KÜTÜK
Büyüğe hürmet,küçüğe merhamet,anne/babaya hizmet,ilişkide bulunduğumuz çevremize karşı anlayış gibi kavramların eridiği bir çağdayız maalesef!
Zat-ı şahanenin (!) biri çıkıyor okul öncesi eğitime “ortaçağ karanlığı” ibaresi ile açıklama(!) getiriyor. Daha önceleri lisedeki,üniversitedeki gencin,kamuda çalışan hanımefendinin eşarbına dil uzatan,pantolunun paçasını kıvırarak lavaboya geçti diye işten çıkarılan beyefendiye zulmeden zihniyetle aynı bu söylemler…Korkmayınız efendim! Değerler eğitimi; özsaygı,kul hakkı hassasiyeti,zarafet gibi bilgilerin yanında matematik,yabancı dil,drama eğitimleri gibi alanlarla da çeşitlendiriliyor.Hatta bu içeriği olan ve olmayan okulların miniklerini karşılaştırın derim anlayabilmeniz adına. Ahlâkî ve manevî değerleri olan her birey özgüveni yüksek,haddini bilen bir şahsiyete sahip oluyor. Bencillikten uzak sadece kendi için değil,insanlığın faydası için çabalıyor. Tıpkı okul öncesi eğitimi canla başla,aşkla yapan eğitimcileri gibi…
Yıllar önce “dindar nesil” tabiri ortalığı birbirine katmıştı hatırlarsanız…İyi de “sapık,ahlâksız nesil” denilmemişti ki!”Dindar” deniliyorsa,”elinden ve dilinden emin olunan” kişiden bahsediyoruz demektir. Öyle olması gereken , öyle olacağına dair söz vermiş olan kişilerden…
Herkesin kendince tebliğ için,anlatmak için uğraşıyor.Oysa ki anlatmak yerine bizzat yaşayarak hâl dili ile göstermek daha kolay değil mi?Unutulmamalıdır ki; eksiksiz ve muhteşem olan dindir,kullar değil.Kişilere ya da hatalarına takılıp dini yargılamak akıl dışıdır şüphesiz.Kul kusursuz olmaz.Önemli olan hatanın farkına varılan yerinden,rotayı tekrar doğru yöne döndürme çabası içinde olmaktır.
“Toprağından ayrılan ağaç sadece kütüktür”(alıntı)
Aile bağlarından uzaklaşan birey,yalnızdır,güzel duygulardan habersizdir,bencilleşmeye mahkûmdur.
İnandığı dinin gereklerinden ayrılan kul,nasipsizdir.
Hoşgörüyü unutan kalp,katılaşmaktan korunamaz.
Vefa,kadirşinaslık,edep gibi insanı insan yapan duygulardan uzak kalan birey, kabalığın girdabında yorulmaya mahkûmdur.
Toplumsal ve millî değerlerini hiçe sayan nesil,dejenere olarak kültürel miras bırakma vasfından uzaktır…
Yani ayrılmaya kalktığımız toprağa bir bakmalı ki,geride sadece kütük kalmasın.
Müslüman kardeşim,dua etmeye tembellik ederken,öte yandan pozitif cümlelerle hayatını güzelleştireceğine inanır hâle gelmiş. “Sabır ve dua müminin ne güzel iki silahıdır.”(bk. Kenzu’l-Ummal, III/272, h.no: 6505) buyuruyor Allah Rasulü (S.A.V)…Bir buçuk asır önce kocaman bir hazine sandığı gibi, insanlığın dünya ve ahiret saadeti için ikram edilmiş dinimiz Elhamdülillah.
Ama doğruyu dinî boyutuyla anlatınca yobazım ben!
Hadisteki sabır yerine; karşındakini olduğu gibi kabul etmek,empati dersem…Dua yerine de; hayatın mucizeleri,bana hediyeleri,teşekkür etmek dersem…O zaman olur mu!!!
Acilen yorgun kalplerin ve hayatların Kur’an ve Sünnet gölgesinde dinlenmeye, kendine gelmeye ihtiyacı var…İşte bunlar topraktan ayrılış hikâyesidir.
Gelinlerin sadece eşini ve çocuğunu tanıdığı,o aileye dahil olmaktan uzak yaşadığı ya da damat beyin eşinin ailesinin hatrını sormaktan aciz kaldığı bir evlilik,topraktan ayrılış hikâyesidir.
Velinin öğretmene hesap sorduğu,öğretmenin öğrenciyi öldüresiye dövdüğü bir sistem,topraktan ayrılış hikâyesidir.
Kadınların,minicik yavruların gölgesine sığındığı baba,onların katili oluyorsa,bu bir topraktan ayrılış hikâyesidir.
Müslüman’ın ,başka din ritüellerinde huzur aradığı modernlik (!) kafası,topraktan ayrılış hikâyesidir.
Ticareti helâl/haram kaygısı olmadan yapan tacir,topraktan ayrılış hikâyesinin ortasındadır…Örnekler öyle çok ki!
Köksüz çınar olmaz dostlar. Birşeylerden vazgeçerken düşünmeli,”Allah’ın rızasından mı vazgeçiyorum yoksa Allah rızası için mi vazgeçiyorum ” diye…Sıkıntılı durumlarda “neden?” diye hayıflanmak yerine,”nasıl daha iyisi olabilir?” sancıları ile kıvranıyorsak,aydınlığa ulaşmak için adımlıyoruz demektir.Adımımız güçlü,idrakimiz yüksek,niyetimiz hayrolsun inşallah. Köklerimizi nasıl güçlendiririz,ağacı köklere nasıl âşık ederiz diye düşünme vakti.Ağaç köklerine küserse kurumaya,sadece kaba bir kütük olmaya mecbur olur.Derseniz ki şık bir mobilya olmak için kökleri feda etmek gerek,o zaman da derim ki ne olursanız olun özünüz ağaçtır ve bir ağaca nasıl bakım yapılması gerekiyorsa öyle davranılacak. Özünü unutmayacak kadar vefalı,köklerini kurutmayacak kadar güçlü olmaya aday olmalı.
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…