Anasayfa > Köşe Yazıları  >  SANATÇI NASIL OLMALI…

SANATÇI NASIL OLMALI…



Merhaba sevgili dostlar; bu konuyu yazmak istemezdim yalnız, bazı sanatçı ve gazetecilerin söylemlerine karşı tepkisiz kalmayı yakıştıramadım kendime. Sosyal hesaplarımda birilerine eleştirilerimi ya da öfkemi dillendirmeyi sevmiyorum.

 Bazen kötülüğün sürekli gündemde olması yanlış davranış ve düşünüşü örnekleyerek, yayılmasına sebebiyet verebiliyor ki yeteri kadar ilmi olmayan gençler bu durumdan en çok etkilenenler oluyor.

Her insanın kendine has özel hayatı, fikirleri, düşünceleri ve mizacı var. Hataları ve sevaplarıyla tek başına verir hesabını insanoğlu. Şu var ki toplumun önünde olanlar ya da bir eser ortaya koyanlar, mutlaka o toplumun değerlerini göz önünde bulundurmalı. Sanatçıların ya da liderlerin, yanlışları düzeltmeye çalışmak, doğruları daha iyi hale getirmek için gayretleri olmalı ki kişi bildiğini anlatmakla yükümlü zaten.

Daha önce  bir yazımda sanatın insan için olduğundan bahsetmiştim. Dilerseniz bir göz atabilirsiniz. Sanat; bilinçaltının, duyguların dışa yansıması… Şu var ki; ne olursa olsun kimse bir başkasına hakaret etme, küçük görme ya da kötülüğü savunma hakkına sahip değil. Özellikle söyledikleriniz milyonlar tarafından takip ediliyorsa…

Bir toplumun yapısını değiştiren en büyük etkenlerden biridir sanat. Bu yüzdendir “nasıl bir toplumda yaşamak istiyorsan onları yaz” söylemleri. Konuları işler ve sanatların birçoğunda uygularsınız ve sonuç olarak “değerler” ardından gelen beş, on yıl içinde değişir. İyi veya kötü…

Şu da var ki; sanatçı düşünen, fikir üretmeye çalışan, ince düşünüşe sahip kişidir. Yazdığı her eseri en ince ayrıntısına kadar düşünür ve bu düşünüş bazen en doğruyu yakalayabilmesine fırsatlar sunar. Bu sebepten herhangi bir sanat eserinde bu ister bir roman,  film ya da tiyatro veya şarkı olsun fark etmez. Kişilerin inanç ve değerlerine ya da insan haklarına yapılan saldırı ve söylemler bilinçlidir. Yanlışlıkla olması sadece anlam bozukluklarından kaynaklanabilir ki bir ürünün piyasada olabilmesi  için kaç kurumdan geçtiği de aşikar…

Sözüm ona bu hakaretler kişilerin dini hassasiyetleri üzerineyse durum daha da vahimdir. Bu hangi din olursa olsun. Çünkü “din” medeniyetlerin çıkış noktasıdır ve kişilerin hayatlarına yükledikleri yaşamın anlamıdır. Bu sebepten dine hakaret kişilerin yaşamlarının anlamına hakarettir. Ve hiçbir insan buna tepkisiz kalamaz, fiziksel olarak tepkisi belli olmasa da ruhu can çekişir.

Bu sebepten isterse Dünyanın en popüler insanı olsun, dinin hassasiyetlerine saldıranlar kınanmayı hak ederler. En’am Suresi 108. Ayeti kerimede “ve onların Allah’dan başka tapmakta olduklarına sövmeyin ki, onlar da haddi aşarak bilgisizce Allah’a sövmesinler.” Buyruluyor. Bu ayet ispatıdır kınanması gerekenin… Allah’ı kendilerine ilah edinmeyenler (ki burada kesinlikle şahıs ismi kullanmam kalplerdekini ancak Rabbimiz bilir) niçin başkalarının ilahına karışırlar anlamak mümkün değil. Ve bu yaklaşım nasıl iyi niyetli olabilir.

Soruyorum sizlere ne zararını gördünüz dinin; Sayamayacağınız kadar nimeti veren, sizi kötülüklerden koruyan ve iyiliklere yönlendiren “O” iken neden bu karşı çıkış neden insanoğluna şikayetiniz…

Başınızı iki elinizin arasına alın ve düşünün; hangi düşünüşünüzde hata olduğunu ve değiştirin önce düşüncenizi sonra davranışınızı…

  Selam ve dua ile dostlar…


Sıradaki Habere Kaydır