İTTİFAK!
İttifak; Sözlükte ‘ortak faydayı sağlayacak karşılıklı çıkarlara dayalı kurulmuş ilişkiler’ olarak geçiyor. Son dönemde Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili genel seçimleri için bir araya gelen partilerin oluşturdukları ittifaklara baktığımızda iki ayrı ittifakın birbirinden tamamen ters iki amacı olduğunu görüyoruz.
Bu uygulamayı ortaya ilk atan ve MHP ile güç, gönül ve iş birliği yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Cumhur İttifakı için teklif kimden geldi, kim şekillendirdi onu bilemem ama bugün Ak Parti ve MHP’nin bir araya gelerek oluşturduğu bu birliktelik, ülkenin geleceği, birlik bütünlük ve istikbal temel doğruları olarak bakıldığında çok daha önceden oluşturulması gereken bir bütünlük olmalıydı;
“Cumhur İttifakı”na Büyük Birlik Partisi de dışarıdan destek verecek. Aday listeleri oluştuğunda görüldü ki BBP’de başta genel başkan Mustafa Desdici olmak üzere bazı isimler AK Parti listelerinde yer buldu. “Ahdim olsun” diyerek daha fazla özgürlük, daha fazla adalet vurgusu ile açıklanan Cumhur İttifakı’nın seçim manifestosunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ekonomik şahlanışını sağlayacak vaadini ise “Faiz, cari açık ve enflasyon düşecek” diye ilan etmişti.
Gelelim ortada henüz bırakın bir manifestoyu, yazılı bir dökümanı, ortak bir söylemi bile olmayan adını da, Cumhur İttifakını taklit edercesine ‘Millet İttifakı’ olarak açıklayan oluşuma;
CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi ile ‘güdük ortak’ Demokrat Parti’nin oluşturdukları millet ittifakı, yıkma, bozma, “ bizden sonra tufan’ anlayışıyla yola çıkan 3 benzemez ittifakı gibi bir görüntü verdi şu ana kadar. Aynı oy pusulasında buluşan üç partinin ,bugüne kadar Türkiye’nin yönetimine ilişkin yapacakları projelere dair bir işarete henüz rastlanamadı. Akıllarını fikirlerini sadece “yıkacağım, asacağım, keseceğim…” olarak formüle edilen sözlerle bozmuşlar sanki. Böyle olunca da bu cephenin “yıkım” koalisyonu olduğunu seslendirmekten başka bir yol kalmıyor galiba!
CHP, İyi Parti, Saadet ve onun anlayışını seslendirenlerin hiçbir yerde ekonomiye şöyle bir yöntemle düzelteceğim”, “ terör sorunun şu şekilde kökünden çözeceğim” “ Türkiye’nin Dünya üzerindeki gücünü ve itibarını şöyle yapıp yükselteceğim” dediklerini duydunuz mu? Bu 3 partinin ülkenin refahı için, istikbalinin sağlanması için bir ortak politika ürettiğini, millete ‘ ülke için çaba harcıyorlar’ dedirtecekleri bir projeleri olmuş mudur?
Bugün Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tura kalırsa ne yapar da Erdoğan’ı koltuktan indiririz diye politika üreten bu ittifak, HDP Başkanının tutukluluğunun kaldırılması için de ‘kafa birliği’ yapmışlar çoktan. Her üç adayın da terör sevdalısı Demirtaş’ın tahliyesini istemesi başka neyle açıklanır ki? Erdoğan’a olan kin o denli gözleri kör etmiş ki, bu gün Selahattin Demirtaş’ın dışarıda olmasını savunan SP’nin ‘Bilge Adam’ı Karamollaoğlu bile, “ Cumhurbaşkanı adayı eşit şartlarda yarıştırılmalı” diyerek bu terör destekçisinin eline, geçmişte ‘ Demirtaş’ı parlatma’ döneminde olduğu gibi bir bağlama uzatmıştır…
Bu terör destekçisinin 6-7 Ekim 2014 tarihinde halkı sokaklara direnişe çağırdığını ve çıkan olaylarda ölen 50 kişinin azmettiricisi olduğunu çoktan unutmuş belli ki.
Keza, 2015 yılında gerilla kıyafetleri giyerek çıktığı kürsüde “Bizim önümüzdeki dönem en önemli gündemimizin biri de, Başkan Apo ya özgürlük olacaktır” diyen bir terör sevdalısını mı dışarıda Cumhurbaşkanı adayları ile eşit bir yarışta görmek istiyor acaba?
Temel beyin de içinde olduğu bu üçlü koalisyon; Türkiye’nin geleceği ile ilgili vizyon, proje ve hedefler yerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nasıl indirileceği, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ne zaman yıkılacağı , devasa yatırımların ne zaman durdurulacağı ve Türkiye’nin uçaklarının nasıl satılacağı gibi absürt konulara söz birliği etmiş gibi odaklanmış durumdalar. Sokaktaki marjinal gruplardan sosyal medyadaki trol hesaplara kadar tüm muhalefete sirayet eden söyleme maalesef Cumhurbaşkanı adaylarının miting konuşmalarında da rastlamaktayız.
Bu ülke bu tarz çıkışlar yapan ve direkt mevcut lideri ya da iktidarı hedef alan söylemlerin sonuçlarını iyi bilir. Örnekler ve yaşanmışlar ortada. Meydan kürsülerinden atıp tutup sandık milletin önüne konulduğunda içi boş bir çuval gibi düşenleri de iyi bilir;
O yüzdendir ki, herkese biraz daha akıl-fikir, biraz daha sağduyu, biraz daha demokrasi ve hoşgörü salık vermekten başka yapacak bir şey yok;
24 Haziran seçimlerinin tatlı bir yarış içinde geçmesini, milletin hak edene hak ettiği payeyi vermesi , kavga ve yıkım üzerine yürüyen bu ortamın yerini huzur, barış ve kardeşliğe bırakmasını vatan, millet ve bayrak sevgisinin egemen olmasını diliyorum.