KIL,COOL,KUL…
Mesafemi muhafaza ederek sıradaki beyefendinin arkasında,çantamdan cüzdamı çıkarmaya çalışıyordum.Arkamdaki hanımefendi beni görmüyor gibi (!) iki büyük adımla beyefendinin hemen arkasına geçiverdi.
Cool yanım; “takılma,iki dakika daha beklesen ne olur ki!” diyordu.
Kıl yanım:) “ne susuyorsun,sıra sende!” diyordu.
Kul yanım ise; “boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hak soracağı gün hatrına,hakkını helâl ediver. Ama kul hakkı hassasiyetini ona da öğretmelisin!” diye kıvranıyordu.
Gözlerimden dışarı hangisi sızdı acaba diye düşünürken,kasadaki beyefendinin yarı mahcup “buyrun hanımefendi” diyen sesiyle kendime geldim.
Sıra beklenilen durumlarda malesef sıkça yaşanılan bir konu bu durum.Meselâ; oruçlu olmanıza rağmen pide kuyruğunda…Ya da hacca/umreye gitmek için yola koyulduğunuzda dahi!
Kulun kalitesi,beşerî münasebetlerinde ortaya çıkıyor. Yeni tanıdığınız bir insana, ne huşu ile kıldığı namazından ötürü,ne de infaktaki bonkörlüğünden hayran olursunuz.Insanlara olan tavrı ve değer verişi kalır akıllarda…
Öyle bir yaşamalı ki,şairin dediği gibi beni öldürmeye gelen bende dirilmeli!
Gönlüme bu söz üzerine Beyazid Bistami Hz düştü …
Bâyezîd-i Bistâmî Hz. bir gün yağmurlu havada Cumâ namazına gitmek için evinden çıkar. Yağmur nedeniyle etrafta çamur deryaları oluşmuştur. Yolda ilerlerken yağmur yeniden bastırınca kendini bir evin ihata duvarının dibine atar. Yağmur azalınca çamurlu ayakkabılarını duvara sürttürüp temizler ve yoluna devam eder. Camiye yaklaşınca ayakkabılarını başkasının duvarına sürtüp temizlediği aklına gelir. “Adamla helalleşmeden Cumâ namazı kılamam” diye düşünür ve geri döner.
Tanımadığı adamın kapısını çalar. Adam bir mecusidir. Geliş sebebini sorar. Bâyezîd-i Bistâmî Hz. durumu anlatır ve özür diler.
Mecusi şaşırmıştır:
-“Duvarlar zaten çamur içinde, sizin ayakkabınızın çamuru zarar etmez” der.
Bâyezîd-i Bistâmî;
-“İster küçük, isterse de büyük olsun bu bir haktır. Helalleşmeden olmaz.”
-“Sizin dininizde mi var bu?”
-“Evet dînimiz ve bu dînin peygamberi olan Muhammed aleyhisselâm bize bunu öğretti.” dedi. Mecûsî;
-O hâlde biz niçin bu dîne girmiyoruz? diyerek kelime-i şehâdet getirip Müslüman olur.(alıntı)
…….
İslâmı tebliğden,iyiliği tavsiye ve kötülükten alıkoymaktan bahsederiz hep!Ya birileri bize bakınca hayran olmak yerine “böyle Müslümanlık olmaz” diyorsa peki!Bu vebal ağır gelmez mi?
Hal dilimiz konuşmalı öyleyse! “Cool” davranış kibir mi dersiniz?Ya insanları kaçıran kıl davranışlar ne ola?İnsana yakışan en kusursuz hal “kulluk” elbisesidir dostlar…Ama fazlalıklarımızla sığamıyoruz içine sanki! Fazla kilodan dar gelen elbise misali…Kulluk elbisesine sığmak için kin,nefret,kabalık,kıskançlık,tembellik gibi gereksiz kalorilerden kurtulmalı!
“Dindarlık,takva,Müslümanlık” gibi kavramlardan yıllarca “öcü”den kaçar gibi korkuldu.Oysa İslâm bir yaşam tarzı idi.Ne sadece ibadetle sınırlıydı,ne de sadece iyi olmak yetiyordu.İbadet ve muamelâtın en kaliteli senteziydi.Ve insan,kulluk şuuruyla güzelleşiyordu.Değerleri,hassasiyetleri ile yaşayan yaşlılar bunun en güzel örneği. Tecrübesine ihtiyaç duyulan,saygı gösterilen,tonton…Yaşlandıkça bir kenara itilen değil,yaş aldıkça tecrübelerinden faydalanılan…
Günlük hayata yön vermeye, kul hakkı hassasiyetinden başlamalı öyleyse.Söz verdiğimiz saatte buluşma yerinde olmak gibi…
Sıradaysak hakkımıza razı olmak gibi…
Vakitsiz gürültülerle komşuyu rahatsız etmemek gibi…
Yoldan geçen insanların üzerine bir halının tozunu boca etmemek gibi…
Telefonda lafı gereksiz uzatıp,karşı tarafı zora sokmamak gibi…Ya da tüm otobüsü telefon muhabbetimize şahit etmemek gibi…
Günün yorgunluğunu bahane edip,hane halkına ilgi göstermekten imtina etmemek gibi…
Gibi…Gibi…Gibi…Nezaket;kulun Rabbine karşı davranışıyla başlayıp,kendisine ve çevresine sirayet eden eşsiz bir rayihadır.Kul hakkının temel taşıdır.
Dalgınlıkla arabanızın önüne atlayan yayaya çılgınca korna çalmak yerine,aracı sağa çekip “iyi misiniz?” diye sordunuz mu hiç?Öfkeyle çılgına dönmüş muhatabınıza aynen bağırmak yerine,bir bardak su getirip “biraz sakinleşince konuşalım mı?Sağlığın için endişeleniyorum” dediniz mi?Özür dilemenin gerçekten büyük bir olgunluk olduğunu düşündünüz mü?Kırgınlığı “Allah hatrına” bitiren taraf oldunuz mu?”Can,sağlık ” gibi nimetlerin size emanet olduğunu hatırlayıp,nefsinize de nazik davrandınız mı?
Velhâsılı ; her konu güzel insan olmaya,kulluk şuuruna bağlanıyorsa,yolumuzu senden gayrısına düşürme Allah’ım…(amin)
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…