Sevebilmek
Hayatı yaşanır kılan da katlanılmaz kılan da “sevebilmek”. Hangi kitabı okursanız okuyun, hangi dini araştırırsanız araştırın mutluluğun özeti sevgide saklı. Görebilene ne çok mesaj var. Biz kullar sevmeyi yanlış anlıyoruz bazen. Daha kimse usulünce çalmadan gönül kapılarımızı sonuna kadar açıyoruz çalınmayan kapılarımızı. Oysa İmam Rabbani demiyor mu? “İhsan etmen, kapı çaldığında açmandır” diye. Niyetleri anlamadan seviyor, abartıyor sonra karşılık göremedik, beklediğimiz dili tutturamadık diye üzülüp hayal kırıklığı yaşıyoruz.
Oysa “Sevgi her zaman karşılık görür” diyor Dostoyevski.. Ve ekliyor “Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil, bir başkasında; ‘kendini bulmaktır.” diye..
Sevmek tam da bu işte!
Birinde kendinizi buldunuz mu hiç? Hayallerinizi, korkularınızı, iyi yanlarınızı! Kendini sevmek gibi kutsaldır kendini bulduğun yüreği sevmek.
Ama şu detayı da gözden kaçırmamalı, her şeyin bir dozu bir vakti var. Sen unutsan bile hayat hatırlatıyor bu gerçeği. Yani kendini buldun diye bir yürekte sonsuza dek orada misafir edileceksin diye bir şey yok. Yel eser, fırtına kopar. Bir bakarsınız düne kadar “başım gözüm üstüne” diyen o yürek artık size ait bir ev olmaktan çıkmış. Alexander Dumas diyor ki; belirsizlik işkencelerin en kötüsüdür, kendinize bu kötülüğü etmeyin. Alıştığınız yürek size belirsizlik sunuyorsa artık terk etmesini bilin. Çünkü tıpkı Dostoyevski’nin dediği gibi SADECE SEVGİ HER ZAMAN KARŞILIK GÖRÜR. Size belirsizlik sunan zaten sizi sevmemiştir!.