MEHMED ZİYA’NIN SEYAHAT NOTLARINDA GEBZE ÇOBAN MUSTAFA PAŞA

Kıymetli okuyucularım bu hafta yazımızda sizlere seyahat yazısı ile tarihe not düşmeye çalışıcam Mehmed Ziyâ’nin notları tarihi açıdan muazzam bir kaynak oluşturmakta yüz küsür sene öncesine bizleri adeta yolculuk yaşatacaktır…
Mehmed Ziya (1876-77-1930) yirminci yüzyılın başlarında (Anadolu’ya yaptığı 1911 ve daha sonraki seyahatlerinde) Gebze’de bulunmuş, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve bu
Mehmed Ziya, Bursa’dan Konya’ya Seyahat sayfa 199-200
“ Çoban Mustafa Paşa hayır ve hasenat sahiplerinden bir kişidir. Gebze’de de (Ltbissa) büyüklük bakımından İstanbul’daki Atik Ali Paşa Camisi’ne denk ve duvarları mermer üzerine oyma suretiyle kufi hatlar ve geometrik resim ve nakışlarla süslü, gayet güzel ve yüce bir camii yaptırmaya muvaffak olmuştur. Bendenizin Gebze’de anne tarafından akraba ve yakınlarım olduğu için, bu bağlantıdan yararlanarak yaz mevsiminde oraya kadar gider ve her defasında bu nurlu camiyi ve kıble tarafında yüce bir türbenin içinde yatan hayır sahibi merhum Mustafa Paşa’yı ziyaret ederim. Pek büyük yapılmış olan Gebze Cami’si içinde, iki adet Kuran-ı Kerim mahfazası görülmeye değer nefis ve nadir Osmanlı eserlerindendir. Ceviz üzerine sedef ve altın teller ile resmedilmiş geometrik nakışlar o kadar göz alıcıdır ki, Osmanlıların en ince sanatlardaki maharetlerinin derecesini taktir etmek için bir kere ziyaret etmek yeterlidir. Bu sedef işlemeli mahfazaları yapan, merhum Mustafa paşa tarafından özel olarak Mısır’dan getirilmiş bir Müslüman sanatkârdır. Caminin içinde ki kufi yazılar, gayet nefis bir hatla mermer üzerine oyulmuş ve sonra siyah renkli, tutkal gibi yapışkan bir madde İle yazılıp parlatılmıştır. Bu suretle beyaz zemin üzerindeki siyah yazılar, olağanüstü bir görünüm kazanmıştı. Evliya Çelebi Seyahatname’sinde baş tarafı süsleyen kufi besmele, bu caminin dış tarafında, minare kapısının üstüne nakşedilmiş hattan istinsah edilerek küçültülmüştür. Camiyi yaptıran merhum paşanın türbesinin kapıları da sanatlıdır. Kıymetli ve havanın etkilerine mukavemet eden bir tahtadan mamul olan kapıların üstü oymalarla süslüdür. Kitabe konumundaki dikdörtgenler içinde alçı İle dondurulmuş bazı sözler varsa da bir kısmı zamanla bozulmuştur.
Caminin geniş ve mükemmel bir imareti, medresesi, hücresi, tekkesi, hanı, yüzlerce nefis ve nadir kitaplar içeren bir de kütüphanesi vardır. Kandilci lakabıyla tanınan Seyid Efendi’ye emanet edilen bu kütüphanede, Yakût Musta’sımî hattıyla yazılmış bir Kuran-ı Kerim nüshası saygı İle ziyaret edilmektedir. Bizim de ziyaretle gözlerimizi nurlandırdığımız bu mübarek nüshanın hattı gayet nefistir; ayrıca sayfalarının kenarlarındaki tezhipli geometrik şekiller ve ince nakışlar da son derece zarif ve göz alıcıdır. Müslümanların resim ve tezhip sanatındaki maharetlerinin seviyesi hakkında başlı başına bir fikir sahibi olmak için, bu saygıdeğer nüshanın ziyaret edilmesini din kardeşlerime tavsiye ederim…”
Bu notlardan sonra siz kıymetli okuyucularımızı Çoban Mustafa Paşa Külliyesine görmelerini tavsiye ederim…