Hayvan, insan ve doğa sevgisi



Merhabalar, değerli dostlarım.

Öncelikle geçmiş olsun İzmir diyorum. Ölümler var, yaralılar var. Ölenlere rahmet diliyorum.

Yaralılara acil şifalar diliyorum. Lütfen gerekli dersleri alalım artık.

Hem yetkililer, hem vatandaşlar olarak.

***

Geçen haftaki yazımla ilgili görüşlerini belirten dostlara çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

Neyse gelelim bugünkü konumuza.

Hayvan ve doğa sevgisiyle ilgili yazayım diye düşündüm bugün. Biliyorsunuz, sizden gelenlere cevap veriyorum. Bu vesileyle Tülin hanıma selamlar…

Mesela maske takmayan, bu konuda kurallara uymayan insanlar için ne diyoruz?

 Böyle insan olur mu, kendini düşünmüyorsun bari diğer insanları düşün…

Bir insana virüs bulaştırsan bunun sorumluluğunu nasıl taşırsın?

 Yani sorumluluk duygusu gelişen insanlar böyle düşünüyor.

Hayvanlara, doğaya zarar veren insanları gördüğümüzde yine empatiyi, sorumluluğu sorguluyoruz.

Bakıyorsunuz hayvanlara karşı çok kötü davranılıyor ya da sizin bakmaya kıyamadığınız denize başka birisi çöpünü atabiliyor…

Değerli dostlar, dönüp dolaşıyoruz her konuda sorunların adresi, aile olarak karşımıza çıkıyor.

İşte tüm bu arzu ettiğimiz insana yakışan özellikler aile yaşamında kazanılıyor, neler bunlar peki?

Vicdan ailede kazanılır,

Dürüstlük, ailede kazanılır,

Halden anlama(Empati) ailede kazanılır,

Sorumluluk duygusu ailede kazanılır,

Kendi dışında bir dünya olduğu bilinci ailede kazanılır,

Arkadaşlık ve iletişim kurma yeteneği ailede kazanılır,

 Farklı görüşlere saygı,

Hoş görülü olmak,

 Paylaşmak,

Yardım etmek gibi değerler…

 Aileden kazanılır.

İnsanın bu değerlere, bu inceliklere sahip olabilmesi için önce kendini değerli hissetmesi ve bu değer ölçüsünde tüm doğaya, canlılara değer vermesi gerekir.

Şimdi soruyorum size, çocuklara kendini değerli hissettirecek olan kim aile, doğa ve hayvan sevgisini kazandıracak olan kim, yine ailedir.

Örneğin hayvandan korkan bir anne, çocuğuna hayvan sevgisi verebilir mi?

Hayvanlara şiddet uygulayan bir baba, çocuğuna böyle bir sorumluluk kazandırabilir mi?

Rahmetli babaannem, çiçekleri sularken konuşurdu, tavukları yemlerken konuşurdu.

Köpeğimiz öldüğünde birlikte ağlamıştık.

Mesela yazarken hatırladıklarım bunlar, babaannem ne güzel örnek olmuş bize.

Çocuğa evde besleyebileceği, sevebileceği, ilgilenebileceği balık, kuş, kaplumbağa alınabilir veya sokak hayvanları besletilebilir.

Bu süreçte çocuk yani bir kedinin, bir kuşun, bir balığın nasıl bakılıp büyütüldüğünü yaşayarak gördüğünde, hem mutlu edecek hem de mutlu olacaktır. Buna bağlı olarak da çeşitli özellikler kazanacaktır.

Düşünsenize dostlar, arkadaşlık ilişkisi kuramayan, içe dönük çocuklarda, otizmli çocuklarda iletişim yeteneklerinin gelişiminde çok etkili olabiliyor hayvan sevgisi.

***

Peki buraya kadar hem fikirsek yani çocuklara hayvan sevgisini, doğa sevgisini, insan sevgisini verebildiğimizde harika bir toplum oluyoruz. Veremediğimizde ise günümüz modern zamanlarını yaşamaya başlıyoruz.

Modernleşmeyle birlikte irademizi tatmin etme biçimleri de değişti.

 Her türlü doğaya, hayvana, insana şiddet denen bir davranış biçimi gelişti.

Modernizm, insana farklı bir özgüven yükledi ve apartmanda yetişen çocuklar maalesef doğayla bütünleşemedi.

Sonuç olarak çocukluk travmaları çözümlenemeyince ortaya şefkat, merhamet yoksunu, iç dünyasındaki problemleri şiddetle ifade eden, dünyada yalnızca kendisi yaşıyormuş gibi hareket eden insanlar ortaya çıktı.

Hasılı, istediğimiz insan tipi gökten zembille inmeyecek. Ne dersiniz?

Hoşça kalın.