KOLAYSA İNSAN KAL!
Manzaraya dalmışım, elimde kalemim,gözümde titreyen birkaç damla yaş… Biraz şükür,biraz mutluluk,biraz hasret esintili ruhumun rengi…
Arkadan gelen seslerle dağıldı yüreğime dokunan o tatlı hatıralar…
“G..ü başı açık gezmek olmaz elbet, bir sınırı olmalı insanın!” cümlesini duyunca gayri ihtiyari dönüp baktım.Kapalı bir genç kız konuşuyor olmalı diye düşündüm bir an.Fakat döndüğüm an kısa süreli şok geçirmiş olabilirim. Çünkü cümleyi kuran genç kızın, oldukça bonkör dekoltesi ve kısacık şortu ile bu cümleyi kurmuş olmuş olması oldukça çarpıcıydı.
Yeni tanışma aşamasında oldukları belliydi.Kız giyimiyle ifade ettiği cümlenin zıddı nasıl olur onu gösteriyordu âdeta. Delikanlı ise ona haklısın der gibi kafa sallarken, kızın yüzüne bakmaktan imtina ediyor gibiydi. Kimbilir, belki de baksa gözünü nasıl muhafaza edeceğini bilmediğindendi tavrı!
İlginç bir şekilde şikâyetlendiği görüntüden farkının ne olduğunu düşünüyordu acaba? Sistematik şekilde moda(!) diye ısrarla gözümüze sokulanlara göz alışıyor, kendi yapınca da normal mi geliyordu! Bedeninin örtülü kısmı o kadar az ve bir o kadar rahatça her yere oturuyor,oturduğu kirli yerle teni direkt temas hâlinde ! Ve temizlikten,titizlikten anlatıyor! Değerli olan şey korunur, muhafaza edilir öyle değil mi? Oturduğu yere az bir zaman önce köpeğin hacet giderdiğini gözümle görmüş olmam da ayrı bir sıkıntı verdi ruhuma! Kapalı olunca terler insan deyip,hakaret edenler !!! Huzura duracak insan necasetten korur bedenini ve giyimini her an… Yani temiz midir diye bir endişe barındırmaz. Bedeni,tavırları ve cümleleri kavga halindeydi resmen…
Sistemin dayattığı moda algısı ile, dayatılan “güncel” giyim tarzına mecbur bırakılırcasına, moda olmayan(meselâ bol pantolon) neredeyse üretilmediğinden esir ediliyor. Sonra “yaşasın özgürlük” naraları…
Oysa gerçek özgürlük; kulun Allah’ın hudutları içinde kalma çabasında gizli. Bir fani kulun değil, baki olan Yaratıcının değişmez kanunları insana nefes aldırır ve özgür hissettirir. Güncel olanı çağdaşlık deyip önce elde etme çabasına düşen insan, modası ve çağdaşlığı hiç geçmeyen gerçek yaşam tarzına neden direniyor olabilir?
Dayatılan yeniliklere sahip olmayı üstünlük olarak algılayan sığ zihinlerin , aradığı mutluluğa kavuşamaması, ne aradığını bilmemekten mütevellit değil mi? Robot süpürge, airfryer,dik süpürge ya da kurutma makinesi olmadan olmaz mı? İllâ ki olmalı mı? Örneğin süpürge işini yapmayınca, kulluk ya da insanlık adına, şahsınıza ya da genele fayda sağlayacak bir iş ile mi meşgul olacaksınız? Eğer öyleyse ne âlâ… Yok değilse şunu hatırlamak gerekir ;
“Sizden birinizin kendi evinde yapacağı bir iş, mücahitlerin yaptığı cihat sevabını kazandırır .” (Kenzu’l-Ummal, h. No. 45146).
Kâfirle göğüs göğüse kılıç sallamakla eş değer yani ev süpürmek.. Yeter ki Allah rızası için niyete girilmiş olsun…Evin ibadete uygun olması, hane halkının temiz bir alanda huzurunu tesis etmek için olsun… Ama süpürge süpürürken yatıp sosyal medya karıştıracaksanız evinizi süpürünüz hanımefendiler! Yemek hızlıca pişerken, çamaşır asmadan kurutma makinesinden çıkarıyorsanız, tasarruf ettiğiniz zamanı değerlendirin ki işe yarasın kullandığınız teknoloji!
Teknoloji saf dışı bıraktığı insanların, fonksiyonlarını azalıp sosyal hayatın dışında bırakıyor yavaş yavaş! Çocuklar oyun kurmayı, hayal etmeyi bilmiyor! Oysa herşey bir hayalle başlar öyle değil mi? Hayal kurmayı başarmak, başarı basamaklarını tırmanmaya başlamaktır. Kendini, yapabileceklerini ve geliştirmesi gerekenleri bilen insan, eşref-i mahlukat olmanın hakkını vermeye başlar. Çabası sadece kendini bir adım daha ileri götürecek şeylere yöneliktir.Kimin ne olduğu/olmadığı ya da neyin güncel olduğu/olmadığı gibi şeyler gündemini işgal edemez.
“Sen nefsini hak ile meşgul etmezsen, bâtıl seni işgâl eder.”
(İmam Şafii Hz.)
Sokakta koşan çocuklara, hafta sonu olunca dolup taşan büyük evlerine, gece olunca sessizliğe bürünen sokaklara,hatırası olan yıllanmış ev eşyalarına, bulunduğu çevreye olan hürmetinden giyim/kuşamına dikkat eden gençlere özlemle baktığımız bir zamanda yaşıyoruz yazık ki! Kışın hafta sonu avm.ler ve kurslar dolarken aile büyükleri yapayalnız evlerinde çocuklarını/torunlarını bekliyor yazık ki! Sokaklarda koşan çocuklar yok, çünkü çocuklar bilgisayar başında ya da o kurstan bu kursa koşuyor. Gece sokaklar, kafeler, avm.ler dolu amñma evler bomboş aile bireyleri ayrı dünyalarda…
Teknoloji ile iş yükümüz azalıyorsa,duygusal yoğunluğumuzu sevdiklerimize daha bonkörce ikram etmemiz gerekmez mi?
Ez cümle; hayatı insanî dokunuşlarla gerekirse yorularak ama hakkını vererek yaşamak gerek…
Kalbi sıcacık atanların, insanlığın hakkını vererek kulluk yolculuğunda yol kat edenlerin sayısını arttır Allah’ım…bizi de onların arasına kaydeyle (Amin)