Sevmek, 14 Şubat da Dâhil

Şubat deyince, kutlayan ya da kutlamayan herkesin aklına ister istemez 14 Şubat geliyor diye düşünüyorum. O yüzden bugün ben de sevgiden söz etmek istedim. Çünkü ne yazık ki onun gününü konuştuğumuz kadar, kendisini konuşmuyoruz.
Alman psikolog Erich Fromm, sevginin bir duygudan öte; bir sorumluluk, bir bağlılık ve sürekli bir emek olduğunu söyler. Sevgi aktif bir ilgidir, der. Aslında yalnızca bu tanım bile, sevdiklerimizi günlere bölmenin -Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü gibi- ne kadar eksik bir yaklaşım olduğunu anlatmaya yetmez mi?
Ama bana kalırsa bizim asıl meselemiz sevginin kendisiyle değil. Çoğumuz Sevgililer Günü’nü nasıl kutlayacağını düşündüğü kadar, “Daha güzel nasıl sevebilirim?” diye düşünmüyor. İnsan hayatında yemekten, sudan, hatta havadan bile daha hayati bir yere sahip olan sevgiye ve sevilmeye daha çok eğilmeli, daha çok kafa yormalıyız.
Üstelik bireysel her sevginin toplumsal bir karşılığı olduğunu da unutmamak gerekir. Çayı nasıl içtiğiniz, nasıl giyindiğiniz, ne dinlediğiniz sizi bağlar; ama sevme biçiminiz hepimizi. Çünkü sevgi, bireyden topluma yayılan en güçlü iletkenlerden biridir.
Bu yüzden “Eşimdir, çocuğumdur, kardeşimdir; nasıl seveceğimi sana mı soracağım?” deme lüksümüz yok. Bana sormuyorsanız bile bilene soracaksınız. Güzel seveceksiniz. Güzel sevmek için çabalayacaksınız. Sevgisizliğin, kötülüğün ve çirkinliğin eyleme dönüşmemesi için, sevginizi eyleme dönüştüreceksiniz. Yapacağız. Seveceğiz. 14 Şubat da dahil.
Tam da burada, sizinle küçük bir “güzel sevme” örneği paylaşmak istiyorum. Ben ne zaman annemlerde kalsam, sabah çıkarken fark ederim ki annem, ayaklarım üşümesin diye ayakkabılarımı içeri almıştır. Bu, anneme has bir “seni seviyorum”dur. Hatta, “Kaç yaşına gelirsen gel, ayaklarının üşümesini düşünecek kadar seviyorum” demektir.
Güzel sevilme konusunda şanslı biri olarak daha pek çok örnek verebilirim elbette. Ama mesele kimin nasıl sevdiği değil; sizin kendinize has nasıl sevdiğiniz. Çünkü her şeyin özünü yitirdiği, bize nasıl öğretilirse öyle zannettiğimiz bir çağdan geçerken, herkes gibi değil; kendine özgü sevebilmenin paha biçilemez olduğuna inanıyorum. Güzel sevmeyi ihmal etmeyin.

Sevgiyle kalın
Okur kalın