Korona Virüsü Vebası ve Gazetecilik Anılarımız
Dünyayı esir alan korona vebası dolayısı ile günlerdir evden çıkmıyoruz. Zorunlu ev hapsi bize çok şey öğretti. Biz unutmuş olsakta sosyal medya bize anılarımızı hatırlatmaya devam ediyor, anılarımızla yaşıyoruz.
Bugün 14 Nisan 2020 Salı 5 yıl önce Bulgaristan’la ilgili bir anımı sizlerle paylaşacağım. Belgeselcilik hayatımda Bulgaristan’ın önemi ve gazetecilik hayatımda ayrı bir yeri var
Tarihler 1992 yılı Haziran ayı,32 yaşında genç bir gazete patronuyum…
www.gebzegazetesi.com‘u yayınlıyorum. TRT ve Anadolu Ajansı Gebze muhabiriyim. Gebze Belediye Başkanı Mehmet Emin Akın 31. Uluslarası Balkan Ülkeleri Festivali’ne katılmak üzere Gebze Belediyesi Kültür Sanat Merkezi Beksem Ekibi Bulgaristan üzerinden Makedonya’ya gidiyor. Başkan Akın, gazeteci olarak bizimde katılmamızı istedi. İlk kez pasaport alıp, başkan yardımcısı rahmetli Ertuğrul Kazancı başkanlığında 40 kişilik ekiple belediye otöbüsü ile Gebze’den yola çıktık.
32 YAŞINDA İLK KEZ YURTDIŞINA ÇIKIYORUM
Zor ve maceralı yolculuk başladı. Heyett gazeteci arkadaşım Rahmetli Ragıp Demirkol’da var. Birlikte 17 gün Makedonya ve Bulgaristan’ı gezdik. Belediye halk oyunları ekibinin gösterilerini gazeteci olarak takip ederek Bulgaristan ve Makedonya’daki Osmanlı Kültür Mirası ve Türklerle tanıştım.
İlk kez yurt dışına çıktığım bu gezi, benim belgeselcilik hayatımında bir anlamda başlangıcı oldu. Bu ülkelere daha sonra bir çok kez gidip geldim, çok sayıda belgesel çekimleri yaptım. Gebze Belediye Başkanlarından rahmetli Ahmet Penbegüllü’nün davetiyle birlikte Makedonya’da düzenlen güreş müsabakalarına katılıp, merhum Penbegüllü ile Üsküp’ü gezdik.
Koşukavak Tur Firması’nın sahibi değerli arkadaşım kültür adamı Rifat Yakupoğlu’nun daveti ile bir çok ülkeye gidip belgeseller çektim.
Beş yıl önce Bulgaristan’da Kültür ve İnanç Turizmi konulu bir toplantıya katılmak üzere Rifat Yakupoğlu’nun misafiri olarak Bulgaristan’la ilgili bir anımı sizlerle paylaşıyorum.
Koca beş yıl, rüzgar gibi gelip geçmiş…
BULGARİSTAN’DAN İSLAMİ TURİZM ATAĞI!
Bir çok dünya ülkesi turizmden büyük gelir elde ediyor. Dünya’nın süper gücü Amerika, Çin, Rusya ve İngiltere gibi ülkeler bile bacasız sanayi diye adlandırılan turizmden büyük gelir elde etmekteler. Turizm diğer ekonomik imkanlara da yol açmakta. Turizmi güçlü olan ülkeler sanayi, kültürel ve sosyal alanda da bu gücünü kullanmakta.
Bulgaristan büyük ekonomik sıkıntı içerisinde. Deniz, kaplıca, kayak ve kültür turizmi için büyük çalışmalar yapmakta. Son 6 ay içerisinde Bulgaristan’ın turizm tanıtım toplantıları için iki kez info tura katıldım. Koşukavak Turizmin daveti ve Bulgaristan’daki kayak ve deniz turizmine önem veren otellerin organizasyonu ile geçtiğimiz hafta sonu Bulgaristan’ın Karadeniz sahili ve Tuna boylarındaki deniz, kaplıca ve kültür turizminin tanıtım toplantılarındaydım.
BULGARİSTAN’DAN MÜSLÜMAN ÜLKELERE TURİZM ATAĞI
Bulgaristan’ın en büyük deniz, kaplıca ve kayak turizmine önem veren international oteller zincirinin Varna ve Burgaz’da ki otellerinin tanıtım toplantısında, Bulgaristan’ın turizm için büyük atılımlar yaptığına şahit olduk. Bulgaristan özellikle İran, Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan ve Mısır’dan zengin turist almak için ciddi çalışmalar yapıyor.
Varna Altın kum sahilindeki beş yıldızlı international otel sırf islam ülkelerinden gelen turistler için Mısır’lı bir Genel Koordinatör atamış. Otelde tümüyle islami hassasiyete önem verilmekte. Domuz eti ve türevleri satılmamakta. Otel mutfağı için uluslararası helal sertifikası almış, odalardaki lavabolarda taharet musluğu taktırıp, her odada kıbleyi gösteren yön tayin levhası, isteyen müşterilerine seccade ve Kuran-ı Kerim’de vermek suretiyle ciddi bir tanıtım atağına geçmiş durumda.
Türkiye ile İran ve Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin bozulmasını çok iyi fırsat olarak gören Bulgaristan turizm yatırımcıları, turistlerin Bulgaristan’a gelmesi için çok ciddi çalışmalar yapıyor. Son yıllarda turist sayısında hızlı bir artış söz konusu. 8 milyonluk Bulgaristan’a, 7 milyondan fazla turist geldiği açıklandı. Gerçekten büyük bir rakam.
Otelin, Mısır’lı genel koordinatörü Türkiye’den de çok sayıda turist geldiğini ve Türk turistlere de en iyi şekilde hizmet verdiklerini, kendilerini Türkiye’ye tanıtmak için bu tür info turlar düzenlediklerini söyledi. Bu sayede otelin doluluk oranının arttığını ve müşteri memnuniyetinin arttığını dile getirdi.
İSRAİL’Lİ TURİSTLERDE İNTERNATİONAL OTELİ TERCİH EDİYOR
Bulgaristan’da bir kez daha paranın dininin ve milliyetinin olmadığını gördüm. İnternational oteller zincirinin yönetimi sadece Müslümanlara değil, İsrail’li Yahudi turistlere de büyük önem veriyor. Yahudilerinde özellikle domuz eti ve türevlerine karşı hassasiyeti Müslüman ve Yahudi turistleri bir araya getiriyor. Otel yönetimi sadece islami helal sertifakası almamış ayrıca Yahudi hahamlardan da Yahudi helallik sertifikası almışlar.
Türkiye ile İsrail arasındaki gerginliği, Bulgaristan turizm yatırımcıları fırsat bilerek Yahudilere önem vermekte, otelde kaldığımız süre içerisinde çok sayıda İsrail’li turistle de karşılaştık. İsrail’li turistler Türkçe ‘merhaba’ diyerek Türkiye’ye sevgilerini göndermeye çalışıyorlar. Nereden geldiğimizi soruyorlar. Burada bir kez daha İsrail’li turistlerin Türkiye yerine komşularımızı tercih ettiğini gördüm. Daha önce İsrail’li turistler Antalya ve Karadeniz bölgesine direkt uçak seferleri düzenleyerek turist taşıyorlardı. Bugün Tel Aviv’den Varna’ya her gün birkaç uçak İsrail’li turist taşıyor.
TURİZMİN ÖNEMİ
Yunus Emre ne kadar güzel sözlemiş; ‘Gelin tanış olalım. İşi kolay kılalım. Sevelim sevilelim, Dünya kimseye kalmaz’. Gerçekten turizm tanımak ve tanışmak için çok büyük bir fırsat. Turizmle büyük ekonomik imkanlar kazanılırken, diplomasinin ve diplomatların yapamayacağını o küçücük turist gruplarının daha başarılı dostluk köprüleri kurduğunu gördüm.
Bulgaristan’da kaldığım birkaç günlük süre içerisinde İran’lı, Mısır’lı, Körfez ülkeleri ve İsrail’den turistlerin nasıl aynı mekanda birbirine selam vererek Güleryüz gösterdiklerine şahit oldum. Turizmin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Türkiye’nin turizme çok daha büyük önem vermesi için ciddi çalışmalar yapması gerektiğine inanmaktayım. Dört mevsimin bir anda yaşandığı, bir çok medeniyete beşiklik eden, binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip Anadoluyu ve bölgemizi önce kendimiz tanımalıyız.
KOCAELİ’NİN TURİZM POTANSİYELİ
Kocaeli birkaç gün sonra turizm haftasını kutlayacak. Kocaeli İstanbul’un yanı başında, havalimanlarına çok yakın, Ankara – İstanbul arasında geçiş köprüsü. Karadeniz ve Marmara Denizi’ne kıyısı olan, Sapanca Gölü’nün giriş kapısı, Kartepe ve Samanlı Dağları ile dağ ve kayak turizminin merkezi. Karadeniz’de insanın yaşadığı Kefken adasına sahip. Bitinya, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin muhteşem eser ve izlerinin bulunduğu bir yer. Sayamayacağımız kadar tarih, kültür, doğa, dağ, yayla, deniz ve kültür turizmine ev sahipliği yapıyor. Ancak Kocaeli’nin turizm potansiyelini ne kendimiz, nede başkalarına tanıtamıyoruz. Her yıl onlarca milyon turist alan İstanbul’un yanı başındaki Kocaeli, turizmden %01 bile pay alamıyor. Kocaeli’yi turizm haftasını kutladığımız bu günlerde önce kendimiz sonra da Türkiye’ye gelen turistlere tanıtmak için kampanya başlatmalıyız. Unutmayalım ki tanıma ve tanıtmak Kocaeli’ye karşı büyük bir sorumluluktur. Kocaeli’yi tanımak sevmekle başlar. Kocaeli ve Gebze bölgesini sevmek için önce tanımamız gerekiyor. ‘TANIMAK SEVMEKTİR, SEVMEK TANIMAKLA BAŞLAR’. Ön yargıları kırarak; ‘Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım. Sevelim, sevilelim. Dünya kimseye kalmaz’ prensibini kendimize ilke edinelim.




