KÜÇÜK ŞEYLER…
Her daim zihnimin bir köşesindedir, küçük görünen esasında büyük adım sayılan davranışların ehemmiyeti. İlişkilerimizdeki dinamiklerdir ayakta tutan, canlandıran ve yol almasına zemin hazırlayan.
Her mimik, her kelime, ufak bir ilgi farkında olmadan hayatı anlamlandıran, bize ve çevremizdekilere kişilik kazandıran, hayat içindeki dengeyi sağlayan ve anlam bulmamızı sağlayan ritüellerdir.
Belki adına “yaşamak” dediğimiz kavramın görünür hale gelmesi, canlılığı diyelim. Madem her canlılık, yaşamak adına yapılıyor, küçük şeyler dediklerimiz için de harekete geçmek lazım. Yaşamak lazım… “Hadi sen de” demeden anlamlandırmak gerek hayatı… Kendimiz ve sevdiklerimiz için.
Bugün küçük bir hamle dediğimiz davranışlar yıllar sonra belki sevinç, belki keder ya da umuda dönüşebiliyor. Anlık yaşadığımız “gelip geçer” dediğimiz her davranış ve duygu iz bırakıyor üzerimizde. Yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda tatlı ya da acı hatıralar olarak yazılıyor ruhumuza.
Bu sebeplerden küçük şeyler yoktur hayatta, sadece onu küçük gören küçük insanlar vardır. “Nasıl yani” dediğinizi duyar gibiyim. Bir teşekkür, bir selam, ufak bir merhamet, bir özür ya da bir tebessüm üstesinden gelmez mi nice acıların…
Bir söz; belki yıllarımızı çalan bir hırsız rolünü oynar, belki günümüzü ve yıllarımızı aydınlatan bir ışık rolünü…
Karanlıkta kalanlar güzel sözleri ve dolayısıyla güzel düşünceleri olmayanlar değil midir zaten. Öyle olur ki kurulan bir cümle yaşamla ölüm arasında bir noktadadır. Bu ister bizim iç sesimiz ister bize yöneltilen bir dış ses olsun. O cümle belki “hayat boyu yol arkadaşımız olur en iyisinden” belki yolda bırakan, yürüyen ayaklarımızı kıran bir anarşist rolünü oynar.
Diyorum ya küçük şeyler yoktur. Küçük şeyleri, küçük gören, küçük insanlar vardır.
Ne diyeyim dostlar derin düşünen büyük insanlardan olmanız duasıyla…
Hayırla ve sağlıkla kalın…