Kaos bu kulübün göbek adı!
Yine sorun, yine Gebzespor!
Yine sıkıntı, Yine GEbzespor!
Yine kaos, yine Gebzespor;
Bu kulübün kaderi mi bu sıkıntıları her dönem yaşamak, binlerce taraftarına yaşatmak!
Anlamak mümkün değil;
Gebzespor’un büyük umutlarla göreve gelen yeni yönetiminin ömrü maalesef uzun olmadı. Teknik direktör Tuncay Soyak’la başlayan istifa çıkışı bir domino etkisi yarattı ve yönetimin önemli bir kısmı da ard arda istifalarını verdi.
Gebzespor’da bu süreç nasıl yaşandı, buraya kadar nasıl gelindiğini sorgulamanın, buradan bir günah keçisi çıkartmanın gereği yok. Kimseye bir faydası da yok!
Ama şunu söylemek lazım; Bu yönetim, Gebzespor’u bulunduğu o lağım çukurundan çıkartmak, bir üst lige taşımak için son şansıydı.
Maalesef bu yaşanan son olaylar sonrası o şans daha yolun başında kaybolmuş oldu…
Hüseyin Deniz ilk kez ortaya çıkıp, “Babamın yarım bıraktığı işi tamamlamak istiyorum” dediğinde heyecanlanmış, ne yalan söyleyim umutlanmıştım…
Kendisiyle konuşup ilk desteği verenlerden biriydim. Teknik adam olarak Tuncay Soyak’ın, yardımcılığına Şükrü Köksal’ın adı geçince de, “Oldu bu iş” dedim kendi kendime…
Hatta yönetimini son ana kadar kamuoyuna duyurmadığında da, içerisinde güçlü ve bu yapıya katkı vuracak isimlerin olduğunu tahmin etmiştim.
Ama ben bile yanıldım maalesef. Yönetim listesi tam bir yamalı bohça gibiydi; Teknik kadroda tam bir bilmece gibiydi. Önce Şükrü hoca gibi yıllardır Tuncay Soyak’la çalışmış, Gebzespor’u bilen, BAL Ligi’ni iyi bilen bir teknik adamın olmayışı, yerine Darıca G.B’de daha önce Soyak’ın teknik adamlığı döneminde futbol oynamış Ozan Yörükçü’nün gelmesi, ardından Oğuz Öktem’in transferlerde adeta tek yetkili gibi adımlar atması, bu adam bu takımda oynar mı? Oynamaz mı diye bakmadan bir biri ardına transfer edilen oyuncular , Başkanın oğlu, yöneticinin kardeşinin takıma getirilmesi hepsinden önemlisi tüm bu olup bitenlere seyirci kalan bir teknik direktör…
İddiaya girerim ki; alınan bu oyuncuların hiç birini Tuncay Soyak daha önce izlememiş, takip etmemiştir. Eğer izleyip, takip edip de aldırdıysa da kusura bakmasın ama Tuncay hoca bu işi bir daha yapmasın, gitsin Hali sahasında futbol okulunda küçük çocukları çalıştırsın!
Evet Gebzespor’un sorunları çoktu…
Maddi imkansızlıklar, transfer yapacak para sıkıntısı vardı.
Maalesef bu süreçte Deniz ve ekibi bu mali yapının üstesinden gelemediği gibi, kent dinamiklerinden ve başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere Gebze Belediyesi ve Gebze’li sanayicilerden bir destek bulamadı…
Önce Kurban alanları için sözler alındı ama bu sözler yerini meclisten çıkan, taksitlerle verilecek olan 200-300 bin TL’ye bıraktı. Bu ne beklentileri karşılayacak, ne de yaraya merhem olacak bir rakamdı;
Böylece ilk çöküntü yaşanmış oldu…
Takım sezon başında öyle veya böyle oluşturuldu. Eldeki mevcut duruma göre transferler yapıldı, astronomik rakamlarla oyuncu alınmadı. Ancak alınan oyuncuların da bu ligde iş yapıp yapamayacakları sürekli konuşuldu durdu. Sezon hazırlık kampını ucuz olduğu için Kartepe’de yapan takım, maalesef o beklenen rüzgarı estiremedi. Hazırlık maçlarında iyi sonuçlar gelse de takımın öyle ligi koparacak, sirküle edecek. Başkan Deniz’in de dediği gibi “Vura vura şampiyon” olacak bir halinin olmadığı anlaşıldı…
Lige başlandı ancak takım beklenenden uzak bir görüntü verdi. Zaman gerekir dendi ancak bu kez de taşlar yerine oturmadı. Ardından parasal sorunlar öne çıktı. Oyuncular ve teknik kadroya ödemeler yapılamadı. Bir de oyuncu yapısının beklenenden uzak olduğu ortaya çıktı ve iç sahada Gebzespor’dan çok daha güçsüz bir mahalle takımı olan Yalova Kadıköyspor takımı karşısında silik bir futbol sonucu alınan 2-1’lik mağlubiyet ikinci çöküşü hazırlamış oldu;
İşte bugün istifaların havada uçuştuğu sürecin başlangıcı da, içerideki bu maç oldu.
Teknik patron Tuncay Soyak ve gerçek patron Hüseyin Deniz’le olan anlaşmazlıklar, Deniz’in kötü futbol, oyunu okuyamama ve kadro seçimi ile ilgili Soyak’tan hesap sorması, bu süreçte ortaya çıkan ve başkan Deniz’i hedef alan spekülasyonlar…
Takımın sahadaki hayalet hali, yönetime de yansıdı, yönetim başkanının arkasında duramadı, kendi içinde meselenin çözülmesini sağlayamadı.
Sezon başında futbol şube sorumluluğuna getirilip, takımın iplerinin eline verildiği Oğuz Öktem’in kardeşi Yılmaz, Hüseyin Deniz’in oğlu Denizhan’ın yeniden GEbzespor’a döndürülmeleri yanlış hamlelerdi. Bu iki oyuncunun gelişleri maalesef takımdaki birlik ve bütünlüğü bozdu, ‘Gebzespor’da hanedanlık’ yorumlarına vesile oldu. Ama bu iki oyuncunun alınışında Hüseyin Deniz’den önce sportif direktör Oğuz Öktem’in ve bu işe olur veren teknik patron Soyak’ın dahli olmuştur. Bu iki oyuncunun kadroda yer almaları yanlıştı, akrabalık bağları dolayısıyla da etik değildi. Bunun kötü bir gidişatta ilk önüne koyulacak hamle olacağını Başkan Deniz’in bilmesi lazımdı.
Sadece bu iki oyuncu mu?
Bu takımda değil oynaması, kadroya girmeleri bile zor olan oyuncuların alınmasında da yine Oğuz Öktem ismi öne çıkıyor. Denizhan’ın zaten Gebzespor’da olduğunu, Diyarbekirspor’a imza atmadan takıma alındığını düşünürsek, Yılmaz gibi bu kulübün ağırlığını kaldıramamış, bu kulüp içerisinde olaylara sebep olmuş, trübünlerin büyük bir bölümünün tepkisini almış bir oyuncu yeniden Gebzespor’a alınmamalıydı.
Gebzespor’un kazandığı Buca maçı ve Çayırova maçlarını da dahil iyi futbol oynamadığı, gelecek için umut vermediği biliniyordu. Bu belki bir şekilde atlatılabilir, kadro revizyonu yapılabilirdi. Ancak bu Soyak ve Deniz sürtüşmeleri yüzünden yapılamadı. Tuncay hoca görevi bırakıp tesislerden ayrıldıktan sonra, içeride kazan daha çok kaynadı. Yönetim kurulu üyeleri, ister Soyak’ın yanında yer aldı denilsin, ister kendi başlarına karar verdiler denilsin maalesef kendilerini bu göreve getiren başkanlarının yanında yer almadılar.
Başkanlarını kulüpte yaşanan ilk sıkıntıda maalesef yüz üstü bıraktılar…
Oysa bu süreç konuşularak, uzlaşılarak hatta Başkan Deniz’e bazı yaptırımlarla giderilebilirdi. Ancak kendileri kolay olanı seçtiler ve istifa ettiler. Demek ki kendilerinin yöneticilik anlayışı ilk kriz çıkına kadarmış; Oysa bu göreve geldiklerinde Gebzespor’un ne durumda olduğunu, kendilerini nelerin beklediğini bilmeleri, tahmin etmeleri gerekirdi.
Son söz olarak;
Gebzespor bundan sonra daha iyiye gitmez. Bu takım bu yapıda 3.Lig’e de çıkamaz. Belki bir mucize amatör kümeye düşmez ama bu lağım çukurunda debelenir durur artık!
Gebzespor taraftarları, gelinen bu noktanın sadece yönetim-başkan-teknik adam üçgeninde oluşmadığını bilmelidirler. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın Kocaelispor’a kepçeyle verirken, Gebzespor’a sadece kepçeyi verdiği, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz’ün, Gebzespor’un bu sezonunu kurtaracak Kurban yerleri tahsisi yerine üç beş kuruş parayı, üstelik taksitlerle sunduklarını unutmamak gerek. BU destekler olsaydı bugün oyuncuların paraları ödenmiş, yönetim içinde bu sıkıntılar yaşanmamış olurdu.
Ancak Gebzespor’da gelinen bu nokta kimsenin beklemediği ve kabul edilemez bir durum olmuştur;
Hüseyin Deniz, bu kulübün kapanmasını istemediği için bu işin peşine düşmüş, bu kulübü bu zor dönemde üstlenmek istemiştir.
Ama sonuç ortada;
Daha sezonun başında adamı adeta ‘niye çıktın da bu kulübün kapanmasını önledin’ diye
Yerden yere vuracaklar belki de;
Eminim herkes şapkasını önüne koyar, biz nerede yanlış yaptık diye düşünür?
Zire, Gebzespor’dan başka Gebzespor yok!