SADECE VE SADECE KUDÜS

Kıymetli okuyucularım bu hafta yazımızda sizlere Tarihin en kâdim yerleşim yerlerinden biri olan, hatta en önemli olanların başında gelen Kudüs ve İsraillilerin bu mübarek ramazan ayına, inançlara karşı hürmetsizce davranıp dini bir mabed’i basıp, alnı secdede olan müslümanlara karşı yaptığı rezil davranışlarla tekrar gündemde sürekli aynı şekilde ve sadece sadece Müslümanlara karşı yaptıkları bu tavırları kabul etmiyoruz. Bir avuç insan kadarken Filistinlilere yaptıkları zulüm karşısında onları topraklarından etmeleri, öldürmeleri yüzyıldan fazladır sürüyor.

Kudüs, üç semavi din için kutsaldır. Müslümanlar için Kudüs üçüncü en kutsal şehirdir. İslamiyet’te Kudüs, Milattan sonra 610 yılında ilk Kıble olmuştur ve Kur’ana göre Hz. Muhammed (s.a.v.), 10 yıl sonra Miraç’a bu şehirden çıkmıştır. Siyonist İsrail Ramazan ayında sivillere yönelik gerçekleştirdiği saldırılar sebebiyle çok sayıda kadın, çocuk ve yaşlı Filistinli şehit edildi. Yaptığı saldırıların ardı arkası kesilmeyen Siyonist İsrail’in, 1947’den beri başlattığı işgal haritalar üzerinde de kendini gösteriyor. Haritalarda görünmeyen İsrail’in yaptığı bombalamalar ve saldırılarla Kudüs, Gazze ve Batı Şeria’yı sıkıştırmış durumda. İsrail işgaline karşı Filistinli Mücahidler kutsal mabedi korumaya devam ediyor. 

Biraz daha tarihçesini bakacak olursak

Osmanlılar 28 Aralık 1516’da Sinan Paşa önderliğinde, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferinde Kudüs’e girdiler. Kudüs’ün Fethinden sonra Yavuz Sultan Selim Mukaddes Kudüs şehrini 31 Aralık 1516 tarihinde ziyaret etti ve şehrin ismini Kudüs-ü Şerif olarak değiştirdi. Osmanlı Devleti Kudüs’e 400 yıl hâkim olmuştur. Osmanlı’dan çıkışında ise İngilizler 9 Aralık 1917’de 400 yıl Osmanlı Devleti’nin himayesinde kalan Kudüs’ü işgal ettikten sonra dünyanın dört bir tarafından gelen Yahudilerin bölgeye yerleşmesine göz yumdu.

Kudüs’ün başkent yapılması

Önce Batı Kudüs’ü daha sonra da Doğu Kudüs’ü işgal eden İsrail, 30 Temmuz 1980’de Kudüs’ü başkenti olarak ilan etti. Buna karşılık Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 1980’de İsrail’in Doğu Kudüs’ü ilhak ederek başkent ilan etmesini geçersiz sayan 478 sayılı kararı kabul etti. Kesin olmamakla birlikte 1917’de tarihi Filistin topraklarındaki Yahudi nüfusunun 60 bin civarında olduğu belirtiliyor. Gelen Yahudi göçleriyle bu sayı İsrail’in bağımsızlığını ilan ettiği 1948’de 800 bini aştı.

İsrail’in 1996’da Mescid-i Aksa’nın Batı Duvarı (Burak Duvarı-Ağlama Duvarı) altında açtığını duyurduğu tünel ve daha sonra bu çerçevede açılan diğerleri, İsrail’in kutsal mabedin altında ve çevresinde yürüttüğü kazı çalışmalarına ilişkin “şüpheleri” güçlendirdi.

Kazı çalışmalarının yanı sıra fanatik Yahudilerin Harem-i Şerif’e yönelik baskınları da devam ettirdi.İşgalin başladığı 1967’den bu yana Harem-i Şerif’in dış kapılarında “güvenliği sağlama” gerekçesiyle bekleyen İsrail polisi, fanatik Yahudilerin Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskınlara göz yumdular, hatta destek dahi oldular.Son yıllarda giderek artan Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlar, İsrail’in Harem-i Şerif üzerindeki hakimiyetini artırma girişiminin bir parçası olarak değerlendiriliyor.