PROF. DR. ERHAN AFYONCU’NUN SÖZLERİNDE BİR CİHAN HÜKÜMDARI
Kiymetli okuyucularım bu yazımızda sizlere Yavuz Sultan Selim Han ve Prof. Dr. Erhan AFYONCU’nun sözlerinde Yavuz Sultan Selim konusuna değineceğiz…
Ne demiş Selim Han “Cesaretiyle yaşamayan esaretiyle ölür”…
Prof. Dr. Erhan AFYONCU hocamızdan kısa bir Yavuz Sultan Selim Han yorumu; Yavuz Sultan Selim Han Osmanlı tarihinin en büyük padişahlarından biridir. Çok büyük bir padişah, çok büyük komutan, çok büyük bir mareşaldir. Osmanlının, babası II. Beyazıd Han döneminde mağlup edemediği Memlük devletini yenmiş ve de tarih sahnesinden silmiştir. Kısa bir dönem padişahlık yapmış olmasına rağmen Osmanlı devletinde büyük başarılara imza atmış bir padişahtır. Onun sayesin de 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman Han batıyla rahat mücadele etme alanı bulmuştur. Çünkü güneyden ve doğudan gelen tehdit azalmıştır. Kendisi zamanın da Osmanlı devleti bir “cihan gücü”dür, ve cihana nizam veren bir devlet haline gelmiştir. Aynı zaman da o dönem de kutsal toprakları Mekke ve Medine’nin Osmanlı hâkimiyetine girmesiyle beraber hac vazifesi görevi rahat yapan bir hükümdar konumuna gelmiştir. Yavuz Sultan Selim, 10 Ekim 1470’de Amasya’da dünyaya geldi. Babası II. Bayezid, annesi Dulkadırlı ailesinden Gülbahar (Aişe) Hatun’du. Şehzadeliği Amasya’da geçmiştir.Yavuz Sultan Selim, devlet idaresi ve askeri konularda eğitim alması için Trabzon Valiliği’ne atandı. Yavuz Sultan Selim’in iktidarı Trabzon ile sınırlı kalmadı. Trabzon’da Gürcüler üzerine 1508 yılında akınlar düzenleyerek onların müslüman olmasını sağladı. 1512’de Çorlu Karıştıran Ovasında babası II. Beyazıd Han yaptığı “Baba-Oğul” savaşını kaybetmiş lakin Ywniçerilerin desteğini sağlayarak babasını tahttan indirilmesini sağlamış kardeşleri Korkud ve Ahmed Çelebileri saf dışından bıraktı ve Osmanlı Devleti’nin başına geçti. II. Bayezid bundan kısa bir süre sonra 26 Mayıs 1512’de vefat etti. Yavuz Sultan Selim tahta geçtikten hemen sonra iç meselseler ile uğraştı ve sonrasında 23 Ağustos 1514 Çaldıran Meydan Muharebesinde Şah İsmail’i yenmiştir. Ardından kısa bir süre sonra Anadolu’daki ve yeni ele geçirilen topraklardaki hakimiyetin kuvvetlenmesi için 12 Haziran 1515’de Dulkadıroğlu Beyliği’ne son verildi. Böylece Diyarbakır, Mardin ve Bitlis Osmanlı topraklarına geçti. Fatih Sultan Mehmet döneminden beri süregelen Hicaz su yolları ve hacıların güvenliği konuları yüzünden Mısır Memlük Devleti ile Osmanlı Devleti’nin arası açıktı. Safevi Devleti’nin Memlük Devleti ile ittifak yapmasından dolayı Yavuz Sultan Selim ikinci doğu seferine çıktı. 5 Haziran 1516’da çıkılan seferde Osmanlı ordusu kısa zamanda Mısır sınırlarına dayanmıştı. Mısır’a bağlı olan Antep ve Besni Kaleleri kısa zamanda teslim oldular. Mısır hükümdarı Kansu Gavri yenilerek öldürüldü. 24 Ağustos 1516’da Mercidabık zaferinin kazanılmasından sonra tüm suriye Osmanlı topraklarına katılmış oldu.
Mercidabık Savaşı’ndan sonra Mısır’ın başına geçen Tumanbay, Osmanlı hakimiyetini kabul etmemekteydi. Tumanbay yönetimindeki Mısır ordusuna karşı 22 Ocak 1517’de Ridaniye Savaşı kazanıldı. Bu savaşla birlikte Memlük Devleti yıkılmış, bölgede Osmanlı hakimiyeti güçlenmiş oldu. Bu seferler sonucunda Suriye, Filistin ve Mısır Osmanlı hakimiyetine girdi. 24 Ocak 1517’de Kahire’nin alınmasından sonra Yavuz Sultan Selim Kahire’de Memlük Devleti’ne bağlı bulunan Abbasilerden halifeliği aldı. Yavuz Sultan Selim’in halifeliği alması ile Kahire’de bulunan kutsal emanetler Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’a getirildi. Osmanlı Devleti, İslam dininde bağlayıcılık ve güç sağlayan halifelik kurumunu ele geçird, Böylece ilk halife olan Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim oldu. 12 Eylül 1520’de “Aslan Pençesi” adı verilen bir çıban yüzünden Tekirdağ’ın Muratlı ilçesinde Yukarısırt köyü Ulvaz mevkinde vefat etmiştir. Yavuz Sultan Selim Han’ın vefatının ettiği yeri merhum hocamız Mehmet Serez ve Adem Turnacı ile yaptığımız çalışmalardan sonra ilk kez kamuoyuna sunmaya çalıştık.

