SEVMEK YA DA SEVMEMEK!
Yarışma programına akrabaları ile katılan hanımefendi,gelen bir soru üzerine;
-“Akraba sevmiyorum ben.Kocamı,çocuklarımı,annemi,babamı,kocamın anne/babasını o kadar!” dedi.
Bir süre donup kaldım.Belli ki Efendimiz(S.A.V)’in müjdesinden habersizdi:
“Kim rızkının bollaştırılmasını yahut ecelinin geciktirilmesini arzu ederse, akraba ile irtibatını sürdürsün!” (Müslim, Birr, 20; Buhârî, Edeb, 12)
Yanındaki akrabaları duyuyor,dost/arkadaş dediği kişiler de ekrandan izliyor olmasına rağmen, gayet rahat ifade ediyor olması çok ilginçti.Duyunca ne hissettiler diye tasavvur edemedim.
Kalbe haksızlık değil mi bu sınır?Oysa nasıl da sevmeyi bilir.Rabbini sever kulluk şuuruyla…Rasulü’nü sever ümmet şuuruyla…Anne/babasını sever evlat olma güzelliğiyle…Evlâdını sever Allah’tan ikram sevinciyle. Komşunu,akrabasını,arkadaşını,dostunu,minicik bir kelebeği,tebessümü,umudu,duayı ve daha pek çok şeyi sever.
……
Birgün Efendimiz Hz.Ali’ye sorar:
– Ya Ali Allah’ı seviyor musun?
- Evet ya Rasulallah.
– Peki beni seviyor musun?
- Evet, ya Rasulallah.
– Peki eşini seviyor musun?
– Evet ya Rasulallah.
– Peki çocuklarını seviyor musun?
– Evet ya Rasulallah.
– Peki bunların hepsini bir kalpte nasıl yapıyorsun?
Hz. Ali bu beklemediği son soru karşısında şaşırmış ve cevap verememişti.” Bunu düşünmem gerek” deyip oradan ayrılmıştı. Hz. Ali düşünceli bir şekilde dolaşırken eşi Hz. Fatıma bu durumu fark edip;
-“Nedir bu hal, ya Ali? Eğer bu düşünceli hâlin, dünyevî kaygılardan dolayı ise sana yakışmaz, bırak gitsin. Yok, bu hâlin Rahmanî kaygılardan dolayı ise, anlat birlikte çözüm bulmaya çalışalım” der.
Hz. Ali, Efendimizle geçen diyaloğu bir bir Hz. Fatıma’ya anlatır. Hz. Fatıma durumu öğrenince tebessüm eder ve Hz Ali’ye der ki:
– Ya Ali! Babama git ve de ki;
kişi Allah’ı (cc) aklıyla ve ruhuyla sever, Peygamberimizi (sav) kalbiyle sever, eşini nefsiyle sever, çocuklarını ise şefkatiyle sever.
Hz. Ali, aldığı bu cevap karşısında memnun olur ve hemen Efendimiz’in yanına gelir. Hz. Fatıma annemizden öğrendiklerini, Efendimiz’e anlatır.
Efendimiz cevabı alınca tebessüm eder ve der ki;
-“Ya Ali!Bu bana getirdiğin gül, nübüvvet ağacından koparılmıştır.”
………
Duygular,düşünceleri,düşünceler davranışları harekete geçirir. Kalbimizi beslediğimiz manevî besin neyse,duygularımız onunla yeşermeye başlar.
“Yaratılanı Yaratıcısından dolayı” sevmektir asıl hüner.Sevgi,böyle olursa hakettiği değeri bulur.
İnsanın manevî dünyası, her duyguyu deneyimleyerek eğitilir.Sosyal çevrenin genişliği,çeşitliliği pek çok manada gelişim fırsatı oluyor. Dolu dolu sevmeyi öğreniyoruz. Sevgiden önce saygının önemini idrak ediyoruz.Kimi varlığı ile baştacı olup süslüyor ömrümüzü,kimi bir selâm kadar yer ediniyor kendine.
…….
“Pişmanım şimdi,hem de çok! ” dedi yaşlı gözlerle. Gençlik yanılttı galiba.Sadece eşimle,çocuğumla olur sandım. Kendi kendimize bir dünya kurduk.İstemediğimiz kimseyi,en yakınımız dahi olsa dahil etmedik hiçbir anımıza.Mutluluğu da,üzüntüyü de kendi kendimize yaşadık.
Yıllar geçti. Çocuğum da “kendi” hayatını yaşama başladı.
-“Neden babanla beni hiç dinlemiyorsun?” deyince;
-“Siz anneannemi ya da babaannemi dinlediniz mi?” diye sordu.Yıkıldım o an.Haklıydı.Farkında olmadan ona anne/babayı yok saymayı öğretmişiz.
Zamanla eşimle de aramızda problemler arttı. İyice kendi içimize döndük. Bir evde,bir çatı altında iki ayrı dünya olduk.Şimdi herbirimiz yalnızlığa mahkûmuz.Bu sonu elimizle hazırladık. Nr büyüklerimizle zaman geçirmeyi başardık,ne akrabayla,ne arkadaşla!Farkında olmadan ölmüş duygularımız,donuklaşmışız.Geç,çok geç! Oysa sevmek,özlemek ne kıymetliymiş, bilemedik…
Teyzenin gözlerinden inci misali yuvarlanıyordu yaşlar.Kucağı sırılsıklam olmuştu. Gözleri mahcubiyetle yerdeydi.
-“Geç değil! ” dedim tebessümle. “Her yeni gün,yeni bir fırsat. Hâlâ nefes alıyorsak yapacağımız birşeyler var demektir.”
……
Zaman sermayesi tükenmeden kalbinize izin verin.Sevebildiği kadar sevsin!
İnsanî duyguların,sosyal bağların zayıfladığı şu teknoloji devrinde,insanlığın hakkını verircesine seven,affeden,hoşgören gönüller hep var olsun!
Bakî hürmet ve dua ile efendim…