Özü Sözü İnsan!
Geçtiğimiz haftanın son günü ve sonraki Cumartesi gününü Ankara’da bir dizi programa ayırdık. Gazetemiz imtiyaz sahibi Yunus Kahraman’la Gebze’den Ankara’ya bir yolculuk yaptık. Yunus Kahraman’ın GTO TOBB delegesi olması hasebi ile Cuma akşamı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 70.Yıl Kutlama programına katılacağı için, sabah erken saatte çıktık Ankara yolculuğuna. Önceden programı bildiğimiz için bir dizi ziyaret yapar, önemli görevlere gelmiş dostlarımıza uğrar ‘Hayırlı Olsun’ dileklerimizi iletiriz diye düşündük. Yola çıkmadan TRT Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanan, Çayırova eski Başkan Yardımcısı kardeşim Mustafa Malkoç’u aradım randevu aldım. Ankara’ya erken saatte ulaştık ve TRT’nin Or-An’da ki genel müdürlüğüne randevu saatimizde yetiştik.
Mustafa Malkoç kardeşimiz bizi kendisine yakışan bir tarz ve duruşla karşıladı… Çay ve sohbet derken konu konuyu açtı;
TRT’nin son dönemde yaptıkları, yapacakları üstlendiği misyonu aktardı bize sevgili Malkoç. Göreve gelmesinden kısa bir süre geçmesine rağmen kuruma hakimiyeti, konulara vakıflığı ben ibir hayli etkiledi diyebilirim..
Malkoç’un Çayırova Belediyesi’nde yaptıkları, ortaya koyduğu duruş geldi aklıma. 2019 yerel seçimleri sonrası, Şevki Demirci başkanın ekibinden olması, onun döneminin Başkan yardımcısı olması, göreve yeni seçilen Bünyamin başkanın bir çırpıda ‘İstemem’ tavrı ile son bulmuştu. Biraz eski başkanın devamı gibi algılanması, biraz da Karadenizliliğinin bahane edilip görev verilmemesi bu bölgenin ve Çayırova Belediyesi’nin kaybı olduğu kesin ;
Aklıma şu geldi; İyi ki Çayırova Belediyesi’nin başkanı olan Bünyamin Çiftçi Mustafa Malkoç gibi bir değerle çalışmayı düşünmemiş. Yoksa İletişim Başkanlığı gibi, TRT gibi çok önemli bir kamu tüzel kişilik çok önemli bir bürokrattan mahrum kalacakmış.
Mustafa Malkoç bilindiği gibi ilk önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanlığı’na atandı. Orada Başkan Fahrettin Altun’un strateji gibi önemli bir alanda kuruma hizmet veren önemli adamlarından biriydi. Sonrasında TRT’ye ihtiyaç oldu ve orada muhasebe-finans , satın alma ve destek hizmetleri gibi finansal yapıyı yöneten yapılanmanın başına Genel Müdür yardımcısı olarak atandı.. Kendisi TRT’de göreve başladıktan sonra bildiği, güvendiği, yaptığı çalışmalara vatana ve millete hizmet aşkını iyi bildiği kendisi gibi bir ismi daha Ankara’ya taşıdı. O isim Mustafa Hıraç’tı… TEDAŞ’ın özelleştirilmesi sonrası Çayırova Belediyesi’nde Destek Hizmetleri Müdürlüğü yapan Hıraç’ta tıpkı Mustafa Malkoç gibi göreve devam ettirilmeyen isimlerden biri. Onun da yolu, kendisi gibi aynı yolun yolcusu Mustafa Malkoç’la birlikte TRT’de kesişti…
Çayırova Belediyesi, bu anlamda çok önemli bir Belediye olarak öne çıkıyor. İki Mustafa gibi, bu Belediyede bir başka Başkan Yardımcısı olan Abdullah Yağcı’nın da bu iki isimden çok daha önce Cumhurbaşkanlığı Külliyesi gibi çok önemli bir kurumda görev yapıyor olması da aynı derecede önemli ve gururlandıran bir atama olmuştu. Demek ki Çayırova’da bir şekilde görev yapanın yolu Ankara’ya çıkıyor. Şimdi Yağcı’nın yanına iki isim daha eklenmiş ve Gebze Bölgesinin Ankara’ya üst düzey bürokrat çıkarma harekatı devam etmiş oldu…
Malkoç ve orada kurduğu kadro, TRT’de çok önemli hatta devasa bir bütçeyi yönetiyor. Bu bütçeyi yönetmek, bunu doğru kullanmak ve TRT’yi kar eden bir kurum haline getirip kuruluş misyonundan ve hedeflerinden uzaklaştırmamak başta kurumun genel müdürü Prof. Dr. Mehmet Zahid Sobacı, Başkan yardımcıları Mustafa Malkoç ve Mustafa Hıraç gibi üst düzey bürokratların çabaları ile olacaktır.
Hiçbir şey olmasa bile Malkoç ve Hıraç gibi isimler Gebze’nin Ankara ekseninde gururlandıran bir yüzü, bu bölgenin bağrından çıkmış örnek markalarıdır…
Malkoç ve Hıraç sayesinde, Yıllardır İzmit lobisi tarafından dışlanan, bir türlü ‘Batı Yakası’ itelemesinden kurtulamayan Gebze, Çayırova, Darıca ve Dilovası’nın bürokrasiye açılan bu kapısından eminim bundan sonra da çok değerli isimler girecektir…
Devletin en üst düzey ve en kritik kurumlarında görev yapmanın getirdiği öz güven ve kendini yetiştirme şekli ile de Mustafa Malkoç ve Mustafa Hıraç gibi isimlerin özünden bir şey kaybetmediklerini, memleket sevdalısı oluşları, bu millet ve bu devlet için bir şeyler yapma gayretleri takdiri hak etmektedir…
Daha da önemlisi bu görevler için yeterli ehliyet ve liyakata sahip olmaları, geçmişte devletin çeşitli kurumlarında aldıkları devlet tecrübesi ile arkalarında gayrimeşru hiçbir soru işareti bırakmadan hizmet etmeye devam etmeleri son derece önemlidir…
Bugün tüm kurumlarında olmasa da bir çok kurumda, bakanlıklarda, dairelerde en büyük sıkıntı olarak görülen liyakat-ehliyet anlamında tabuları ancak bu gibi genç bürokratlarla ortadan kaldırabiliriz…
Sonuç olarak Malkoç ve Hıraç’ı ziyaretimden sonra son günlerde moda olan bir yaklaşımla, “Gebze iki değerini kaybetti, Ankara iki önemli ismi kazandı” demekten başka bir şey söylenemez herhalde.
Yolları ve bahtları açık olsun…
Allah utandırmasın…