Marka Kent olmak …



TDK’na göre marka; bir ticari malı, herhangi bir nesneyi tanıtmaya, benzerinden ayırmaya yarayan özel ad veya işaret demektir.

Başka bir deyişle marka, bir ürün, hizmet, kişi ya da kurumun taşıdığı özelliklerin bütünüdür. Bu özellikler diğerlerine göre belli başlı farklılıklar içerir.

Kişi ya da kurumun güvenilirliği, kültürü ve bilinirliği gibi özellikler bir değerler bütünü oluşturur ve marka bu değerler üzerine inşa edilir.

Marka, gücünü saygınlığından ve bilinirliğinden alır.

Günümüzde markalaşma son derece önemlidir. Kavramı pek çok sektör ve kurum için yorumlamak mümkün lakin bizim yazıya konu olan kısmı Marka Kent tanımlamasıdır. Yaşadığınız kenti diğer kentlerden farklı ve özel yapan özellikleri nelerdir ya da o yerin adını duyduğumuzda ilk aklımıza ne gelir ? Yaşadığımız kent Gebze, marka şehir midir ?

Gebze deyince ilk akla gelenlerden biri tarihten günümüze kadar hala ayakta kalan Çoban Mustafa Paşa Cami ve Külliyesidir. Külliyeyi, Yavuz Sultan Selim’in kızlarından Hafsa Sultan’la evli olan Çoban Mustafa Paşa (ö. 935/1529) yaptırmış ve Memlük tarzındaki süslemelerinde kullanılan malzemeleri de Mısır valisi iken bizzat kendisi oradan getirmiştir.

Anadolu’ya ve İran’a giden kervanların, batıdaki topraklardan yola çıkan hacı adaylarının ve doğu yönüne yapılan seferlerde ordunun buradan geçmesi, Gebze’nin kuzeybatısında bir tepe üzerinde bulunan külliyenin bu kalabalık kitlelerin ihtiyacını karşılayacak kapasitede büyük (117 × 106 m.) yapılmasına sebep olmuştur.

Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi ünlü Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunu resmeden, büyük Türk müzecisi ve ressamı olan Osman Hamdi Bey’in evi, Gebze-Eskihisar’da. 1884 yılında resimhane, kayıkhane ve müştemilat olarak yaptırılan köşkün planları, Osman Hamdi Bey’in kendisi tarafından çizilmiş. Fransız mimarisinin etkilerine rastlanan Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi’nin yapı malzemelerinin çoğu ise yurt dışından getirtilmiş. Son dönem itibariyle müzenin gerektiği gibi korunamadığını biliyoruz, içindeki tüm eşyalar boşaltılmıştır. Şu an müze olarak dahi hizmet vermiyor. Dileriz, iyi bir restorasyon geçirerek tekrar topluma kazandırılır. Bu mekanın turistik bir mekan olarak değerlendirilmesi, etrafındaki yeşil alanla bütünleştirilerek sadece bir müze değil yaşayan bir tarih olarak hayatımızda yer alması daha anlamlı olurdu.

Gebze’nin diğer bir tarihi mekanı ise, Hannibal (Anibal) Anıt Mezarıdır. Hannibal Barca MÖ 247 ile MÖ 183 yılları arasında yaşamış, Sami ırkından gelen Kartacalı politikacı ve generaldir. Bugün TUBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Gebze kampüsü içerisinde  yer alan anıt mezar 24 ton ağırlığındaki taş lahit, mermer kitabeler ve bir adet masktan oluşmaktadır. Anıt, Atatürk’ün vasiyeti sebebiyle 1981 yılında yapılmıştır.

Eskihisar Kalesi: Bizans döneminde kıyı şeridini korumak ve savunmak amacıyla yaptırılan kale günümüzde halen orijinal haliyle ayaktadır. Daha önce de yazdık. Son derece bakımsız olan bu kale, tarihi bir mirastan ziyade harabe görüntüsü vermektedir. Halbuki bu kale temizlenip tamamen ortaya çıkarılarak, profesyonel bir ışıklandırma ile zenginleştirilebilir

Tüm bu tarihi mekanların içinde ya da etrafında bu mekanları temsil eden hatıra ve hediyelik eşyaların (magnet, kartpostal, kupa vs.) satıldığı butik dükkanların yer aldığı alanlar oluşturulması kentin bilinirliğini de arttıracaktır. Yöresel lezzetlerin sunulduğu cafelerle mekan turistik bir havaya kavuşturulabilir.

Yöresel lezzetlerden Gebze çöreğinin kent dışında bilinirliği ne kadar fazla ? Bunun için patent alma noktasında belli başlı çabaların olduğunu duyduk. Lakin görünen o ki, netice olumlu değil.  Bu çöreğin yapımının ve sunumunun yaygınlaştırılması, bu başlık altında senede bir gün festival düzenlenmesi ve tanıtım çalışmalarının yapılması marka kent algısına en büyük katkıyı sağlayacaktır.

Kent genelinde gençlere yönelik çalışmalar yapılabilir. Yurt dışıyla değişim ve ziyaret programlarının yer aldığı bu çalışmalarda gençler hem bu kentin marka ve kültür elçileri olacak hem de vizyonlarının genişlemesine katkı sağlayacaktır. Onların gözlem ve tecrübelerinden istifade etmek de kent yöneticilerine düşüyor. En iyi yatırım çocuklara ve gençleredir. Zira geleceğimiz onlar. Bu konuya belediyenin öncülük etmesini her şeyden çok önemsiyorum.

Gebze büyük bir organize sanayi bölgesi. Turisttik olarak değerlendirilmesi için illaki plajının olmasına gerek yok. Neticede ekonomik alışverişin döndüğü böyle bir kent, tarihte olduğu gibi bugün de bir geçiş ve mola noktası aynı zamanda. Bu sebeple burada bir ya da iki günlük misafir olan potansiyel bile hedef kitleniz olabilir. Yeter ki değerlendirmesini bilelim.

Markalaşma, pek çok özelliği bünyesinde barındırmakla birlikte tüm bu değerleri nasıl pazarladığınızla ilgilidir. Dijital çağın bütün imkanları hizmetimizdeyken bunu yapmak zor olmasa gerek ! Kentimize turist gözüyle bakmayı deneyelim bir de.

******

Bi’Mola vermek isteyenler için, Yenal Bilici’nin kaleminden İlber Ortaylı ile yapmış olduğu söyleşi kitabı “ Bir Ömür Nasıl Yaşanır ” okumaya değer.