KENDİNLE BARIŞMAK
Bir insanın kendine küsmesi ne acı bir durumdur.
Küs olduğunuz biri ile ne kadar mutlu olabilirsiniz.
Peki insan neden kendine küser?
Ruhu “Çığlıklar atar git buradan, derslerini al, yoluna devam et yürü der.”; zihin ise “Hayır ben bu savaşı kazanacağım, ben bu kaderi değiştireceğim.” der.
Yaşadıklarını kabul etmez, bırakamaz.
Kabul ederse, bırakırsa yenileceğini düşünür. Savaşır yere düşer, kanlar içinde kalır, defalarca ölür ama tekrar aynı amaç için ayağa kalkar ve aynı şekilde savaşır.
Peki kaderiyle girdiği bu savaşı kazanabilir mi? Yaşadıkları değişir mi? Sil baştan yapabilir mi? Kendini, duygu ve düşüncelerini yok sayarak devam edebilir mi?
Yaşananların kabulü ile başlar her şey.
Yaşananları değiştirmek için verilen savaş seni hep başa döndürür.
İnsan ne bırakır ne de devam edebilir. Ve anladım ki; “Kaderi değiştirmek, dönüp tekrar sil baştan başlamak değilmiş, yaşadıklarını değiştirmeye çalışmak değilmiş, kendini yok sayıp da olan ile mutlu olmaya çalışmak değilmiş.”
Kaderi değiştirmek; önce her şeyi olduğu gibi kabul edip, her şeyi artı ve eksisiyle görüp, kendi duygu düşünce ve hissettiklerini kabul edip, anlayıp, kendinle barışıp kendine güç olmak ve yepyeni kararlarla yeni sen olmak, yoluna devam etmekmiş.
Var olan kaderi değiştirmek uğruna ne çok kendimi yok saymışım, içimdeki çocuğu kırmalarına izin vermişim, duygu, düşünce ve hislerimi yok sayıp kendime haksızlık etmişim, ruhumun sesini kısıp, zihnimin sesini açıp yolculuğumu unutmuşum.
Şimdi biliyorum ki, ben bu dünyaya kendi yolculuğumu yaşamaya, kendi hikayemi yazmaya geldim.
Yaşam devamlı geri dönmek değil, derslerini alıp yeni bir sen olarak her gün yeniden uyanarak, bir önceki günden dahi özgürleşmek, yola devam etmek ve tekâmülünü tamamlamak.
Canım ruhum, canım kalbim, canım bedenim seni bu zamana kadar üzdüğüm, kırdığım, haksızlık yaptığım için özür dilerim.
İnsan belki de en çok kendinden helallik almalı!
Ben bugün kendimle doya doya barışıyorum.
Ve anladım ki; “Kendiyle barışan, hayatla barışır.”