Anasayfa > Köşe Yazıları  >  İLİMDE YARIŞAN BİR AİLE; YILDIRIM

İLİMDE YARIŞAN BİR AİLE; YILDIRIM



Kıymetli okuyucularım bu yazımızda sizlere ilim dolu bir evi tanıtacağım: Körfez’de yaşayan ‘Yıldırım Ailesi”… 3 kıymetli evlatlarının kaleme aldıkları birbirinden farklı ve araştırmaya dayanan eserleri üzerinde bir yazı yazmayı ve bu aile kutlamayı gerekli kılmıştır. Tarih, İlahiyat konusunda derin araştırmalara dayanan bu eserleri sizler için üç eser, bir aile olarak paylaşıp bu eserleri alıp, okumanızı siz okuyucularımıza ısrarla tavsiye ederim. Tarihçi-Yazar Fatma Hale Yıldırım, İlahiyatçı-Yazar Gülşah Yıldırım ve İlahiyatçı-Yazar Kübra Yıldırım hocalarıma sonsuz teşekkürlerimi sunar, başarılar dilerim.
OSMANLI TIP ESERLERİNDE CÜZZAM XV. VE XVI. YÜZYIL
Cüzzam hastalığı, Türk tıp tarihi açısından önem arz etmektedir. Bu anlamda geçmişte Osmanlı Devleti’ni derinden etkileyerek kendisine has kurumlar oluşturulan ve mütenevvi şekilde tedavi yöntemleri geliştirilen, tanısı ve tedavisinin zor olduğu dönemlerde bile devletin içtenlikle “meczumları şehirden süreler” ifadeleriyle ferman çıkartmış ve bu hastalığın tedavisi için bir engerek yılanından dahi deva aranmıştır. Bu kitap XV. ve XVI. yüzyıllarda kaleme alınan Osmanlı tıp yazmaları ışığında, cüzzamın ve cüzzamlının durumunu ortaya koymak açısından hastalığın, Osmanlılar üzerindeki tesirini ve sürecini belirlemek ve tedavi yöntemlerini incelemek üzere hazırlandı. Osmanlı kurumlarının ve Osmanlı hekimlerinin gelişimiyle bu hastalığa karşı mücadele yöntemleri incelendi.

TASAVVUF MÜDAFAASI CEM‘U’L-ESRÂR
İslâm’ı anlama, yaşama ve uygulama şeklinde tartışmaların vuku bulduğu bir dönemde (17.-18. yy.) âlim kimliği ve bir sûfî olarak ortaya çıkan Abdulganî en-Nablusî, tasavvufî pratikler konusunda yaşanan tartışmalara şahit olmuş ve buna karşılık olarak birçok risale kaleme almıştır. Özellikle semâ, devran ve raks meselelerine dair yapılan itirazların hedefinde tasavvufun gayrimeşru bir alan olduğunu iddia edenlere cevaben tasavvufu müdafaa etmiştir. Bu kitapta Nablusî’ye ait Cem‘u’l-Esrâr fî Men’il-Eşrâr adlı yazma eserin tahkiki ve dizgisi yer almaktadır. Türkiye’de henüz üzerinde çalışılmayan tasavvufu müvi dafaa niteliği taşıyan eserin 17.-18. yy. İslâm dünyasında yaşanan dinî ve ilmî hayata ışık tutması ve çok yönlü ilim adamı olan müellifin meseleye yaklaşımı günümüz açısından mühim değer taşımaktadır. Zira aradan geçen kaç asırlık zamana rağmen tasavvuf İslâmî İlimler arsında ayrı bir ilim olarak yer almış görünse de maalesef tenkitlerin odak noktasında bulunmaya devam etmektedir. Bu sebeple kitabımızın tasavvuf tarihinde yaşanan tartışmalara bir cevap niteliği taşıdığını ve mevzunun daha iyi anlaşılacağını düşünmekteyiz. Ayrıca fıkhî yönü kuvvetli olan Nablusî’nin söz konusu eserinin sadece tasavvuf tarihi açısından değil diğer İslâmî İlimler içerisinde de yapılacak çalışmalara katkısı olabİleceğini söyleyebiliriz.

AZÎZ NESEFÎ’YE GÖRE TASAVVUFTA İNSAN VE ÂLEM EL-MAKSADÜ’L-AKSÂ
Bir hayli zamandır ilgilendiğim ve gerek zihin gerek gönül dünyamda aydınlanmalara yol açan tasavvufî düşüncenin özelikle insan ve âlem konusuna olan yaklaşımı oldukça dikkate değer nitelik taşımaktadır. İnsanın kendini kaybettiği bu çağda özünü bulabilmesi, yaşadığı âlemle irtibatını keşfedebilmesi oldukça zor gibi görünse de kendini dar kalıplara geçiren, kemâlatının farkında olmaktan uzak, ruhunu ilahi güneşin ışığından modern dünyanın karanlık zindanlarında yitiren modern insanın kanayan yarasına ilm-i tasavvuf asırlardır adeta merhem sürmektedir. Özellikle belirtmek gerekir ki kadim düşünce geleneği içerisinde önemli bir mevzu olarak yerini alan insan kimdir? âlem nedir? gibi sorular sonraki süreçte hem Doğu felsefesinin hemde Batı felsefesinin tartıştığı konular arasında önemle yerini almıştır. Tasavvuf vahdet-i vücûd nazariyesi Tanrı-âlem-insan konusunda ileri sürdüğü düşünce sistemiyle epistemik ve ontolojik sahada sorgulanan varlığa dair bu sorunsalı cevaplar mahiyettedir. Zira insanın kendini bilmesi, hakikatini tanıması neticesinde mikro âlem olarak kabul gören insan makro âlemi tam manasıyla bilerek idrak edecektir.


Sıradaki Habere Kaydır