İZ BIRAKAN “KINA”MAK…



İZ BIRAKAN “KINA”MAK…

Peygamber Efendimiz (sav): “Bir kimse din kardeşini bir günahı dolayısıyla ayıplarsa, ölmeden evvel mutlaka o günahı işler. Yani kardeşini bir ayıpla kınayan, o ayıp işi işlemeden ölmez!” (Câmiu’s-Sagîr, c. II, s. 161) buyurmuşlardır. Toplumsal, örfî ya da dinî açıdan hoşa gitmeyen, uygun bulunmayan bir durumu, yererek, küçümseyerek dile getirmeye kınamak diyoruz. Kınama ; yapıcı olmaktan uzak,çözüm bulmak yerine olayın öznesini değersizleştirmeye yönelik bir tavırdır. İnsanın kendi nefsini yüceltmesine ve kibire kapı aralaması sebebi ile Efendimiz(S.A.V) bu konuya dair bir sınır çizmiştir. Yasaklanmasının yanında, caydırıcı olması açısından,kınadığının başına geleceğine vurgu yapılmıştır.

Toplumda yaşanan pek çok ahlâkî bunalıma tepkimiz kınama şeklinde oluyor yazık ki! Bu sebeple olsa gerek kısır döngü içindeyiz.Kınanılan neyse,tekraren yaşanıyor gibi. Efendimiz insanları cahiliyenin karanlığından,iman nuruna yükseltirken nasıl bir üslup kullanmıştır?Kimseyi incitmemiş,aşağılamamış yanlış birşeyi düzeltmek için, incelikle anlatmıştır,yeni bir yol göstermiştir.

Kınamak yerine, önce anlamak gerekir.

Mevlânâ Hz.nin şu hikâyesi düştü yüreğime;

Bir adam, şeyhlerden biri hakkında:

–  Doğru yolda değil, diye konuşuyordu, şarap içiyor, mürai ve pis. Böyle adam nerden müridlerin imdadına yetişecek?!

Bir başkası da ona:

– Edebe riayet et, büyükler hakkında böyle zanda bulunma, de­di. Böyle şey olmaz ya, olsa bile, bir katre pislik bir denizi kirletebi­lir mi?!

–  Ey mürid, ben onu bir mecliste gördüm, dedi adam, takvası yok, müflis biri. inanmıyorsan bu gece kalk da onun günahkârlığını kendin gör.

Geceleyin o adamı bir pencere başına götürdü:

– Bak da fasıklığı, işreti gör! Gündüz riyakâr, gece fasık.

Şeyhin elinde dolu bir kadeh vardı. Mürid bunu görünce:

– Şeyhim, sen de aldatıcısın? Sen, Seylan’ın şarap kadehine işe­diğini söylemez miydin?!

Şeyh dedi ki:

–  Gel de, bu nasıl şaraptır, gör!

Mürid gelip baktı, gördü ki halis bal. O zaman şeyh, müridine:

– Yürü git, bana şarap bul, dedi, bir hastalığım var, şarap içmek zorundayım. Zaruret vakti her pis temiz sayılır.

Mürid meyhaneleri dönüp dolaşmaya, şeyh için şarap aramaya başladı. Fakat meyhanelerdeki küplerin hiçbirinde şarap bulamadı.     

Hurma şarabıyla dolu olan küpler, balla dolu hale gelmişti. Şarapçılara:  

-Aldırışsızlar dedi, bu ne iş, hiçbir küpte şarap bulamıyorum.          

Bunun üzerine bütün aldırışsızlar ağlayıp ellerini başlarına vurarak şeyhin yanına geldiler:

– Ey büyük şeyh, dediler, sen meyhaneye geldin, ayağının hürmetine bütün şaraplar bal oldu. Şarabı arıttın, bizi de kötü huylardan arıt!

Cihan baştanbaşa kanla dolu olsa, Allah eri yine ancak helal yer. (alıntı)

Karşıdan bakıp gördüğün kadarı ile karar verip kınadığımız ne çok şey var! Kınamak, dedikodusunu etmek kolay ancak anlamak,dinlemek,yardım etmek zor değil mi? Aslında pek çok problemde kolaya kaçılması sebebiyle,yol alamıyoruz. Gelişmek, sorumluluk almak demektir. Kınayıp kenara çekilince, mükemmel olmuyoruz,çözüme ulaşamıyoruz. Söylenilen bir söz varsa,güzele/hayra/umuda anahtar olmalı. Allah Rasulü (S.A.V) “ya hayır söyle ya sus” diyerek ölçüyü öğretmiştir. Aksaklığı ya da aksaklığa kapı aralayacak durumu dile getirirken bile,üslubumuz incelik olmalı. “Yanlış üslup, doğru sözün celladıdır” sözünü biliriz hepimiz. İman ettiğimiz dinin kutsal kitabı olan Kuran’da, Firavun’a dahi “leyyin” yani yumuşak söz ile anlat tavsiyesi vardır. Din sadece seccadeyle, bir aylık Ramazan orucuyla sınırlı değildir. Bir yaşam tarzıdır. Hayatı imar etmektir. Örneğin; bir Ömer iman ettikten sonra cennetlik Hz.Ömer olur. Şu hâlde İnandığımız din,hayatımızda ahlâki bir imar vesilesi olmuyor, dilimizi,duygumuz,tavrımızı terbiye etmiyorsa nasıl varlığından söz edebiliriz ki?

Sınırsız hayat yaşamak istiyorsanız, bu geçici imtihan dünyasında bazı sınırların içinde kalmayı ve bu sınırlar vesilesi ile kalbi,zihni temiz tutmayı seçmelisiniz. Sonsuz özgürlük için, dünyada İslâm ile çevrilmiş bir hayat felsefesi elzemdir iman eden yüreklere…

Mübarek üç aylar vesilesi ile;kulluğumuzu,insanlığımızı,inancımızı güçlendirecek takva ile süsle bizleri Allah’ım…(Amin)

Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…