Model almak (olmak) …
İnsan kişiliği çok boyutlu ele alınabilecek yapıdadır. Doğuştan getirilen bir takım özelliklere ek olarak yetişme döneminde gerek aile yapısı, çevre koşulları ve gerekse eğitimle birlikte pek çok faktörün etkisi altında bir şahsiyat inşaa edilir. Doğuştan gelen özelliklere müdahale etmek pek mümkün olmasa da, sonradan kazanılan özellikler bizlerin elindedir.
Örneğin çocuk bir hamurdur. Şekillendirilmesi, yönlendirilmesi mümkün olan bir yapıda hayatınıza gelir. Artık gerisi biraz da sizin elinizdedir. Elbette tek etkileyici unsur ebeveyn değildir fakat unutmamalı ki çocuğun ilk eğitim yuvası ailesidir.
Çizgi film izlemeye başlayan çocukların, izledikleri çizgi filmlerdeki karakterler gibi davrandıklarını görüyoruz. Onların sevdiklerini sevme ya da sevmeme, durumlara verilen tepkilerin aynı olması gibi pek çok tutum ve davranış çocuklara geçmekte. O yüzdendir ki, çocuklara sınırlı bir şekilde ve seçici olarak yayın izletilmeli.
Ergenliğe geçişle birlikte çocuğun ilgi ve alakası dışarı yönelir. Artık onun için en önemli olan şeyler arkadaşları ve çevresidir. Onların etkisi altında tercihlerde bulunmaya başlar ve bu etki altında kişiliğine belli başlı özellikler eklenir. İşte oraya gelmeden çocuğa etkisi altına gireceği doğru çevreyi sunmak son derece önemli. Gerek eğitim aldığı okul ve gerekse yaşadığı mevki iyi düşünülerek seçilmeli. Sonrasından zaten korkmaya gerek yok.
“ Her kuş kendi cinsiyle uçar. Akbaba sürüsünün içinde serçenin ne işi var ! ” sözü çok anlamlı. Sürüyü seçen aileler, kurtulanlardan.
Uzmanlar ısrarla altını çiziyor. Çocuklara, gençlere öğüt vermeyin, onlara sadece iyi birer örnek olun. Etrafınıza alıcı gözüyle baktığınızda trajikomik olaylara şahit oluyorsunuz. Ellerinden telefonu düşürmeyen ebeveynlerin çocuklarının tablet ve bilgisayar başında uzun zaman geçirmelerinden yakınan mı dersiniz yoksa kendisi kitap okumayanların rüşvetle çocuğuna kitap okumayı zorunlu kılması mı… örnekleri çoğaltmak mümkün…
İlginçtir; çocuklar yalan söylemeyi bile ebeveynlerinden öğreniyor. Daha ne diyelim üzerine ! Haydi yetişkinler öz eleştiriye diyelim.
Çocuklar ve gençler gelişme çağında bilinçli veya bilinçsiz olarak çevrelerinde bir model arayışına girerler. Bu bir nevi kendi keşif yolculuğunu yapan bireyin, bu yolculukta kendisine bir kılavuz arayışıdır. En çok tercih edilen modellerin başında ünlüler gelir. Popüler kültürün aktörleri haline gelmiş pek çok tanınmış kişi, çocuklar ve gençler üzerinde aile bireylerinden daha etkin durumdadır. Giyim tarzlarından tutun konuşma ve davranış kalıplarına kadar birebir kopyalanır durumdalar. Bilinçli bir toplum için bu ünlü olarak tanımlanan şahsiyetlere elbette sorumluluk düşmektedir. Medyada bunun aksi yönde yorumlara şahit olsak da, bu insan olmanın gereğidir. Zorunluluk penceresinden bakmaya gerek yok. Bazı popüler isimlerin, “istediğimi yaparım kime ne !” içerikli söylemleri son derece itici Dediğim gibi bu bir insani sorumluluktur.
Modelleme derken, yanlış örnekler de doğru örnekler de görmek mümkün. En azından yetişkinler için söylersek; modellenen şeyi kendi süzgecimizden geçirerek özgün bir şey ortaya çıkarmak en güzel olanı. Örneğin görsel medyada model alma adı altında çok kötü taklitleri görmek mümkün. Unutulmamalı ki, taklitler sadece asıllarını yaşatır.
Efendim, yaşarken birilerine de örnek olduğumuzun şuurunda olalım lütfen. Kainatta hiçbir şey kaybolmuyor. Biz iyi örnek olarak da özgürlüğümüzden bir şey kaybetmiyoruz, endişelenmeyelim. Tam aksine, taze fidanların hayatlarına en azından bu şekilde dokunmuş olduğumuz hissi bana göre tadına doyulmaz bir his..
******
Bu hafta cumartesi GebzeTatlıkuyu Kapalı Pazarına gitme gafletinde bulundum. Sağanak yağışın birden başlamasıyla birlikte ortalık inanılmaz bir hal aldı. Öncelikli olarak pazarın “Kapalı” olarak tabir edilen kısmının gerçek olmadığı ortaya çıktı. Çünkü yağmurla birlikte sırılsıklam olduk, ardından zemini suların basmasıyla birlikte ayak bileklerimize kadar suya gömüldük. Tam bir rezillikti yaşanan. Bugüne kadar pek çok kez gittiğim bu pazarda hiç yağışa denk gelmemiştim. Dolayısıyla şok oldum. Pazar esnafından insanların paylaşımları da içimi acıttı doğrusu. Ciddi paralar harcanarak yapılan bu pazar yeri bana göre utanç abidesidir. Kimler sorumlusuysa ya da kimler yapılması gerekenleri layıkıyla yerine getirmediyse, adalet önünde bunun hesabını vermelidir. Aksi takdirde bu ve benzeri olaylar insanların adalete olan inancını kökünden baltalar. Yazıklar olsun, diyorum…
Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz beyfendinin medyadaki bazı ifadelerini anımsadım. Yanılmıyorsam, belediyenin uçan kuşa borcunun olduğunu ifade ettiler. Daha ne deseydi ! Birileri de kalkar “bu borcun hesabını soran olmaz mı” diye sorar !…
******
Bir hatırlatma; kapımızın önüne bir kap su koymayı unutmayalım lütfen.
******
Bi’Mola vermek isteyenler için, Ernest Becker’den “ Ölümü İnkar ” okumaya değer.