GÜZELLİK NEYİMİZE!
İstanbul seçimleri ile ilgili olarak YSK’nın vermiş olduğu karar, kimilerine göre skandal, kimilerine göre yapılan bu manipülasyonlar ve sandık oyunları ile seçimlere nifak sokanların duvara toslamaları olarak yorumlanıyor.
Öncelikle Türkiye bir hukuk devletiyse, demokrasi kurum ve kurulları ile işliyorsa hukuka güveneceğiz, ona sığınacağız. Bu bugün seçim sonuçları, yarın arazi anlaşmazlıkları, öbür gün hak ihlali ya da cana mala kast eden olaylar şeklinde karşımıza çıkabilir. Herkes haksızlık ya da hak engeli karşısında cezayı kendisi veremeyeceği, öyle bir rejimin de olmadığı düşünülecek olursa, çıkan yargı sonucuna saygı göstermek durumundayız. YSK’nın bu kararı sonrası Anayasa gereği gidecek başka bir kurum, merci olmadığına göre de çıkan bu sonucu içimize sindirmeliyiz…
Söz konusu bir hakkı birinden alıp başka birine vermek midir? Kesinlikle değil. İstanbul’da İmamoğlu’na kesin sonuçlar açıklanmadığı halde YSK tarafından verilen mazbata yine YSK tarafından geri alınmıştır. İtirazlar ve incelemeler sırasında YSK’ya her ortama “mazbatamı verin” diye dil döken bir başkan, mazbatanın alelacele verilmesinden sonra o dönem güvendiği YSK’ya 10 gün sonra mı güvensizlik duymaya başladı acaba?
Ben bu işin öyle sandık başında bir iki oy kaydırma, ilgisiz sandık görevlisi atama, birkaç yanlış oy sayımı ile geçilecek basit bir seçim oyunu olduğunu ilk başından beri düşünmedim. Bu iş bugün Türkiye üzerine oynanan büyük bir oyunun sadece seçim ayağıdır. Abdülhamit Han’ın da dediği gibi ortada bir ‘Tertip’ vardır. Büyük resmi görüp ona göre değerlendirme yapmak durumundayız. Planlayan, sahneye koyan, uygulayan ve yaygara koparanların hedefleri aynı…
Bu dolapçılar, İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerindeki ‘oy’un peşinde değil, oyunun peşindeler. İstanbul’dan bu seçim kargaşası ile başlatacakları bu yıkım hareketi ile ülke genelinde küresel ekonomik aktörlerini de devreye sokarak büyük bir kaos planının peşindeler…
Madem demokrasiye inanıyorsunuz, madem kendinize ve seçmeninize güveniyorsunuz; Sandıktan neden kaçıyorsunuz? Hak etmişseniz, dediğiniz gibi Sayın İmamoğlu, artık CHP’nin başkanı değil 16 milyon İstanbullunun başkanı ise; Sorun ne? Hal böyleyse, 23 Haziran’da sandıktan çok daha güçlenmiş olarak çıkacaktır!
“Her şey çok güzel olacak!” kulağa hoş geliyor.
Böyle mi güzel olacak?
Bu ağızla mı her şey güzel olur ?
Bir ana muhalefet lideri düşünün ağzından çıkan kelimelerin farkında bile değil. Bu ülkede ömrünün yarısından çoğunu hukuk okuyarak YSK gibi önemli bir kurulda görev yapan hakimler için sarf ettiği kirli ağız bir lidere yakışır üslup mu Allah aşkına!
YSK toplantısında oy kullanan hakimlerin isimlerini aynı kirli ağızla ifşa etmek, ortaya atmak hangi aklın ürünüdür acaba?
Bir muhalefet lideri göz göre göre devletin Anayasa ile garanti altına aldığı kuruma, hakimlerine ağıza alınmayacak hakaretler yapar, bilerek suç işler, bunu da meşruymuş gibi savunursa o partinin mensupları ne yapmaz?
Eğer bunları yapan bir liderse, kendisinden çok hitap ettiği kesimleri düşünmek zorundadır…
YSK ya da İl, ilçe seçim kurullarına itiraz edilerek hiç mi seçim sonucu değişmedi bu ülkede bugüne kadar. Yerelde olsun genel seçimlerde olsun bunu CHP’de defalarca yaptı Ak Parti’de, diğer siyasi partilerde. YSK bunun için var zaten…
Ortada vicdan ya da akıl gerektiren bir durum yoktur. Yargı kararlarını mevcut yasalara, kanunlara ve evrensel hukuka göre verir.
Ortada bir hile soygun ya da suiistimal varsa, bu da sonuçlara etki etmişse vatandaşın oyunu koruyacak, temin edecek bir kurum olacaktır. O da YSK’dır…
Anayasa’ya göre kurulmuş, kararları sorgulanamaz ve değiştirilemez bir kurumdur…
Bu seçim sürecini, seçim sonrasını bir kaos ortamına çevirmek ne ana muhalefet partisine, ne onun mensuplarına, ne de bu ortamdan beslenen zihniyetlere bir şey kazandırmaz…
Yargıya çete diyen, yargı kararını yok sayan bu zihniyetlerin, benzer yargı kararlarında mağdur olanlar feryat figan ederken neler yaptığını da iyi bilenlerdeniz…
Hak, hukuk sadece onlara gerektiğinde önemlidir; O zihniyetlerin dışında hak, adalet ve hukuk yok sanki ?
2007 yılında bir 367 garabeti ortaya atarak ülke demokrasisinin, yönetiminin önünü tıkayanlarla, bugün seçimlerin yenilenmesi ile ortamı fitillemeye çalışanlar aynı trenin vagonları… O gün ilk oylamada 357 geçerli oyun 352 ‘sini alan Abdullah Gül’ün, bir sonraki turda Cumhurbaşkanı seçileceğinin belli olmasından sonra 367 sayısı etrafında şer ittifakını toplayanlar, bununu için Anayasa mahkemesine gidip oralardan karar çıkartanlar sırf , Ak Parti den bir Cumhurbaşkanı olmasın diye her türlü entrikayı sergileyenler ile bugün İBB seçimlerinin yenilenmesi kararı sonrası ortalığı toz duman etmek isteyenler aynı kaynaktan beslenen odaklar. Değişen sadece zaman ve yüzler, ama zihniyet aynı zihniyet.
Eğer CHP, İBB’de sonuçlardan ve kendinden eminse bu hiddet, bu çıkışlar neyi? Seçim tarihinin açıklandığı 23 Haziran’a kadar biraz daha sağduyu, biraz daha sükunet içinde de bu işler yürütülebilir;
Mart’ın sonunda beklenen bahar geç gelse de;
Her şey Güzel olabilir di!
Ama bu üslup, bu yaklaşım, bu tarz, bu akıl ortadayken;
Güzellik neyimize!