ŞEHİTLER TEPESİ BOŞALACAKMI ?
ÇAYIROVALI İDLİP GAZİSİ NEDEN ÜZÜNTÜLÜ?
Idlipteki 33 şehidimiz, ülkemizde çok büyük üzüntüye sebep oldu. Mehmetçik Türk milletinin en büyük gurur kaynağıdır.
Çayırova ilçemizde İDLİP GAZİMİZİ ziyarete gittik. Gazimiz Adem Akçael’in yeğenidir. Bu ziyaretimiz bize mutluluk verdi. Bu ziyaretimiz Türk milletinin göz bebeği olan Mehmetçiğin her türlü övgüye layık olduğunu bize gösterdi. İDLİP kahramanı yatağında yatıyordu. Yaralıydı, tedavi için Çayırovaya göderilmişti. Adeta yaralı bir arslan gibiydi. Babası annesi yanı başındaydı.
Silâh arkadaşları cephede savaşırken yaralı olarak evde yatmanın ona çok zor geldiğini biz hissediyorduk. İyileşen arkadaşlarının çok kısa sürede tekrar cepheye döndüklerini söyledi. Tekrar cepheye gitme konusundaki heyecanı aşikardı.
Evden ayrılırken gazimizin babasının sevinç ve hüzünü birlikte yaşadığını gördük. Aslan parçası oğlu savaş meydanında olmadığı için, arkadaşlarından ayrı düştüğü için üzülüyordu. Gazimizin babası oğlunun ” BABA, SENİ ŞEHİT BABASI YAPAMADIM DİYEREK” üzüldüğünü söylerken evladına olan hayranlığını ve onunla duyduğu gururu gizleyemiyordu. Bu sözler bizide şaşırttı.
İstanbulu fetheden asker için peygamber efendimizin “ne güzel asker” övgüsüne mazhar olan bu güzel askerlerden birisi yanımızdaydı. Bu Mehmetçiğin sözleri ve halet-i ruhiyesi bizleri de gururlandırdı. Abdullah Köktürk başkanımız ve diğer arkadaşlarımız, gazimize, merakla sorular sormaya başladılar. Cevaplar beklemediğimiz gibi EZBER BOZAN nitelikteydi.
Mehmetçik Suriyede, İdlipte engel tanımıyordu. Rus uçakları, Tanklar Toplar onları durduramamıştı. Bir arkadaşımız, gazimize, askerlerimizle birlikte savaşan Suriyeli ÖZGÜR SURİYE ORDUSU NU sordu.
ÖZGÜR SURİYE ORDUSU cephede sizlerle birlikte savaşıyormu dedi. Gazimizin cevabı bizi hem şaşırttı hemde üzdü. Askerlerimizle birlikte savaşan ÖZGÜR SURİYE ORDUSU ASKERLERİNİNDE gözlerini kırpmadan şehadet şerbeti içtiklerini bazanda Mehmetçiklerin şehit olmaması için canlarını feda ettiklerini söyledi.
Gözlerinin önünde cereyan eden bir sahneyi bize anlattı. Suriyeli Eset güçleri tarafından bir tepe üzerinden mevzilerinin top ateşine tutulduğunu, bu esnada Mehmetçiğin zayiat vermesinden endişelenen Özgür Suriye Ordusu askerlerinin derhal topçu ateşini susturmak amacıyla kamyonetlere doluşarak Esedin askerlerine saldırdıklarını tamamının şehit olduğunu bir tanesinin dahi kurtulamadığını geri dönmediklerini söylemiştir. Hatta Esed’in, muhaliflere ve özgür Suriyeli askerlere karşı daha acımasız olduklarını AYRICA ESED’İN TÜRK ASKERİNDEN korktuğunu fazla yaklaşmak istemediğini bunun intikamını, özgür Suriye ordusuna dahil olan mücahitlerden ve masum halktan çıkardıklarını söyledi. Hatta Türkiyede bulunan çoluk çocuk, kadın ihtiyar 4 milyon Suriyelinin Esed tarafı’ndan düşman kabul edildiğıni onların tamamınını göz kırpmadan öldürebileceklerini söyledi.
Kahraman askerimiz bizleri gururlandırdı. Taşıdığı ağır yükün idrakindeydi. Şehitliğin gaziliğin anlamını biliyordu. Gazimizi dinlerken Irak savaşında, düşmanla savaşan askerlerin kaçmaması için zincirlerle toplara bağlanmaları aklıma geldi. Zincire bağlı asker kaçmayacak bağlandığı topu kullanarak düşmanı top ateşine tutacaktı.
Buna karşılık asker ocağını peygamber ocağı olarak gören, Çayırovada yaralı olarak yatağında yatan askerimiz cephede omuz omuza savaştığı arkadaşlarını ve bir an önce cepheye nasıl döneceğini düşünüyordu. Şehit olmanın hayalini kuruyordu.
Sevgili Peygamberimizde şehitlik mertebesinin yüceliğine işaret ederek; “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi ne kadar çok isterdim” (Riyazu’s-Salihin, 2/535) buyurmamışmıydı.
Kur’an’da şehid kelimesi, 35 defa, şühedâ kelimesi ise 20 defa geçmiştir. Bu kavram, Allah’ın, Peygamberin, meleklerin ve insanların sıfatı olarak kullanılmıştır.
Müslümanlar, hiçbir zaman ölüm endişesine kapılmadan, yüksek idealler uğruna canla başla mücadele etmişlerdir. Şanlı ecdadımız da “Ölürsem şehid, kalırsam gazi olurum” inancıyla canını ortaya koyarak savaşmışdır. Şehitlik gazilik rütbeleri müslümanların en büyük rütbeleridir.
ŞEHIT TEPELERİ BU ÜLKENİN TAPULARIDIR. Çanakkale şehitler tepesinde çok sayıda, İdlipli şehitlerimiz var. Bu ülkenin tapusunda İdlipli şehitlerinde imzası var. En büyük rütbelerden olan Gazilik rütbesine sahip olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Trablusgarpta Libyada Çanakkalede aynı amaç uğrunda bulunmuş, 1919 da çizdiği haritada İDLİP i Türkıye sınırları içerisinde göstermiştir. Bizim için asker ocağı peygamber ocağıdır. Şehitlik gazilik rütbeleri en büyük rütbelerdir. Malesef bu rütbeleri değersizleştirmek isteyenler var. Ama bu rütbeler, bizlerin ve tüm kainatın yaratıcısı olan Allah u Teala tarafından verilmiştir. Günümüzün uygar batısı sadece kendi refahını ve mültecileri nasıl engelleyeceğini Suriye topraklarındaki petrol ve zenginlikler ile Türkiye yi nasıl paylaşacaklarını düşünmektedir. Bu sebeplede Suriyede ölüme açlığa yokluğa terk edilen kadın çoluk çocuğa sahip çıkmamakta adeta ölüme terk etmektedirler. Sınırlarına gelen mültecileri çırıl çıplak soyarak geri dönmeye zorlamaktadırlar. Halbuki onlar PKK, DHKPC, VE FETÖ GİBİ TERÖR ÖRGÜTÜ üyelerine kucak açıp ülkelerinde barındırmaktadırlar. Şüphesiz, bu uygar batılılar, sınırlarına gelen Suriyeli mülteciler PKK, DHKPC, TİKKO VE FETÖ kılığında ülkelerine gelselerdi onlarada kucak açarlardı.
Suriyeden ülkemize gelen çok sayıda kitabı türkçeye çevrilen büyük düşünürlerden Cevdet Sait Düşüncede Yenilenme adlı kitabında bugünkü Suriyeyi ve Batı Dünyasının içinde bulunduğu durumu güzel bir misalle anlatmıştır. Cevdet Sait ” Bizim köyümüzde bir hayvan kaybolduğu zaman ev sakinleri bir dua okurlar, kurdun ağzını bağlarlardı. Kurt yemesin diye. Sabahleyin de kurt açlıktan ölmesin diye kurdun ağzını açarlardı. Dünya şimdi bu hale geldi. Birleşmiş Milletlerdeki veto sahibi beş ülke dünyanın ağzını bağlamış, bizim kurda yaptığımız gibi istedikleri zaman açıyor,ıstedikleri zaman bağlıyorlar.Müslümanlara karşı gücü elinde bulunduran ülkelerin yaptıklarını ben buna benzetiyorum.” diyor.
Uygar batı ve dünyayı yöneten 5 ülke Suriyede bugünkü duruma gelmemize sebep oldular. Artık içinde Türkiyenin de yer aldığı yeni bir dünyanın kurulması gerekiyor.
Bugün ABD birleşik devlettir. Yıllarca birbiriyle savaşan avrupa ülkeleri Avrupa Birliğini kurmuştur. Türkiye, Mısır , Pakistan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerin içinde yer aldığı yeni birlikler ve yeni ittifaklar kurarak dünyada barışa ve istikrara daha fazla katkı sağlamalıdır.
İlahiyatçı ve Hukukçu Av Necmi ÖZEN