Sayfa Seç

KASIM COŞKUSU…

reklâm

Yazar hakkında

Her yıl Ekim sonu geldiğinde içimiz kıpraşır, Kasım’a hazırlar sanki yüreğimizi, minnettarlığımızı, coşkumuzu… Bu yıl da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı coşku ile kutladık. Ne mutlu bizlere.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anıtkabir’de Aslanlı Yol’un başındaki yerini alması ile başladı tören. Devlet erkânı ile mozoleye yürüdüler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; Atatürk’ün mozolesine, üzerinde ay yıldız bulunan çelengi bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşımız okundu.

Daha sonra Misak-ı Millî Kulesi’ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel deftere yazdığı metinde şu ifadelere yer verdi:

“Aziz Atatürk,                     

Cumhuriyetimizin 98.yıl dönümüne kavuşmanın gururunu yaşadığımız bu müstesna günde, Zatıâlinizi, silah arkadaşlarınızı ve kahraman şehitlerimizi bir kez daha şükranla yâd ediyoruz.

Şehitlerimizin canları pahasına bizlere emanet ettiği Cumhuriyetimizi her alanda güçlendirmek, itibarını artırmak ve dünyanın en güçlü 10 ekonomisinden biri yapmak için gece-gündüz çalışıyoruz.

Tüm insanlığın Korona virüs salgını sebebiyle ciddi krizlerle boğuştuğu bu dönemde Türkiye, ihracat, istihdam, üretim ve yatırım alanında elde ettiği başarılarla kalkınma yolculuğunu sürdürmektedir.

Şanlı tarihî zaferlerle dolu kahraman bir milletin mensupları olarak Cumhuriyetimizi 2023 hedefleriyle buluşturmakta kararlıyız.

Ruhun şâd olsun.”

Resmî törenin ardından ziyarete açılan Anıtkabir’e Türkiye’nin pek çok yerinden gelen ziyaretçiler; küçük, büyük, genç, yaşlı insanlar akın etti. Ellerindeki bayraklar ve çiçekleri marşlar söyleyerek mozoleye bırakıp Anıtkabir müzesini ziyaret ettiler.

Fotoğraf: A.A. Ali Kemal Akan/29.10.2021

Biz bu törenleri hep coşkuyla kutlar, bayramlarımıza hep çalışır, önceden planlar yapar, gösteriler hazırlarız. Bu hazırlıklar bazen en büyük bayrak olur, bazen bu bayrağımızın halk tarafından taşınması olur, bazen binlerce insanın zeybek oynaması olur. Bu konuda gerçekten çok başarılıyız, hiç tevazu göstermeyelim.

2017 yılında İzmir Bayraklı ve Bornova belediyeleri 4000 kişiyle çalışmışlar, büyük organizasyon yapmışlar. Her yaş ve gruptan insanlar önce Zeybek oynuyor ardından giydikleri kıyafetlerle 4000 kişi Atatürk’ün kalpaklı fotoğrafına dönüşüyorlar. İtalya’da bir sunucu televizyon şovunda yer vermiş. Sunucu programında sosyal medyadan belirlediği bir görüntünün, ilk izlenimlerini ve hissettiklerini seyircileriyle paylaşıyor. Gerçekten izlemeye değer, kolaylıkla bulabilirsiniz şu başlıkla “Italian reaction to…”.

Programcı, 4000 kişi nasıl olur, aynı anda bir çeşit dans eder düşüncesiyle programında yer vermiş. Ancak davudî sesle okunan şiir ve Ege yöresi ezgimiz “Harmandalı Zeybeği”, asma davul, sipsi, klarnet ile tam bir şölen hem kulaklara, hem göze hitap ediyor. Tepkiler muhteşem, hele bir de sonunda oyuncuların üzerindeki kıyafetlerin renkleri ile toplaşıp, uygun şekilde yerleşip Atatürk portresi yapmaları programcıyı şaşkına çeviriyor.

Tüylerimiz diken diken yapan eşsiz müziğimiz, evet gösteride kullanılan müzik Gökhan Yeşilmen’in 6 yıl önce çıkardığı “Zeybek – Turkish Folk Music Collection” adlı albümünden. Bu albümde, Çökertme, Muğla Zeybeği, Kerimoğlu Zeybeği gibi zeybeklerimiz enstrümantal olarak yer alıyor.

Bunları gördükçe, duydukça ne kadar derin bir kültüre sahip olduğumuzu hissetmenin mutluluğu ve onurunu yaşıyoruz. Yalnız sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da ne çok tarihimiz, kültürümüz, değerlerimiz var.

TRT 1 kanalında yönetmenliğini yaptığım “Pelin Çift ile Gündem Ötesi” programımızda, profesyonel turist rehberi,  araştırmacı, yazar Serhan Güngör konuğumuz oldu.  Programda Pelin Çift’in deyimi ile “2500 yıllık yılanlı sütunun aslında dünyanın bir kehanet merkezi olduğu, Nazım Hikmet’in sürgün senelerinde vatandaşlığa başvuru belgesi (ki ilk defa ekranlarda yayınlandı), Mustafa Kemal Atatürk’ün Balkanlardaki hayatı, aşk hikâyesi, büyük babasının yaşadığı köy, ‘annecim Türkler geliyor’ sözü ilk nerede kullanıldı”. Konuğumuz Serhan Güngör hepsini anlattı ve sözlerinin arasında Atatürk için şunu dedi: “kaç ülkenin kurucusu şöyle bir şey demiştir ki: ‘Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür’ yani muazzam bir şey bu, muazzam bir tarihimiz kültürümüz var” ve daha neler neler kaçıranlar sosyal medyadan izlemeliler.

Bu günlerde müzik camiası içinde büyük besteci ve yorumcu Coşkun Sabah ile şarkı sözü yazarı, şair Ahmet Selçuk İlkan arasında bir atışma aldı başını gidiyor. Coşkun Sabah bir programa katılmış ve “Anılar” isimli unutulmaz eseri okurken, şarkının söz yazarından hiç söz edilmemiş. Bu şahane eserin söz yazarı da sitemini dile getirmiş efendim. Programlarda eserler icra edilirken şarkının tüm dosyasını belirtmek şart mıdır? Yani; besteci mi, güfteci mi, yoksa yorumcu mu ön planda olmalı? Bence asıl önemli olan; bi eseri alıp yorumlayan, albümünde yer veren ve layığı ile okuyup halk tarafından sevilmesini sağlayan kişidir yani solist. Halk asıl bu kişileri tanır ve eser; yorumlayan kişi tarafından sevdirilir. Programlar da kendi yapım içeriğine göre değişir. Kimi programda bestekârlar veya güftekârlar ön planda olurken, kimisinde solist üzerine yoğunlaşılır ki, genellikle özel içeriğe sahip değilse böyle olur. Pek çok sevilen eser halk arasında Zeki Müren şarkısı ya da Emel Sayın’ın şarkısı veya Erol Evgin şarkısı olarak bilinir. Ancak özel ilgisi olan, bu konuları merak eden kişiler beste kime ait, bu şahane sözleri kim yazmış veya hangi makammış? Araştırıp öğrenir. Bunların yanında; bizler yayıncı olarak, yayınladığımız her eserin, telif hakları yasası gereği Eser Çizelgelerini doldurmak ve yayıncı kurumda yetkili birimlere teslim etmek durumundayız. Yayıncı kurum da yasalar çerçevesi içinde bu esere emek vermiş olan kişilerin haklarını verir. Ha programın yapısı gereği; eser hakkında bilgiler vermek yayının zenginliği açısından tabii ki önemlidir veya alt bilgi olarak da verilebilir ancak özellikle yayın sırasında illa ki belirtmek gerekir diye bir konu da mevzu bahis değildir.

Bir de kendinden sıkça söz ettiren dizi var: “Kulüp” içeriği ve konusuna girmeyeceğim ama çok başarılı, hepsi birbirinden değerli pek çok oyuncu yer almış. Salih Bademci, Fırat Tanış, Gökçe Bahadır, Barış Arduç, Metin Akdülger… bir süre sonra izlendiğinde sanırım dev kadro bir arada denecek bir çalışma olmuş. Dizide müziklerde var, gerçi dizi için yeni bestelere de yer verilmiş ve güzel eserler var. Salih Bademci çok güzel yorumlamış bütün şarkıları ve karekterini muhteşem yaşatmış. Dizi içinde kullanılan şarkılardan biri çok tanıdık, taaa uzaklardan geldi içime sanki “Yoo Era Ninya” ne güzel bir melodi… hatırladım sonradan, seneler önce Şehnaz okumuştu bu harika besteyi “Sen Yağmur Ol Gel” di Türkçe sözleri… Yani seven kişi illa ki araştırıp hatırlıyor veya öğreniyor. Yeter ki, sizler yazın, besteleyin yorumcular okusunlar… Bizler de müzik ve sanat dolu günlerimizle yaşayalım, yaşatalım müzik sevgimizi…

Türkçe’nin büyük ustası, çok kıymetli şair, mütevazı bir kişi, okuduğumuzda şiirden uzaklaşmaz, tam da şiirin içinde buluruz kendimizi… Sezai Karakoç, Mona Roza’ya yazdığı mektubunu şöyle bitiriyor hayatı gibi.

 “Beni çıkardığında

  Anlamın bozulmuyorsa

  Bundan böyle ayrı yazılalım.”

Saygı ve minnetle, esen kalın…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.

Son Videolar

Yükleniyor...

error: Content is protected !!