HAYDİ TOPARLANALIM CÂNIM ÜLKEM



HAYDİ TOPARLANALIM CÂNIM ÜLKEM

Umudumun ayağı takılıyor merhametsiz insanlara!

Enkazdaki vatandaşlara telefon edip eğlenecek, ölenlere “ohh” diyecek kadar adilişen kim varsa onlara insan diyemiyorum, değiller de zaten! Eli cebinde enkazların arasında gezip,devlete yüklenmek için elinden geleni yapan siyasetçiler ve yandaşları, nasıl bir fayda sağlıyor bu tutumları ile? Her biri birer moloz kaldırsa fayda sağlayacakken ortalığı germeyi tercih ederek,aslında tarzlarını belli etmediler mi?

Ben daha çok yardım yaptım reklâmı derdine düşenler, yaptığı ile övünenler, “yardım yok” diye sahada ruhsuzca video çekip evine dönen sözde duyarlı kimseler,biz muhalefetiz ama “şunu yaptık,hükümet istifa” diyecek kadar kalbi ve akli dengesi kaymış olanlar!!! Bir durun, lütfen durun!Allah’a inanıyorsanız O’nun hatrına, yok inanmıyorsanız insan olmanın hakkını vermek için durun!İçinde bulunduğumuz imtihan sürecini farkedip,birlik olursak kolaylaşacaĝını idrak edelim.Her yıl afiyetle yiyip durduğumuz o aşureler,bölüşmenin bereketinin hikâyesi idi,bilmiyor musunuz yoksa!

Süreç zahmetli! Belki yıllar sürecek bir dönem bizim için bu…Neredeyse Almanya kadar bir yüz ölçümü, on il alt yapısıyla ve baştan aşağı yeniden imar edilecek.Okuluyla,hastahanesiyle,camisiyle ve tüm kurumları ile…

Bugün yaraya minicik bir pansuman gibiydi ilk hamleler! Şimdi başlıyoruz tadilata,yaraları hem madden,hem manen sarmaya,omuz omuza vermeye,tek yumruk olmaya, usulca üzerimizi silkeleyerek ayağa kalkmaya. Faydası olmayacak herşeyi kenara bırakabilir miyiz düşünelim.”Burada hiç birşey yokk!”feryadında olanların bir kısmı doğru ve haklıydı elbet.Zira alan büyük, sayı fazla,profesyonel ekip yetersiz.Bununla birlikte yapılabilecek olanın en iyisini yapmak üzere canlarını dahi hiçe sayarak çalışıyorlar.Nankörlük kadar insan vasfı ile örtüşmeyen bir duygu daha var mı bilemiyorum. Bir de yurt dışından gelen ekiplere övgüler dizenler var! Eyvallah geldiler, ama onlar geldikleri yere hazırlanıp yola çıktılar. Bizimkiler afet anıyla birlikte ilk andan itibaren oradaydılar, el-insaf!

Enkazdan çıkıp etrafın hayalet olduğunu söyleyenler, ağlayarak yardım isteyenler ilk şokun ardından “evet kimse yok,ama biz hayattayız, haydi Bismillah” deyip 3/5 moloz atsaydı hiç değilse yük azalacak ve elinden gelini yapmış olacaktı . Onların enerjisini aşağı çekecek videolar yerine,motivasyon oluşturacak bir iki kelime etseydik daha hayırlı değil miydi? “Evet, şu an ekip yok,elbet gelecekler,o arada gelin biz yıkıntılardan insan gücü ile yapılacak kadarını yapalım, yanınızdayız ” deselerdi videodan faydalı olmaz mıydı? Kolay değil elbet,kendi ruhen çökmüş bir insanın bunu yapması ancak deprem gerçeği olan bir ülkeyiz. Kulluk gücünü kullanmak diyoruz ya hani,hadi kullanalım o gücü!Yaşıyorsak hâlâ yapılacakları gözden geçirelim:

Müteahhidin kaliteli malzeme kullanıp, üzerine düşenin en iyisini yapması ve o evlerde can güvenliğinin sağlanmasının ilk vazife olduğu bilincini taşıması gerekir.

Devlet tüm imkânları seferber ederken,vatandaşın da samimiyetle,gösterişsizce ve cevval bir şekilde çalışması birliktelik bilincini besler.

Millet,ümmet bilinci ile keyif olan ne varsa tatil,alışveriş vs.den vazgeçip zekât,sadaka ile yaraları maddi ve manevi onarıma çabalama zamanı!Zor günlerden feraha beraberce çıkabiliriz.

Muhalefet olmak demek iktidar savaşıdır,ancak acının partisi,siyaseti olmaz.Halk birlik olsun istiyorsak muhalefet dahi devlete omuz vermelidir.Aslında muhalefet kaliteyi artırmak için vardır, aşağı  çekmek için değil!Yani bilmem hangi partili belediye bir yerde bir tadilat yapınca alkış tutulacak bir durum yok.Yapması gerekeni yapıyor o kadar!

Yağmacıya,”dur,haramdır” demek kulluk bilincidir. Fakat kocaman bir afetin ortasında yağma yapmayı akletmek,insanlık dışıdır. Toplum manevi değerler ile beslenmelidir.

Hakkı ya da ihtiyacı olmayan yardıma el uzatmamak kaliteli insan/kul davranışıdır.

Nankör olmamak,yalan haberlere çanak tutmamak,yapıcı cümlelerle devlete ve afetzedeye motivasyon vesilesi olmak umudu beslemektir.

İhtiyacı olanı ötekileştirmek insanî vasıflara sığmaz. “Suriyeliler yardımları yağmaladı” değil, onların ikamet ettiği alanda yıkım oldu ise ve ihtiyaçları var ise elbette alacaklar.Bu ülke sınırlarında yaşıyorsa…

Artıları takdir ederken ,eksi olanları da tamamlamak için çözüm odaklı adımlar atabilmek basiret meselesidir.

Merhametli evlâtlar yetiştirelim. Yaşlarına uygun durumu anlatalım.Çocuklar acıdan, sıkıntıdan izole büyüyemez.

Yardım kolilerine yazlık elbise,nişanlık,topuklu ayakkabı,kirli çamaşır koyma cüreti gösterenleri tespit edip,insan olmanın ne olduğunu hatırlatmalı (!) Ve belki de caydırıcı ve had bildirici olması açısından mali bir ceza uygulanmalı.

Ben değil, biz deyip koordine hareket etmenin çözüme katkısının farkına varılmalı.

Çok katlı, eski yapıların bakımları ,gerekirse kat indirme işlemleri tez elden halledilmelidir.

Hayatı sosyal medyada değil,gerçekten yaşamaya özen göstermek elzem.Ve gördük ki bazı sanal ağlar, insanlığı öldürmüş ve  enkaz altında bırakmış. Umarım devlet eliyle tamamen kaldırılır, kısıtlanır.

Deprem bölgesindeki halka şahsi ve alanda kullanılmak üzere gönderilen maddi ödenekler yokmuş gibi;”deprem vergileri ne oldu?” diye zırvalayanlara da akıl sağlığı diliyorum.

Velhâsıl-ı liste uzar gider,süreçte uzun … Hani entelektüellik için hayatı olumlama şeysi yapanlar vardı:) Nerede onlar!? Karanlıkta önünü göremeyip düşen ve yerden kalkmaya çalışana el uzatmak mı, yoksa başına geçip “nasıl düştün,bak dizlerin kanıyor, ne aptal şeysin!” demek mi fayda sağlar? Semud kavmini bilirsiniz; yaptığı güçlü, dayanıklı evlere güvenip “hiçbir güç yıkamaz” demişlerdi de Allah onları korkunç bir sesle helâk etmişti. Şu durumda “yol yaptı, hastahane yaptı, yıkıldı” deyip bıyık altından gülmek içler acısı bir tavırdır. Türkiye tarihin en güçlü iki depremi birkaç saat arayla yaşandı.Allah’ın kudretine ne dayanabilir ki! “İnsanı ölümden ancak eceli korur” deriz ya,ecel gelmedikten sonra 79. saatte üzerine kar yağan enkazların altından sağ çıkan minicik yavruları görmedik mi?Oysa iki saatte bir en çok emzirilmediğinde ortalığı yıkıp ağlarlar değil mi?

Ez cümle, insan olalım demeyeceğim,

“insan kalalım”

Zira ayeti kerimde zaten “biz insanı en güzel şekilde yarattık” buyuruyor Rabbimiz.(Tin sûresi)

Allah’ım ümmeti Muhammed’i semavi ve arazi her türlü musibet ve kötülükten muhafaza eyle … (Amin)