LAF SALATASI



Ne zaman eşlik edecek kalbimiz dilimizin söylediklerine? Ya da dilimiz söylediklerini ne zaman kalbine taşıyacak? Ruh, kalp,z ihin ve davranış dünyamız ne zaman aynı ekseni bulacak dersiniz?

Eskilerin bir cümlesi geldi aklıma;

“Hoca verir talkını,kendi yutar salkımı!” Anlatırken,söylerken kolaylıkla sarfettiğimiz cümleler hayatımıza ne kadar değiyor dersiniz?

Kalp ve dilin bağlantısı kopmuş gibi!Dilin zoraki kurduğu cümleleri,kalp hiç tanımıyor,hissetmiyor!

-Tebrik ederim canım!

Dudaklarda kamp girmiş (!) gülümsemeye benzer bir mimik,kalp hasetten toz duman! Dil tebrik etmiş ama mecburen söylemek durumunda kaldığından!

-Geçmiş olsun tatlım!

“Aaa,yetti bunun hastalığı da!Hiç inandırıcı değil zaten…”

-Demek yeni eve taşındınız.Çok sevindim!

“Nereden bu değirmenin suyu,görgüsüz bir de ballandıra ballandıra anlatıyor!

-Demek müdür yardımcısı oldun,hakketmiştin bunu canım!

“Arkan sağlam olunca terfi kolay tabi!”

-Demek oğlun doktor oldu,tebrikler!

“İki kelimeyi bir araya getiremeyen o soğuk nevale nasıl doktor olur!”

-Genç kayın valide, harika görünüyorsun!

“Az daha evlenmeseydi kızı evde kalacaktı. Altı üstü nikâh,nasıl da süslenmiş.”

Yazarken ruhum daraldı dostlar.Efendimiz (S.A.V) “söz sihirdir” buyuruyor. Samimiyetle,tertemiz söylenen her sözün,muhatabımızda güzel etkileri olur elbet.

Ancak arka plânı haset dolu,tebrik/takdir gibi güzel duyguları içselleştirememiş bir kalbin kurduğu cümleler,laf salatası olmaktan öteye geçemiyor maalesef.

Kalbin haset,nefret,kin gibi hastalıklı hasletlerden arınmasının en güzel yolu; başarıyı takdir,güzel olanı dile getirmek,teşekkür etmektir.Ama laf olsun diye değil,yürek dolusu;

“Maşallah azmettin başardın.”

“su gibi güzelsin.”

“gayretine hayranım.”

“evine bayıldım.” cümlelerine “Allah nazardan muhafaza etsin huzurun/başarın/mutluluğun daim olsun inşallah” gibi dualarla devam etmek inceliktir,kadirşinaslıktır.

Marketin dar koridorunda yol verdiği için karşımızdakine “teşekkür ederim” demek ne kadar basit değil mi?Bir o kadar da zarif.Kasiyere “kolay gelsin” diyerek ürünleri uzatmak, “hayırlı günler” dileyerek ayrılmak…

Kalbî duyguların muhatabıyla paylaşılması zarafetin tatlı esintisiyle birlikte samimî dostluklara kapı aralar.

“Senden aldığım tarifi keyifle yapıyorum,herkes beğeniyor.Ama senin yaptıkların başka güzel” diye kurulan bir cümle muhatabımızı mutlu eder,tebessüm ettirir. Aynı zamanda duygularımızı paylaştığımız için kalbi eğitir.Bunun yerine “aynı tarif işte,niye benimki olmadı!” diye hırs ve hasetle yapılan yiyecekte hangi malzeme eksik dersiniz?

“Canım benim,zorlandın,çok yoruldun ama gayretini hep takdir ettim,başarmana çok sevindim.” demek hasedi törpülerken,yerinde bir yorumla kalp adaleti de öğretir. Haset yerine takdir ruha şifadır.

Laf olsun diye değil,içten gelerek yapılan bir yardım teklifi nasıl da belli eder kendini!Çünkü “ne zaman istersen Allah’ın izniyle yardıma hazırım biliyorsun.” derken,gözlerimiz ışıldayarak dostun ruhuna değer.

Nasihat ederiz bazen de!Şimdilerde herkesin aklı kendine yetse de(!) “din nasihattir” buyuruyor Efendimiz (S.A.V).Bilgi aşamasında %100 bildiklerimiz,uygulamada nasıl da vasat kalıyor. Oysa anlatmaktan ziyade yaptıklarımızın etkisi olur.

Zamanın birinde bir çocuk çok bal yediği için,bir âlime götürülür.Babası;

-“Efendim,öyle çok bal yiyor ki hasta olmasından endişe ediyorum” der.

Âlim;

-“Bugün gidin,kırk gün sonra buyrun” der.Talebeleri çok mana veremez ama yine de sormadan sabırla beklerler.

Kırk gün dolar. Yine gelirler. Âlim zat;

-“Evlât!Herşeyin azı karar,çoğu zarar.” diye başlayarak nasihat eder.Bu birkaç cümle için neden kırk gün beklediğini soran talebelere;

-“Evlâdım,tam o gün bal yemiştim.Tesiri vücudumda iken bal yeme deseydim,faydası olmazdı. ” der.

Cümlelerin insanlar üzerindeki etkisi,hâlimiz ve iç dünyamızla da ilintilidir.

Allah için söylediklerimizin kalıbı da, kibir ve kırıcı üsluptan uzak,yapıcı ve motivasyon oluşturacak şekilde olmalıdır. Namazın farz olduğu gibi “iyiliği tavsiye,kötülükten sakındırmak” hepimizin üzerine farzdır.

Dostun düştüğü hataya bıyık altından sırıtıp,kapı ardında dedikodusunu yapmak insanlığa,kulluğa yaraşır mı dersiniz?

Hâsılı kelâm;söyleyecek çok sözümüz var.Var olmasına var da!Söylendiğinde dünyamızı/ahiretimizi abad mı edecek,berbat mı edecek iyi tartmalı! Ruha huzur çiçekleri açtırıp dünya yaşamına değer kattıktan sonra da ahirete amel-i sâlih olarak gelecek mi iyi düşünmeli!

Cânım Efendim (S.A.V) “ya hayır söyle,ya sus” buyuruyorsa bize de “başımın üzerine” demek düşer.

Kelâmın da kalemin de sahibi olan yüce Rabbimiz’e hamd olsun.

Baki hürmet ve dua ile efendim…