NAYLONA HAYIR!



Yeni yıl geldi, ülke olarak konuşulacak o kadar konu varken ülke naylon poşetler etrafında bir gündem ile yeni yıla ayak bastı. Çok patırtı koparıldı, çok şeyler yazılıp çizildi. Sanki bu iş hükümetin birilerine yaptığı bir ‘kıyak’ gibi algı yürütüldü.

Yok marketler sattıkları poşetlerden para kazanıyor, yok marketlerde aldıkları ürünleri ambalajlama müşterilerin işi mi? gibi sorular ortaya çıkmakta…

Bunlar yasanın uygulamaya girmesi ile bu tür spekülasyonlar olacaktır… 

Şu an 1 Ocak itibarı ile marketlerdeki 15 mikronun üzerindeki  plastik poşetler 25 krş olarak marketlerde, zincir mağazalarda satılmakta. Bu poşetlerin üzerindeki barkotlar, sisteme girilerek tüketicinin faturasına eklenmesi sağlanacak. Marketlerin meyve ve sebze, şarküterilerin peynir satış reyonlarında kullanılan daha ince poşetler için böyle bir satış söz konusu olmayacak. En azından şimdilik.  Satışı yapılan bu poşetlerin 10 kuruşu poşet maliyeti olduğu için ilgili firmaya, 15 kuruşu da Bakanlığa kalmakta. Bakanlık bu paralarla bu poşetlerin ortaya çıkardığı kirliliği önleme, atıkları yerinde bertaraf etme, yerel yönetimlere bu tür çevresel atıkları toplamada kullanacak. Ayrıca bu market ve satış yerlerine giren ve çıkan poşetler bundan böyle kayıt altına alınacak. Yani öyle gelişigüzel poşet satma gibi bir algının oluşmasına imkan verilmeyecek. Burada öncelikli amaç, poşet sarfiyatını azaltmak. İlerleyen zamanlarda da hepten kaldırmak.  Öncelikle şu bilinmelidir ki, bu konu yeni bir olay değil. Avrupa hatta Dünya, doğada kaybolmayan atıkların bertarafı için uzun zamandır çalışıyor. Bu konuda , 1994 yılında Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin, Avrupa Toplulukları Resmi Yayınlar Bürosunun CONSLEG sistemi tarafından hazırlanan Ambalaj ve ambalaj atıkları ile ilgili direktifleri var. AP’nin 2003 yılında çıkarttığı yönetmelik,  2004 yılında direktifi var. Kaldı ki, Avrupa bu tür ambalajlarla yıllardır uğraşıyor…

Plastik poşetler bizim ülkemizde çevreye zararlı mı değil mi? Öncelikle bunda hemfikir olmak lazım. Doğada kaybolması mümkün olmayan plastiklerden bahsediyoruz. Bunlar denizlere, akarsulara karışıyor. Balıkları zehirliyor ve temizlenmesi zor bir atık olarak doğada karşımıza çıkıyor. Türkiye’de AB uyum yasaları çerçevesinde bu tür atıklarla mücadele için bu tür ambalajların bertarafı noktasında bu şekilde bir yol izlemekte ki, bu doğru ve yerinde bir uygulamadır. AB, Ambalajın ve ambalaj atığının yönetimi ile ilgili farklı ulusal tedbirlerin, bir tarafta bu maddelerin çevreye herhangi bir zarar vermemesi veya bu zararın azaltılması ve çevrenin yüksek düzeyde korunması amacıyla ve diğer tarafta da iç piyasanın işlevlerinin sağlanması, ticaretin önündeki engellerin kaldırılması ve Topluluk içindeki rekabetin bozulmasının ve sınırlanmasının önlenmesi amacıyla uyumlu hale getirilmesi gerektiği için; Ambalaj atığı oluşumunu önlemesi için en iyi yolu genel ambalaj miktarını azaltmak olarak belirlemiş. Avrupa’da bu tür poşetler ya tamamen kaldırılmış, ya da para ile satılmakta. Bunun örnekleri var; İtalya’da bu tür poşetlerin 2011 yılından bu yana kullanımı yasak. Bu yasağı ihlal eden marketlere 25 bin Euroya kadar ceza yazılıyor. İngiltere 2015’ten bu yana yasağı uyguluyor. Fransa keza 2015 yılından beri bu poşetleri yasakladı.  Almanya’da naylon poşetler 2011 yılından bu yana para ile satılıyor. Hollanda’da 25 yıldır plastik poşetler para ile satılıyor…

Yani Avrupa bu tür çevresel sıkıntıyı aşmak için yıllar öncesinden aksiyon alırken, biz nasıl oluyor da yeni yeni çözüm arıyoruz? Sorgulanacak konunun bu olması gerekir…

Bunu milli bir felaket gibi göstermek, ülkenin en büyük sorunu gibi göstermek,  hükümetin keyfi bir uygulaması gibi göstermek ne kadar doğru acaba?

Türkiye, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında hazırlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, geçtiğimiz yılın Aralık ayında Resmi Gazete’de yayımlatarak yürürlüğe soktu. Bu yasa TBMM’de tüm partilerin oyları ile çoğunlukla yasalaştı. Bunun ilk etapta etkileri elbette tepki çekecektir. Ancak zamanla bu sancılarda giderilecek ve ülkemiz önümüzdeki yıllarda bu tür ambalajları tamamen kaldırarak geri dönüşümlü kağıt ambalajlarına dönecek ve doğayı tehdit eden bu kirlilikten tamamen kurtulmuş olacaktır. 

Plastik ambalajların Türkiye’de para ile satılır hale getirilmesinin, hükümetin keyfi bir uygulaması gibi sunmak, tüketicinin aleyhine bir kampanya gibi algı yaratmak  kesinlikle doğru değildir. Burada konu olacak olan bir pazarlama malzemesi değil, çevrenin daha temiz, çocuklarımızın daha sağlıklı bir Ülkede yaşaması için gereklidir…

Tabi ki bir poşet ya da naylon ambalajla atıklarla mücadele olmaz, ancak bir yerden başlamak için zaten yeterince geç kalınmadı mı?

Bu sebeple, bırakalım şu naylon poşet işlerini de, ülkenin asıl sorunlarına odaklanalım…

Slogan belli;

Atıklarla mücadeleye EVET

Naylona HAYIR…