SERDENGEÇTİLERİN DESTANIDIR; ÇANAKKALE



“Çanakkale müdafaası, üç mucize muharebesidir. Hâli kurtardı, maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı.”

Sami Paşazade Sezai

Kıymetli okuyucularım bu hafta sizlere tarihin en kanlı savaşlarından olan yıllarca sürecek, insanlığın yok sayılıp ve değersizleştirdiği Birinci Dünya Savaşının cephelerinden olan Çanakkale Cephesi hakkında bir tarihi sohbet yapmaya çalışıcam sizlerle şimdiden keyifli okumalar dilerim…

Tarihçi-Yazar Volkan Şenel tarafından “Çanakkale Cephesi’nde Şehit Olan Kocaeliler” 2007 yılında kitap çalışması ile nihayete eren ve bizler için başucu eseri mahiyeti taşıyan bu kitap çalışması için kendisine Gazetemiz ve şahsım adına teşekkürlerimi sunuyorum. Eserde Kocaeli bölgemiz içinde yaşamış Çanakkale cephesi içinde gitmiş ve orada şehadete ulaşmış, bu şehrin gurur vesilerinden isimleri birkaçını sizlerle  paylaşmaya çalışacağım.

Kocaelili şehitlerimiz Çanakkale cephesinde kırk’a yakın mevkide savaşıyor ve bunlar içinde Seddülbahir en çok şehit verdiğimiz yerlerin başında gelmektedir.

Çanakkale Savaşlarında şehit olan Kocaelili askerlerin büyük bölümü erdir. Bunların sayosıda 540 kişi olarak arşiv çalışmalarında tespit edilmiştir. Bu kitapta ise incelemeler sırasında 600’den fazla kişinin yer aldığını okumaktayız. ilk tespitlere göre bu şehitlerden 88 kişisinde Gebze’dendir. Kitabın yazarı Volkan Şenel hocamız bir sohbetimiz sırasında bu çalışma ilk baskısı 2007 yapıldı o günden bugüne sonra yaptığımız saha ve incelemelerde bu rakamların 700’ü bulduğunu belirti yani yeni bir kitap çalışması bizi bekliyor diyebiliriz…

Çanakkale cephesinde şehit olan Gebzeli şehitlerimizden kitaptan yer aldığı gibi sizlere aktarayım…

1892 doğumlu Birinci Kolordu Birinci Bölük Mustafa oğlu Mehmed Çavuş Mitralyöz görev yerinden yaralanır Beylerbeyi Terbiye-i Bedeniye Mektebi Hasta hanesinde 31.05.1915 şehit olur.

1894 doğumlu Beşinci Kolordu Dördüncu Alay Birinci Tabur Dördüncü Bölük Piyade Ali oğlu Ahmed Onbaşı İmamoğulları lakabı, Kanlıdere 24.07.1915 şehit olur.

1882 doğumlu On Yedinci Alay Üçüncü Tabur On Birinci Bölük Recep oğlu Piyade Er Mehmed Mollafenari Bucağı, Kargalı köyündedir. Tekirdağ Hasta hanesinden şehit olur 10.05.1915.

Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı cephelerinden biri olan, beş çayına gelenlerin cansız bedenleriyle birlikte süren, sürükleyen ve kanın adeta nehirler gibi aktığı yerin adıdır; Çanakkale.

Başka ülke mazileri için ne derler bilmem ama şan, itikad, şeref ve ölümüne direnişi ile anlatacağımız birçok destanımızdan biride Çanakkale savaşıdır.

Çanakkale savaşı ile ilgili olarak dört başlık altında toplamaya çalışacağım.

1-Çanakkale Savaşının önemi?

2- Çanakkale Savaşındaki cepheler?

3- Çanakkale Savaşındaki öne çıkan? Komutanlar?

4-Çanakkaleden günümüze yansıyanlar nelerdi?

– Payitaytin giriş ve kilit kapısı. Rusya’nın  batışında önemli etken. İman gücünün vücut bulmuş yumruğa dönüşmüş hali ve  birleştirici unsurudur Çanakkale zaferimiz.

– Çanakkale tek bir savaş değildir. Birinci Dünya Savaşı içinde yer alan bir cephedir. Bu cephe içinde müstakil muharebelerde olmuştur. 3 Kasım 1914 tarihinden 18 Mart 1915’e kadar olan dönem Müttefik Filo’nun Boğazı denizden zorlaması yani deniz harekâtı dir. 25 Nisan 1915-9 Ocak 1916 arasi ise amfibi harekatı ile başlayan ve muhrebelerin geçtiği yerlere göre zigindere, conk bayırı, Kireçtepe v.d. muharebeleri olarak adlandırılan Kara Muharebeleri dönemidir.

– Deniz Safhasında müstahkem mevki kumandanı Cevat Paşa, Kurmay Başkanı Selahattin Adil, Torpil Müfrezesi Komutanı Binbaşı Nazmi Bey, Nusret mayın gemisi, Muavenet-milliye ve Sultanhisar gemileri tüm personeli. 

Kara Safhasında ise Miralay Sefik Aker, Yarbay Mustafa Kemal, Yarbay Hüseyin Avni Beyler.

– Azim, İnanç, Allah’ın yardımı

SERDENGEÇTİLERİN DESTANIDIR; ÇANAKKALE

SERDENGEÇTİLERİN DESTANIDIR; ÇANAKKALE

***

Eğitimci-Yazar Hüseyin SARAÇ

Kıymetli okurlarımız bu hafta yazar ve eser tanıtımında Eğitimci-Yazar Hüseyin SARAÇ hocamı ve eserini tanıtmaya çalışacağım. Hiç şüphesiz Gebze’nin yetiştirdiği büyük değerlerden biri de Hüseyin Saraç’tır. Hocamız ilk eğitim yıllarını Darıca’da tamamlamış ardından Lisans: Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyati Bölümü, Yüksek lisans: HRU Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim dalı alanın ve en son olarakta Doktorasını: YYÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim dalın da tamamlamıştır. Ayrıca Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyati Bölümü’nde 1995-2000 yılları arasında  Öğretim Görevlisi olarak çalışmıştır. Memuriyete öğretmen olarak 1991 yılında başlamıştır. Hâlen Kocaeli/ Darıca’da MEB’e bağlı bir lisede öğretmenlik görevini icra eden hocamız bunun yanısıra Almanca ve İngilizce’de bilmektedir.

Şimdi büyük duayen olan Akşam gazetesi yazarı sayın Bedri Acar’ın 22 Şubat 2020’de kaleme köşe yazı ile başbaşa bırakıyorum, üstada bu köşe teşekkür ediyorum yazarımız bize tanıttığı için…

Allah ömrüne bereket versin, 87 yaşındaki Turan Oflazoğlu’nu bugünlerde bana yeniden hatırlatan bir kitap var masamda.

Türk kültürü ve hayatı üzerine yayımlanmış çok sayıda bilimsel araştırmaya imza atan Hüseyin Saraç imzalı ‘Turan Oflazoğlu/Sahne Şairi/Bizim Shakespearemiz’ adlı kitap Akademi Yayınları’ndan çıkmış ancak kısıtlı sayıda basıldığı için piyasada yok.

yet batılı bir sanatçı olsaydı dünya çapında şöhrete kavuşması işten bile olmayan Turan Oflazoğlu’nu hayatı ve eserleriyle tanıtan derli toplu ve güvenilir bir biyografi kitabı.

Güvenilir diyorum çünkü müellif Hüseyin Saraç, eserde en ufak bir yanlışlığa mahal vermemek için bizzat Turan Oflazoğlu’nun dikkatine sunmuş.

Uzun yıllar Devlet Tiyatroları’nda genel müdürlük yapmış, aynı zamanda Turan Oflazoğlu’nun sahnelenen oyunlarında baş aktör olarak rol almış Cüneyt Gökçer’in şu sözü, O’nun tiyatro edebiyatındaki yerini göstermesi bakımından anlamlıdır: ‘’Biz Türk aktörleri vaktiyle İngilizler’e imrenirdik ‘Shakespeare’leri var diye, Fransızlar’a imrenirdik ‘Moliere’leri var diye, İtalyanlar’a imrenirdik ‘Pirandello’ları var diye ama Oflazoğlu yazmaya başlayalı beri hiçbir millete özenmiyoruz, imrenmiyoruz artık.’’

Turan Oflazoğlu’nun tiyatroya yönelmesinde önemli katkıları olan isimlerden biri de Ahmet Hamdi Tanpınar olmuştur. Tanpınar, şiirlerini okuduğu Oflazoğlu’na ‘Şiirlerinde dramatik bir doku var. Mutlaka tiyatroyu denemelisin’ demiştir.

Tiyatro eğitimini Washington Üniversitesi’nde alan, hem batı hem de doğu edebiyatını yakından tanıyan Oflazoğlu’nun en büyük özelliği insanın iç çatışmalarını ustalıklı bir biçimde ele almasıdır. Moda olana asla yüz vermeyip kalıcı olanın peşinde gitmesidir. Aynı zamanda Oflazoğlu, Osmanlı tarihini evrensel boyutlarıyla tiyatroya taşımış bir oyun yazarıdır.

Büyük edebiyat tarihçisi Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın deyimiyle ‘Batı kültürü ile milli kültürü kendi şahsiyeti içinde eritmiş olan Oflazoğlu büyük bir sanat gücüne sahiptir.’

Temennimiz odur ki Turan Oflazoğlu’nun bütün eserleri serisini yayınlayan İz Yayıncılık’ın Hüseyin Saraç’ın kaleme aldığı ve piyasada olmayan ‘Turan Oflazoğlu/Sahne Şairi/Bizim Shakespearemiz’ adlı eserini de okurlara sunmasıdır. Böylece bir külliyat taçlanmış olur.

SERDENGEÇTİLERİN DESTANIDIR; ÇANAKKALE

SERDENGEÇTİLERİN DESTANIDIR; ÇANAKKALE