KESER DÖNDÜ, SAP DÖNDÜ!
2017-18 yıllarında, ulusal bir gazetede ve internet sitesinde yazılar yazan bir gazeteci Gebze ve Bölge Belediyelerde cirit etmeyi başlamıştı.
Özellikle , FETÖ’nün gerçekleştirdiği 15 Temmuz hain darbe teşebbüsü sonrası ortaya çıkan tabloyu ve havayı iyi koklayan bu adam, Gebze ve Darıca Belediyesinde ya dönemin başkanları ya da başkan yardımcıları ile sıkı fıkı ilişkilerini, milletin darbe gecesi ve sonrasında yaşadığı sıkıntılı süreci de istismar ederek ranta dönüştürmenin hesaplarını yapıyordu…
Kimdi bu gazeteci?
Tabi ki Süleyman Özışık…
Bugün ortaya çıkan ve ülke gündemine oturan tabloya baktığımızda, Süleyman Özışık ve kardeşlerinin organize suç lideri Sedat Peker’le olan diyaloğu, devletin içerisinde kendilerini bir yer edinme çabaları gün yüzüne çıkmış durumda…
Peker’in ülke dışından yayınladığı videolara isimleri yansıyan, çete lideri tarafından konuşmaları deşifre edilen Özışıklar, Gebze ve Darıca Belediyesi’nden nemalandıkları o yıllara tekrar götürdü bizleri;
Süleyman Özışık’ın Gebze Belediyesi’nde ‘Yazarlık Okulu’ adı altında yaptığı işler, kestiği faturalar o günlerde de sorulmuştu, geçen zaman içerisinde de soruldu ancak tek bir bilgi verilmedi. Sonrasında bu zat-ı muhterem, aynı işi Darıca Belediyesi’ne yaptırmak, oradan da nemalanmak için girişim başlattı ancak Başkan Şükrü Karabacak engeline takıldı.
O dönemlerde yazdığı 15 Temmuz ve FETÖ ile ilgili yazıları okunma rekoru kıran Özışık, bu özelliğini Belediyeler üzerinde kullanırken, kendisine bu yazarlık okulu için geçit vermeyen dönemin Başkanı Şükrü Karabacak için Türkiye gazetesinde ve kendi internet sitelerinde ‘FETÖ’cü Başkan’ yazılarını kaleme aldı…
Sonrasında Gebze Belediyesi’nde 3 dönem, son yerel seçimler sonrasında da Darıca Belediyesi’nde de 1 dönem bu okullar bir güzel başlatıldı, faturalar ardı ardına kesilip paralar tahsil edildi…
Şükrü Karabacak gibi Ak Parti’nin Darıca Belde kurucu başkanı, 3 dönem Belediye Başkanlığı yapmış bir isme büyük bir vefasızlık yapıldı o dönem. Özışık’ın siyasi linçine hedef olan Karabacak için ne dönemin Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker’den, ne de Darıca Belediyesi’ni kendisinden devralan Muzaffer Bıyık’tan tek bir tepki ya da eleştiri gelmedi…
Üstüne üstlük bu zatı muhtereme 15 Temmuz’u anma günlerinde plaket verildi, toplu ödeme yapılan imzalı kitapları alınıp raflara dolduruldu…
Sanki kısa bir süre önce kendi partilisi, kendi başkanını acımasızca itibarsızlaştırmak isteyen Süleyman Özışık değildi;
Hep birlikte şunu ortaya koydular!
‘Sen kim oluyorsun da 15 Temmuz’un usta yazarına hayır diyorsun!’
O dönem gazetemde ve bu sütunlarda bu duruma tepkimi koydum!
Allah’ı var Şükrü Karabacak o dönem ve sonraki dönemlerde tek bir açıklama ya da suçlama yapmadı..
Bu gün birçoklarının olmadığı kadar vakur durdu, partisine zarar gelmesin diye yapılanları içine attı. Belki de tekrar aday gösterilmeyerek de ağır bir bedel ödedi…
Bugün gelinen noktaya baktığımızda ise, Sedat Peker’in toz dumana kattığı, özel konuşmalarını deşifre ettiği Özışıkların aslında ne olduğu ortaya saçılmış olmadı mı?
Peki bu adamların bir iki satır yazısına konu olmak, o şaşaalı dönemde Özışıkların rüzgarından faydalanmak için kendi partilin bir başkanı harcamaya değdi mi?
O dönem bu isimlerle fotoğraf çektirmek, paylaşımlarını sosyal medya hesaplarında yer vermek için birbiriyle yarışan başkanlar, başkan yardımcıları ve daire müdürleri…
Bugün Süleyman Özışık’la olan resimleri hesaplarından silmek için aynı yarışın içine girmişler maalesef…
Söz uçar yazı kalır!
O gün neler yaptığınız, kendi partiliniz bir başkana yapmış olduğunuz itibarsızlaştırma hamleleriniz laflarda değil, arşivlerde kalan yazılarda mevcuttur…
O gün Süleyman Özışık paylaşımı yapan, Başkan Karabacak için yazmış olduğu yazı için ‘ Kendi fikridir, yazabilir’ diyen isimler bu gün hala Ak Partinin çeşitli organlarında ya da Belediyelerinde görevdeler…
Hiç mi pişman değiller acaba?
‘Vefa İstanbul’da bir semt adı değildir’ sözünü hiç mi hatırlamazlar acaba?
Ne demişti eskiler;
Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner!
O gün bu gün işte…