GÜZELLİK REÇETESİ



GÜZELLİK REÇETESİ

Beni tanıyanlar bilir.Eski ev, konak,araba deyince bir hayranlık uyanır bende.Onlardaki yaşanmışlığı severim.Eski Türk filmlerini de severim.İçinde şimdiki film ya da dizi diye yutturulan yapımlardaki gibi entrikalar yok.Ya da nispeten daha az…
Bu filmlerde aslında başka şeyler,beni inceden inceye düşündürüyor.O bakmaya kıyılamayan güzellikteki ve yakışıklılıktaki oyuncular… İnsanın zaman içerisindeki başkalaşımını, kaybettiklerini ya da kazandıklarını , göz önünde olan ve tanınmış kişilerde tahlil etmek daha kolaydır.
İki ayrı hayatı anlatayım şimdi size…Zaman akıp giderken, vazifesini de yaparak gider.Güzelliği ve gücü alır.Yerine yüzde derin çizgiler ve acziyet bırakır.Bonkörce gözler önüne serilen güzellikler,haram bakışların tesiriyle yıpranır.”Vah vah ,ne hâle geldi ,ne güzel kadındı-ya da adamdı-” ifadelerinin muhatabı olur.Acı son…
Hak rızasından uzak bir yaşam ,bir kaybediş öyküsüdür aslında.Güneş lekeleri,sert ve anlamsız bakışlar, algıda zorlanma ve heba olup gitmiş bir ömür…
Diğer bir yaşam öyküsü de şöyle:
Albümler açılır.Gençlik yılları…Bir eski resimlere,bir de karşınızdaki ihtiyara bakarsınız.Yıllar bu kadar mı yakışır bir insana ? Yaş aldıkça güzelleşen,âdeta gençliğinden de güzel bir sima… Şaşırtıcı!Tonton,sevimli bir ihtiyar,ay gibi parlak bir ten, anlattığı dinlenir, aklı başında…Yani Hakka adanmış,Hakka uygun yaşanmış bir hayat…Gençlik yıllarının gafleti üzerinden atılmış bir hayat…Hayat basamakları tırmanılırken,her basamakta artan nedamet, gayret,Hak rızasına uygun yaşama konusunda istikrar…
Allah’ı bilen bir gönül; merhamet, hoşgörü gibi güzel duygularla,güzellik iksiri hazırlayan bir doktor gibidir âdeta.Gönül temizlendikçe,dış âleme sirayet eden bir güzellik…
Pahalı kremlerle değil… Hakkın yarattığı güzellikleri bozan bir dizi ameliyatla değil…Abdest ile güzelleşen yüzler,secde ile parlıyor.Sosyal ilişkilerde tevazu ile eğilen başlar hem Rabbimiz’i hoşnut ediyor,hem de insanların gönlünü fethediyor.
Gençlik yıllarını hızlı yaşayıp(!) sadece nefsine , arzularına göre yaşamış ,sonradan İslâm ile tanışmış nice ünlüler var.İsim vermek istemiyorum.Eminim okurken aklınıza birkaç isim gelmiştir.Onların üzerinden düşününüz.Öncesi ve sonrası nasıl diye ! Gençlikten de âlâ bir güzellik ve huzur yerleşmemiş mi simalarına?
” Kalp deniz,dil kıyıdır.Denizde ne varsa , kıyıya o vurur” demiş Mevlânâ Hz… Ömür,sadece dış güzelliğe takılıp onunla uğraşmakla geçerse,kalp ölür.Oysa gönül âlemini güzelleştirmeye çalışan, Hakkı hak-bâtılı bâtıl bilme çabası olan bir insanı da, yıllar hoyratça yıpratmaz.Yüzüne bıraktığı izler de bir asâlet ,bir güzellik olur.Bazen deriz ya “yaş aldıkça güzelleşmiş ” diye…
Rasulullah (S.A.V) Ebu Hureyre’den rivayetle şöyle buyurmuştur: “Ben ümmetimi abdest âzâlarından tanırım.Onlar abdestten dolayı yüzleri nurlu,el ve ayakları parlak olarak gelecekler.Ben havzın başına onlardan önce varacağım.”(Müslim)
İşte reçete elimizde.Abdestin nuru…Bir avuç abdest suyu,bir avuç dua ,tertemiz bir gönül alemi,hak yolda yorulan bir beden varsa hayatımızda ,bahşedilen sonsuz güzelliğe bolca şükür gerekir.
Güzellik reçetemizin olmazsa olmazlarını sıralayalım.Gerisini herkes kendi fıtratına göre tamamlar zaten.
Hayatın merkezine Kur’an ve sünneti yerleştirmek. _Alınganlık,suizan, kıskançlık vs. gibi duyguları hayatınızdan çıkarmak. _Hoşgörü ,hüsnüzan,vefa, merhamet gibi duyguları ,zirveye taşıma konusunda gayret… _Dünyanın geçici olduğunu idrak edip,ebediyete hazırlık. İki dünyada da hayrımıza olacak bir hedefe varmak için çalışmak.
_Boş vakit diye bir şeyin olmadığı bir hayat plânı yapmak.
_Tebessümün sadaka olduğunu unutmamak…

Meşhur estetisyen….nın ünlü….ya süper dokunuşu güzellik mi yani? İnsan suretinin dışında, bakıldığında insanı endişeye sürükleyen o garip ifadenin güzellik olduğuna kim inandırdı ki?

Güzellik samimi bir muamelenin yüze yansıması değil de nedir? Tramvayda yaşlı bir amca usulca omzuma dokunarak ;” otur sen kızım, ben iniyorum” dedi.Teşekkür ederek oturdum.Acil birkaç mesaja dönüş yapıp telefonu çantama koydum.Başımı kaldırınca bir teyzenin ayakta olduğunu görünce hemen kalktım; “çok özür dilerim,telefona odaklanınca ayakta olduğunuzu görememişim” dedim.Bir anda yüzündeki bulutlar dağılıp tatlı bir gülümseme yerleşti. “Gençler gördü ama kızım” dedi sitemle.”Öğrenecekler inşallah” dedim.Kısa tatlı bir sohbet başladı.Aynı durakta indik teyzeyle boynuma sarıldı yıllardır tanıyormuşcasına… “iyi ki tanıdım seni kızım” dedi kocaman bir tebessümle.Oysa birbirimizden ne kadar farklı idi görüntümüz… Ancak saygı her zaman farklı vizyondakileri bile bir araya getirebilen bir değerdir. İnsanı güzelleştiren, yıllar içinde sarkıp bozulmadan, küflenip kokuşmadan “insan kalma” ile başarılan güzelliğin botoksu gibidir…

Allah’ım “en güzel şekilde yarattım” dediğin kullarını, en güzel şekilde kalmasına yardımcı olacak bir imanla sen süsle…(Amin)
Baki hürmet ve dua ile…