühendislik ve ileri teknolojilerin geliştirildiği bir Ar-Ge üniversitesi olduğu, sanayinin başkenti dediğimiz Gebze’de sanayi ve teknoloji alanında yapacak bir çok işi olduğu göz ardı edilmemeli…

Bu üniversitenin rektörünün diğer kurumlardan, diğer üniversitelerden ayrı bir yeri olmalı akademik dünyada. Bu kentte de sevilen, sayılan toplumun önünde olan bir figür olmalı. Her önüne gelene fahri doktora dağıtan, yönetim erkini yetersiz ve liyakatsız yöneticilerin güdümüne bırakan bir rektör olarak anılmamalı… Başta kurum içinde yapılan atamalar ve görevlendirmelerde adalet, hak ve etik kuralları öne çıkartan bir anlayışla bu kurumu yönetmeli…

Bugün GTÜ’de yapılan atamalar, yapılan kadrolaşma hukuka uygun ya da kılıfına uydurulmuş olabilir. Ancak YÖK’ün 22.10.2014 tarihinde yayınladığı ‘Yükseköğretim Kurumları Etik Davranış İlkeleri’ ne uygun mu? İşte  ona bakmak lazım.

Bugün gelinen noktada, GTÜ’deki  haksızlıklar ve kayırmalar  ve  ahbap-çavuş ilişkileri maalesef üniversite içerisinde ayyuka çıkmış durumdadır. Yerel basın ve bazı meslektaşlarımız benden sonra bu konuyu farklı farklı pencerelerden  gündeme taşıdılar. En son Kocaeli’nde yayın yapan Bizim Yaka gazetesinden Galip Ataman’da bu konuyu ‘GTÜ Rektörü Aslan ile ilgili ‘iddialar’ başlıklı yazısında, Rektör Aslan’a sorular yönelterek gündeme getirdi.

Her şey  o dağıtılan zeytinyağları gibi  saf ve berrak değil maalesef…

Görünen o ki, GTÜ’de olup bitenler daha çok su kaldıracak cinsten.

Ömrümüz yeterse bekleyip göreceğiz!