Muhtar Barış’ın ardından!
Dilovası Turgut Özal Mahallesi Muhtarı Mehmet Şirin Barış, önceki gün herkesi derin bir üzüntüye sokarak aramızdan ayrıldı. Sessiz ve sedasız dedikleri tarzdan bir gidişti bu; Muhtar Barış, Dilovası’na getirilip, en hakim tepeye konuçlandırılan ve halkın üzerine her gün zehir kusan Kömür OSB’nin bölgede yarattığı tahribatla, bu tahribat sonrası yaşanan kanser vakaları ile mücadele verdi. Bu mücadeleler sırasında yakalandığı amansız hastalıkla mücadele edemedi ve önceki gün hayata gözlerini yumdu. Bir başka deyişle bölgesi, yaşadığı mahalle ve halkı için kelimenin tam manasıyla ömrünü harcadı. Ruhu şad olsun!
Neydi derdi muhtar Şirin’in?
Neyi yanlış yapmışlardı bu bölgede?
Bunca vaka ortadayken, Kömür OSB’nin yarattığı tahribat görüntülülerle, raporlarla ortadayken neden hiç kimse bir önlem almıyordu?
Rahmetli Mehmet Şirin Barış muhtarla sağlığında en son röportajı yapan gazetecilerden biriydim. Kendisi hiç bıkmadan, usanmadan bu davayı sonuna kadar savundu. Önüne gelen herkese bu sorunları aktarmak için uğraştı. Cumhurbaşkanına dosya hazırlayıp, Fikri Işık’la gönderdi, bulduğu her imkanda bölgesini ve yaşananları aktardı. Gazete Gebze olarak Samet Kahraman’la birlikte bizzat gidip bu faciaya tanıklık etmiştik. Muhtar Şirin, bizi alıp bu zehir tozlarının izlerini gösterdi. Mahalleli kadınların isyanını, hastalıktan yatan hasta insanları gördük. Mahalleli çamaşır dahi balkona asamaz hale gelmişti. Halk perişan, yıkık , hepsinden önemlisi sahipsizdi. Öyle ki; Süreyyapaşa göğüs hastalıkları bölümü koğuşları Dilovalı insanlara adeta tahsis edilmiş gibiydi; Hatta İstanbul milletvekili Metin Külünk, bu görüntüleri videoya çekip sosyal medyadan yayınlamış ve konunun takipçisi olacağını bile belirtmişti…
Ama gel gelelim, bazı siyasetçiler, sözde akademisyenler burada öyle bahsedildiği kadar büyük bir tehlike olmadığını hatta yaşananların abartıldığını söyleme aymazlığı bile göstermişlerdi. Bu işin bilimsel ve akademik bulgularla ortaya koyan bilim insanları ise siyasi olarak linç edilmek istenmiş, sözlerinin ve araştırmalarının itibar edilmemesi için bir algı ortamı yaratılmıştı.
Tüm bu yaşananlar bir kenara, Bölgenin en hakim tepesinde kurulu bulunan, rüzgarların kömür tozların alıp mahallenin üzerine uçurduğu Kömür OSB, faaliyetlerine ve kazancını arttırmaya devam etmiş bölgede…
Dur diyen yok!
Ne yapıyorsun diyen yok!
Kim ne derse desin; Kömür OSB’nin Dilovası’nda o lokasyona kurulması yanlıştı. Kimse Kömür OSB’ye karşı değil. Elbette kömür sektörünün üretici ve dağıtıcı firmalarının dağınık, savruk bölgelerde günlük hayat içerisinde faaliyet göstermesi zordu. Organize olmaları daha doğru ancak yeri burası mı olmalıydı?
2001 yılında başlayan kuruluş çalışmaları, 2010 yılında şu an bulunduğu Tavşancıl Mahallesinin kuzeyi, Çerkeşli Köyü ve İMES OSB’nin güneyinde 79 hektarlık bir alanda inşa edilmişti.
Gerek kömür gibi zor bir malzemenin depolanacağı, paketleneceği, taşınacağı ve işleneceği bir OSB’nin Dilovası’nın bu hakim tepesine konulmasına , gerekse bu OSB’nin açılmasına izin veren o dönemin siyasi ve yürütme erki büyük bir vebalin altındadır.
Halkın şikayetlerine kulaklarını tıkayan, ‘ Benim insanıma bur şey oymaz’ diyen anlayışla bölgeden seçilip TBMM’ye gidenler maalesef bu yerleşim yerleri için parmaklarını dahi kıpırdatmamışlardır. Üstüne üstlük 2015 yılında nispet yapar gibi , Sağlıklı Kentler Birliği gibi amaçlarının ne olduğu bugün bile belli olmayan bir gurup tarafından, o dönemin Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’na bile, Kömür OSB’ye Çevre Tesis Ödülü verecek kadar bu halkın çektiği sıkıntılardan bi haber olduklarını göstermişlerdi.
İşte rahmetli Mehmet Şirin Barış’ı da en çok üzen olayların başında da bu geliyordu. Bir mahalle düşünün kömür tozları yüzünden inim inim inleyecek; bu görüntüler altında bir Sağlık Bakanı buna sebep olduğu herkesçe bilinen kuruma çevre ödülü verecek;
Çelişkiye bakar mısınız?
Önceki gün Dilovası’nın bu kanayan yarasına derman olmak isteyen, bu toplumun vicdanını da yarayan hadiseler için çalınmadık kapı dahi bırakmayan bir mahalle sevdalısını, Dilovası sevdalısını toprağa verdik. Mücadele verdiği konularla ilgili, bir arpa boyu yol dahi gidemeden hayata veda edip gitti. Bayrağı kim devralacak, onun başlattığı bu mücadeleyi kim sürdürecek o bile belli değil;
Ama eğer bir şeyler yapılmaz, buradaki faciada pansuman yöntemler bir kenara bırakılıp tedavi sürecine geçilmezse daha çok muhtar Şirinleri toprağa vereceğiz…
Bu bölgeden bir başka mücadeleci insan çıkar mı çıkmaz mı bilinmez ama, bu bölge TBMM’ye milletvekili göndermeye bu dönem de devam edecek. Sormak lazım kendilerine;
Muhtar Mehmet Şirin Barış’ı kaybettik!
Neler söylemek istersiniz???