İradenin Tezahürü…
İrade; tanım olarak kişinin özgür bir durumda kendi isteklerini yapma, harekete geçirme kapasitesidir kısaca. İradenin hayvanlardan farklı olarak, insana dair bir varlık olması onu kullanması gerektiğini hatırlatır bizlere.
İrade bebekliğimizde ağlamalarla, tatlı gülümsemelerle gösterir yüzünü. Duygularını ifade eden yavrularımız daha iyi anlatır kendini Dünyaya. Sorumluluğu yoktur, iradesi henüz tam olarak gelişmemiştir. Sonrasında yavaş yavaş büyür ve anne baba tutumları ile çevresi doğru- yanlış algısını, hangi yönde iradesini kullanacağını belirler. Tabi çocuğunuza seçim hakkı verebildiyseniz.
Sonra büyürüz ve farklılaşır Dünya gözümüzde. Anne babamızın tavırları ilk çizgimizi oluşturur, onunla başlarız yürümeye.
“Oku” emrinin muhatabı olur geçmişimize, yaşamak istediklerimize dışarıdan bakarız. Okur, görür ve yaşarız. Buna göre de yeni doğrular ve yeni yanlışlar ediniriz. Şu da var ki; Dünya kadar kitap okuyalım, öğrenelim irademizi kullanıp bildiğimizi yaşamadıktan sonra, kendimizi yormaktan başka bir işe de yaramaz.
Saffat 137-138’ de “Hala akıl edip düşünmez misiniz?” diyerek ve bunun gibi yüze yakın ayette Rabbimiz bizleri düşünmeye sevk eder. Yola yanlış başlamış, üzerine taş koyulmuş ya da yanlış yollara sevk edenler olabilir, hatta irademizi kendi ellerimizle teslim etmiş de olabiliriz. Lakin bunlar sorumluluğumuzu ortadan kaldırır mı? Tabi ki hayır… Başkasının iradesine bırakılan yaşam ne kadar bizimdir. Yüzde kaç “yaşadık” diyebiliriz kendimize.
Aklın varlığı, bizlerin düşünüp karar vermemiz gerektiğini fısıldar kulağımıza. Karar ver ve yaşa…
Sonrasında ne mi olur. Doğru bildiğimizi yaşarız ve beynimiz buna göre şekillenir. Biz güzel yaşadıkça beynimizdeki etkileşimler, bizleri daha güzel bir yaşantı için teşvik eder. Tabi iradeyi kullanmak şartı ile…
Şu da var ki; inandığımız gibi yaşamazsak yaşadığımız gibi inanırız. Çözüm mü?
Oku
Akıl et
Düşün
İradeni kullan
Ve yaşa…
İradeli bir yaşam duası ile…