Kara elmastan Kara felakete!
Dilovası’nın kanayan yarası, burada yaşayan 50 bine yakın insanımızın kendi iradeleri dışında kömürle yaşamak zorunda bırakılması bir dramı da beraberinde getirdi.
Delovasının en hakim tepesi üzerine kondurulan Kömür OSB, bölgede sorun olmaya devam ediyor. Madencilik alanının karaelması, maalesef Dilovası halkının kara belası olmuş durumda…
Kömürcülerin Dilovası’nda OSB olma serüveni, 1996 yıllarına dayanmakta. 2001 yılında Kocaeli Valiliği ve KİAD( Kömür İthalatçıları Derneği ) şu anda faaliyette olan OSB’nen mevcut alanının değerlendirilmesi için Sanayi ve Ticaret Bakanlığına müracaat etmiş , 21.10.2003 tarihinde 217 sicil numara ile OSB sicil defterine kayıt edilerek tüzel kişilik kazanmış. 2010’da inşaatlar bitirilmiş ve toplam 79 hektar alana Kömür OSB adı altında Kömürcüler birer ikişer yerleşmişler.
2012 yılından itibaren bu alana, tüm Kocaeli ve Marmara bölgesindeki kömürcüler yerleşerek OSB’de katılımcı oldular. Halen kömür ithalatının % 30’a yakını buradaki firmalar tarafından karşılanmakta. Buraya kadar her şey hormal; Ama durum güllük gülistanlak da değil…
Geçtiğimiz günlerde Ak Parti İstanbul milletvekili Metin Külünk, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları hastanesini ziyaret ettiğinde Dilovalı bir aile önünü kesiyor ve “ bizi dinlermisin vekilim?” diye Külünk’ün karşısına dikiliyor. Haberini de gazetemizde yaptığımız bu vatandaş başlıyor anlatmaya, Külünk’de bu anı kameraya çekmeyer…
Adamcağız açıyor ağzını yumuyor gözünü;
Evlerinin içine kadar giren kömür tozlarını, bu tozlardan dolayı çocuğunun gözünün görme kaybı, eşinin ciğer hastası olduğunu anlatıyor. Çaresizliğin ve sesini duyuramamazlığın isyanının Külünk’le yaşıyor adeta…
Önceki gün gazete olarak, Kömür OSB’nin depoladığı ya da ürettiği kömürlerden uçup gelen tozların esir aldığı Dilovası Turgut Özal Mahallesini ziyaret ettik. İnsanlarla konuştuk, evlerine girip durumun vahametini görüntüledik. Gerçek bir çevresel dram yaşanıyor bu bölgede. Her evde 1 ya da 2 hasta insan var. Ciğerlerinden hasta olandan tutun da, hastalığı ilerlemiş ve kansere dönüşmüş insanlarla konuştuk . Görüşlerini aldığımız mahalle muhtarı da hastalığa yakalanmış ve yakın zamanda kemoterapi görmek için hastaneden çağrı bekliyor… Çocuklar okula giderken saçlarının arasında kömür tozları var. Elleriyle saclarını karıştırdıklarında, ellerinin karardığını gören çocuklar, evini, balkonunu temizlerken su yetiştiremeyen ve canlarından bezen ev kadınları “ Muhtarlığın önüne gidip feryat ediyorlar! “Biz ne zaman bu kömür tozlarından kurtulacağız”…
Bu bir dramdır;
Bu bir sosyal yaradır;
Bu bir halkı yok saymaktır;
İstanbul Milletvekili Metin Külünk’de en sonunda bu duruma el attı. Kendisine gelen bu şikayete ve sosyal felakete kayıtsız kalamadı. Burada kimsenin durumdan vazife çıkarmasına gerek yok. Metin bey bu meseleyi duyup, kalkıp Dilovası’na gelip ortalığı karıştırmadı. Buradaki OSB’de ya da arazilerde gezip araştırma yapmadı. Tamamen tesadüf eseri, bilmediği bir konuyu, tanımadığı insanları bir anda veryansın ederken buldu… Bu ülkenin bir duyarlı insanı, çalışkan bir vekili ve hepsinden önemlisi bir insan evladı olduğu için meseleyi yakından takip edeceğini ve gerekli yerlere konuyu taşıyacağını söyledi…
Hal böyle iken Dilovası’nın tepesine bu kömürcüler irili ufaklı yerleşirken, bizim bölge milletvekillerimiz, valimiz, belediye başkanlarımız ya da çevre kuruluşlarımız ne yapıyorlardı? Bu OSB’nin buraya kurulmasına onay verenler, bu tür sorunlar yaşayacağını, buradaki insanların bu tozlardan etkileneceğini nasıl kestiremediler? ÇED raporları, uzman bilirkişilerin gözlemlerine ne oldu?
Ya da tehlikeyi geç görüp bir şey mi yapamadılar?
Yoksa birileri mi enge mil koydu “ siz bu işe karışmayın” diye…
Dilovası’nı yönetenler, bu tür OSB’lere izin verip önlerini açanlar bu işten sorumlu değilmidirler? Bu insanlarla bizzat yerlerine giderek gidip görüştük. Ortada ne bir tiyatro var, ne de bir siyasi şov… Ortada insan sağlığını hiçe sayan sorumsuzların yol açtığı bir dram var… İnsana reva görülen bir değer, Bölgeye biçilen bir eder var…
Muhtar görüşmede de söyledi; “Dilovası halkına bu kıyımı reva görenlerle bu dünyada olmasa bile öbür dünyada görülecek hesabımız var” .
Yoldan geçenler, evinden çıkanlar hepsi aynı şeyi söyledi; “ Bizim sağlığımızla oynayanlardan , bizleri yok sayanlardan birisi hesap sorsun. Yoksa hepimiz birer ikişer bu tozların yüzünden heba olup gideceğiz.”
Haberi toparlayıp çıkarken biri daha önümüzü kesiyor; “Buradan akan bir dere var. Yağmur yağdıktan sonra gelin bu derenin rengini görün. Kömür tozları ile karışmış halini çekin” diye sesleniyor. Hani bir dokun bin işit misali bir durum…
Bu mesele daha çok su götürür; Dilovası, sınırlarında 3-4 OSB’yi barındıran, Osmangazi Köprüsü’nün bir ayağının yer aldığı bir ilçe mi sadece? Hastaneler kömür tozunu soluyan insanları tedavi etmekte dahi yetersiz kaldığı bir ilçenin üzerindeki bu “Kara Tehlike”yi yok mu ortadan kaldıracak bir babayiğit. Yoksa Caumhurbaşkanının bir konuışmada kürsüden bu işin sorumlularını teşhir ettiğinde mi hamle yapacaksınız acaba? Dilovası’nda yaşanan bu drama bugün sırtını dönen meclis üyes, ilçe yöneticisi. belediye başkanı, Büyükşehir
belediyesi, il başkanı, çevre müdürlüğü, hatta bakanlık dahil kim varsa; Bu soruna el atmayan, çözümün bir parçası olmayanlar, yarın öbür gün önlerine konulacak faturanın ağırlığını şimdiden hesap etmeli…
Benden söylemesi!