KAPADOKYA’NIN SAKLI HAZİNESİ: SELİME VE IHLARA VADİSİ’NDE SELÇUKLU MEDENİYETİNİN İZİNDE
Aksaray’da kültür ve medeniyet tarihimizin izlerini araştırıyor, Evliya Çelebi’nin izinde belgesel tadında çekimlerimize devam ediyoruz.
Kültür ve Turizm İl Müdürlüğümüzün rehberliğinde, Aksaray’ın en önemli tarih, kültür, inanç ve tabiat turizmi merkezlerinden biri olan Selime ve Ihlara Vadisi’ndeyiz.
Burası gerçekten muhteşem bir coğrafya…
Hasan Dağı’nın eteklerinde, Melendiz Çayı’nın hayat verdiği vadiler, kayalara oyulmuş yapılar, peribacaları, kiliseler, manastırlar ve yüzyılların izlerini taşıyan eserler adeta bir açık hava müzesi meydana getiriyor.
Ihlara Vadisi, yaklaşık 14 kilometre uzunluğunda ve yer yer 100-120 metreyi bulan derinliğiyle Kapadokya’nın en özel vadilerinden biri. Melendiz Çayı vadiyi baştan başa kat ederken, kaya içine oyulmuş kiliseler ve tarihî mekânlar bu eşsiz tabiatla bütünleşiyor. (Aksaray Kültür ve Turizm Müdürlüğü)
Ancak burada önemli bir noktaya özellikle dikkat çekmek istiyorum:
Selime ve Ihlara Vadisi yalnızca erken Hristiyanlık ve Bizans tarihiyle anlatılabilecek bir coğrafya değildir.
Bu topraklarda Danişmendlilerden Anadolu Selçuklularına, Karamanoğullarından Osmanlılara ve Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan Türk-İslam medeniyetinin de çok önemli izleri bulunmaktadır. Aksaray’ın 12. yüzyıldan itibaren Selçuklu hâkimiyetine girmesiyle şehir ve çevresinde önemli bir imar ve medeniyet hareketi yaşanmıştır. (Aksaray Kültür ve Turizm Müdürlüğü)
Selime’de gezerken, bütün bu tarihî dokunun içerisinde Selçuklu dönemine ait bir kümbet, Selime Sultan Türbesi dikkatimi çekti.
- yüzyıla tarihlenen bu Selçuklu türbesi, bize Kapadokya’nın yalnızca kaya kiliseleri ve peribacalarından ibaret olmadığını; bu coğrafyada Türklerin Anadolu’yu yurt edinme ve medeniyet inşa etme sürecinin de çok önemli izlerinin bulunduğunu hatırlatıyor. (Kültür Envanteri)
Aksaray, Selçuklular döneminde son derece önemli bir merkezdi. Sultan II. Kılıçarslan döneminde şehir büyük bir imar hareketine sahne olmuş, Aksaray adını alarak Selçuklu dünyasında önemli bir merkez hâline gelmişti. (Aksaray Kültür ve Turizm Müdürlüğü)
İşte bu nedenle Selime’yi, Ihlara Vadisi’ni ve bütün Aksaray coğrafyasını sadece bir tabiat harikası olarak değil, farklı medeniyetlerin birbirini takip ettiği büyük bir tarih ve kültür coğrafyası olarak görmek gerekiyor.
1996’DAN 2026’YA DEĞİŞMEYEN HAYRANLIK
Bu bölgeye benim için ayrı bir anlam daha katıyor.
1996 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyetlerinin Başkanlar Konseyi toplantısı için Aksaray’a gelmiş, toplantının ardından Selime ve Ihlara Vadisi’ni gezmiştik.
Aradan tam 30 yıl geçti.
Bugün yeniden aynı coğrafyada, bu defa gazeteci ve belgeselci kimliğimizle, tarihe not düşmek ve zamana noterlik yapmak için kamera karşısındayız.
1996’daki hayranlığımız bugün de devam ediyor.
Fakat bugün baktığımızda gördüğümüz şey çok daha geniş:
Kapadokya yalnızca Ürgüp ve Göreme’den ibaret değil.
Selime, Ihlara, Güzelyurt, Hasan Dağı çevresi ve Aksaray’ın bütün tarihî coğrafyası; doğası, kaya yerleşimleri, inanç merkezleri, Selçuklu eserleri, Osmanlı izleri ve yaşayan kültürüyle çok daha geniş bir kültür turizmi destinasyonu olarak ele alınmayı hak ediyor.
Buraların daha fazla tanıtılması, tarihî eserlerin gün yüzüne çıkarılması ve Kapadokya’nın Aksaray boyutunun daha güçlü şekilde anlatılması gerekiyor.
Biz de İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi İKTAV’ın kültür hizmeti ve Devr-i Âlem belgesel çalışmaları kapsamında, dünyanın ve Türkiye’nin farklı coğrafyalarında olduğu gibi Aksaray’da da bu medeniyet mirasının izini sürmeye devam ediyoruz.
Evliya Çelebi’nin izinde…
Geçmişten geleceğe…
Tarihe not düşmek, zamana noterlik yapmak için…
📍 Selime – Ihlara Vadisi – Aksaray
🎥 Devr-i Âlem Belgesel Programı
📚 İKTAV – İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi
—-
AKSARYADA SELÇUKLU MEDENİYETİ
- Aksaray’ın Selçuklu dönemindeki yeri
Aksaray, 1142 yılında Selçuklu hâkimiyetine girdikten sonra Anadolu’nun önemli Türk-İslam merkezlerinden biri hâline geldi. Özellikle II. Kılıçarslan döneminde şehirde saray, medrese, zaviye ve kervansaraylar yapılması, Aksaray’ın sadece askerî değil, aynı zamanda ticari ve kültürel bir merkez hâline geldiğini gösteriyor. Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de bu dönemde çok sayıda Türk-İslam eserinin inşa edildiğini belirtiyor.
Hatta Aksaray Valiliğinin tarihî tanıtımında, II. Kılıçarslan’ın eski adı Arkhelais olan şehri Aksaray adıyla yeniden imar ettiği ve şehrin Selçuklu döneminde ikinci payitaht niteliği kazandığı belirtiliyor.
Bu nedenle Aksaray’ı Kapadokya’nın sadece Bizans ve erken Hristiyanlık tarihiyle açıklamak eksik kalır. Selçuklu döneminde burası güçlü bir Türk-İslam medeniyet coğrafyasıdır.
- Selime ve Selime Sultan Türbesi / Ali Paşa Türbesi
Burada sizin için özellikle önemli bir bilgi var:
Selime Sultan Türbesi, kaynaklarda Ali Paşa Türbesi ve Selime Hatun Türbesi adlarıyla da geçiyor.
Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kültür envanterinde yapı doğrudan “Selime Sultan Türbesi” olarak kayıtlı ve mimari çağı Selçuklu olarak belirtiliyor. Yapı, Ihlara yolu üzerindeki sekizgen gövdeli ve külahlı kesme taş bir türbe olarak tanımlanıyor.
Daha ayrıntılı araştırmalarda ise türbenin Selime Hatun Türbesi / Ali Paşa Türbesi olarak da adlandırıldığı görülüyor. Bir akademik çalışmada türbenin Selime Kasabası’nda, Ihlara yolu üzerinde bulunduğu ve aynı zamanda Ali Paşa Türbesi olarak bilindiği aktarılıyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Türbenin kitabesi bulunmadığı için kesin yapım tarihi ve banisi konusunda farklı görüşler var. Bu nedenle belgeselde “kesin olarak şu tarihte Ali Paşa tarafından yaptırıldı” demek yerine, “Selçuklu dönemine tarihlenen ve kaynaklarda Selime Sultan Türbesi, Selime Hatun Türbesi veya Ali Paşa Türbesi olarak geçen yapı” demeniz daha sağlam olur.
Aksaray Valiliğinin yayımladığı Aksaray Efsaneleri çalışmasında ise halk anlatısında türbenin Selçuklu döneminde Ali Paşa tarafından Selime Sultan/Hatun adına yaptırıldığı aktarılıyor. Ancak aynı metindeki kafatasları ve savaşlarla ilgili anlatılar açıkça rivayet niteliğinde. Bu nedenle belgeselde bunları tarihî gerçek olarak değil, “yörede anlatılan bir rivayete göre” şeklinde sunmak gerekir.
- Selime’nin stratejik önemi
Selime’yi yalnızca bir turizm merkezi olarak düşünmemek gerekiyor.
Selime; Ihlara Vadisi’nin sonlandığı, Melendiz Çayı’nın geçtiği, kayalara oyulmuş yerleşimleri, kale yapısı ve vadilere hâkim konumuyla tarih boyunca stratejik öneme sahip bir yerleşim olmuştur.
Aksaray Üniversitesi’nin Selime üzerine yaptığı çalışmada, Selime Kalesi’nin 11. yüzyıla tarihlenen önemli bir yapı olduğu ve bölgenin Hititlerden Romalılara, Bizans’tan Danişmendlilere, Selçuklulardan Karamanoğullarına kadar farklı dönemlerde kullanıldığı aktarılıyor.
Daha da ilginci, Aksaray Valiliğinin tarih anlatımında Selime Kalesi’nin Selçuklu sonrası siyasi mücadelelerde Ali Paşa’nın sığındığı yerlerden biri olduğu belirtiliyor.
Dolayısıyla Selime’deki türbe, kale ve çevredeki yerleşim dokusu birlikte değerlendirildiğinde Türklerin Kapadokya’daki tarihini araştırmak için çok önemli bir saha ortaya çıkıyor.
- Ihlara Vadisi’nin Selçuklu bağlamı
Ihlara Vadisi’nin daha çok Hristiyanlık tarihiyle tanıtılması anlaşılır; çünkü vadi, özellikle 4. yüzyıldan itibaren manastır hayatının önemli merkezlerinden biri olmuş ve çok sayıda kaya kilisesi meydana getirilmiş. Vadi yaklaşık 14 km uzunluğunda, Melendiz Çayı tarafından şekillendirilmiş ve yer yer 100–120 metre derinliğe ulaşan kanyon yapısına sahip.
Fakat buradaki önemli nokta şu:
Selçuklular bölgeye geldiğinde karşılarında boş bir coğrafya bulmadılar. Çok güçlü bir Bizans/Hristiyanlık mirasının bulunduğu bu coğrafyaya Türkler de kendi siyasi, sosyal ve kültürel varlıklarını eklediler.
Bunun güzel örneklerinden biri de Belisırma’daki Kırkdamaltı (Saint Georges) Kilisesi’ndeki Selçuklu Sultanı II. Mesud tasviridir. Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, kilisenin 1283–1295 yılları arasında dekore edildiğini ve freskleri arasında Selçuklu Sultanı II. Mesud’un tasvirinin bulunduğunu belirtiyor.
Çünkü bize şunu gösteriyor:
Ihlara ve Kapadokya’da farklı dinî ve kültürel gelenekler, Selçuklu döneminde aynı coğrafyanın tarihî dokusu içerisinde karşılaşmış ve birlikte iz bırakmıştır.
- Selime’den Aksaray’a uzanan Selçuklu medeniyeti
Selime’yi Aksaray merkezden kopuk düşünmemek lazım.
Aksaray’ın Selçuklu mirası içinde Sultan Hanı, Alay Hanı, kervansaraylar, köprüler, türbeler ve II. Kılıçarslan’ın kümbeti gibi çok önemli eserler bulunuyor. Örneğin TDV İslâm Ansiklopedisi, Alay Hanı’nı XII. yüzyıldan kalma önemli bir Selçuklu kervansarayı ve “sultan hanları” tipinin öncülerinden biri olarak değerlendiriyor.
Aksaray’daki II. Kılıçarslan Türbesi de bu mirasın önemli parçalarından. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Aksaray’ın II. Kılıçarslan tarafından yeniden imar edilerek Türk-İslam şehri kimliğine kavuştuğunu ve sultanın türbesinin Aksaray’da bulunduğunu belirtiyor.
“Ihlara Vadisi’ne baktığımızda yalnızca kayalara oyulmuş kiliseleri ve Kapadokya’nın Hristiyanlık tarihini görmemeliyiz. Bu vadiler, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinin de izlerini taşımaktadır. Aksaray’ın Selçuklu hâkimiyetine girmesiyle birlikte Selime ve çevresi, Türk-İslam medeniyetinin de iz bıraktığı bir coğrafyaya dönüşmüştür. Selime Sultan veya Ali Paşa adıyla bilinen Selçuklu dönemi türbesi bunun en dikkat çekici örneklerinden biridir. Böylece Ihlara ve Selime, farklı medeniyetlerin ve inançların yüzyıllar boyunca iz bıraktığı çok katmanlı bir tarih coğrafyası olarak karşımıza çıkmaktadır.”





