Siemens’in hatırlattıkları!



Geçtiğimiz günlerde Almanların Türkiye’de ke en eski sermayesi Siemens’in GOSB’da ki yeni tesis açılışına katıldık. Tam anlamıyla görkemli bir açılış hazırlamıştı bu sektörün duayen firması. Kendisine yaraşır, kusursuz bir görsel şov ile birlikte 500 kişiye daha aş ve iş sunacakları dev bir tesisi daha Türk sanayisinin hizmetine sundular.

Tören öncesi GOSB’un çalışkan bölge müdürü Nil hanımla kısa bir söyleşi yaptık ayak üstü. Bugünkü şartlarda yeni yatırımcı bulmanın zorluklarından bahsetti ve Siemens’in bu manada geleceğe yönelik yaptığı bu 65 milyon Avroluk yatırımın öneminden bahsetti. Haklıydı; Gerçekten bu ülkeye içte ve dışta onca hain saldırılar olduğu bur dönemde, paçamızdan yapışıp bizi diz çökertmeye uğraştıkları bir dönemde, ekonomik anlamda kıskaca alma oyunlarının olduğu bir dönemde bir Alman devi Siemens’in bu ülkede kalıcı olduğunu gösterir bu yatırımı önemli bir cevaptı tüm dünyaya.

Siemens, 1847 yılında Werner Von Siemens tarafından Almanya’da temelleri atılan bir büyük firma.  Türkiye’de 161 yıldır faaliyet göstermekte. Yani Almanya’da kurulduktan 9 yıl sonra Türkiye’de faaliyette bulunmuş bir firma. Bu noktadan bakıldığında bile Siemens’in bir Alman firmasından daha fazla bir Türk firması gibi bu ülkede değer bulduğu ortada bir gerçek. 161 yıldır bu ülkeye hizmet ediyor, bu ülkenin istihdamına ve kalkınmasına önemli katkı sağlıyor. Onca krizler, sıkıntılar, inişler –çıkışlar yaşamasını rağmen hala bu ülkeye ve bu ülke insanına yatırım yapıyorlar.  Merkezi İstanbul Kartal’da bulunan Siemens Türkiye, Ankara, İzmir, Adana ve Bursa’daki ofisleri, Gebze’deki Entegre Üretim Tesisleri ve Ankara ODTÜ’de yer alan Teknokent ofisleri ile

3 binden fazla insanımıza iş ve aş vermekte.  Bu da dolaylı olarak 40 bin kişiye istihdam sağlamak demek. Türkiye’deki çalışanlarının % 25’i kadın.

Açılışta şirketin Türkiye sorumlusu ve CEO’su Hüseyin Gelis’in açıkladığı rakamlara göre Siemens Türkiye, ülke ekonomisine, doğrudan, dolaylı ve teşvik edilen olmak üzere 3,2 milyar TL tutarında katkı sağlamakta. Bu rakamlar sonrası böylesine bir tesisin Gebze’de açılıyor olmasından gurur duymaktan başka ne yapılabilir ki? Siemens gibi firmaların sayıları bu ülkede çoğaldıkça, bu tür çok uluslu firmalar Türkiye’ye yatırımlara devam ettikçe bu ülkenin sırtı yere gelmez.

Almanya ile Türkiye arasında ya da herhangi bir yabancı sermaye ile yaşanan ufak tefek krizlerde gözler hemen burada iş yapan yabancı sermayeli kuruluşlara çevriliyor. Krizin hep buralara sıçraması, sıçratılması bekleniyor. Düşüncesizce ve hiçbir amaca hizmet etmeyecek olan “ ürün boykotları” bile bu ülke ekonomisine vurulacak en büyük darbedir. O ülkeye kızdık, falanca ülke bize şunu yaptı, onun mallarını almayalım, satmayalım! BU nedir Allah aşkına…. Bu ürünlerin ya da malları üretenler, kazanç elde edenler o ülkeler olabilir. Peki ya burada çalışanlar? Bu fabrikalara mal satanlar? Onlar bu ülkenin insanı değil mi? O malları almazsak, tüketmezsek, sattırmazsak bu insanlar ne yapacak? Hiç düşünülüyor mu?

Hatırlarsanız bir süre önce Almanya ile yaşanan hükümetler arası sıkıntıda türlü türlü dedikodular, spekülasyonlar yapılmıştı. “Alman sermayesi Türkiye’den çekilecek”, “ Türkiye burada bulunan Alman firmalarını kara listeye aldı”  gibi aslı astarı olmayan söylemler ortaya atılmıştı. O dönemde gözler Bosch, Mercedes, Metro ve Siemens gibi firmalara çevrilmiş ve ne yapacakları merak edilir olmuştu. Bu yılın Temmuz ayında Başbakan Binali Yıldırım, burada faaliyette olan 19  Alman firmalarının yöneticileri ile bir toplantı yapmış, onları dinlemişti. Türkiye’de 10 milyar dolar ihracat rakamı olan bu firmaların 20 milyar avro kadar da yatırımları bulunuyor. Yani öyle söküp atılacak bir yapı değil. Bu firmalar binlerce insanımıza, yüzlerce tedarikçi ve yan sanayimize  iş ve aş vermekte. Bırakalım her krizde gözümüzü bu firmalara çevirmeyi. Onların üzerinden Avrupa’ya ayar verme çabalarını. Bu ülkede yatırım yapan, çalışan her yabancı firma en az bizim kadar bu ülke için çalışan iş ve aş ortağımızdır. Onlar kazandıkları takdirde biz de kazanırız, onlar iyi oldukları müddetçe bu ülke sanayisi ve ekonomisi de iyi olur. Yapmamız gereken, bugün ülkemizde yıllardır kendilerini kabul ettirmiş Siemens gibi, Bosch gibi, Henkel gibi, Ünilever, BASF ya da Bayer gibi firmaların sayılarını arttırmaktır. Şimdi sormak lazım; Bu firmalar Türkiye’ye yatırım yapmasalar, burada faaliyette olmasalar bizim yerli firmalarımız bu kadar yol alabilirler miydi acaba? Bizim firmalarımızın bu firmalardan, onların yükselişlerinden, teknolojilerinden aldıkları çok büyük kazanımları olmuştur.

Bosch, “ Müşteri kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim” derken, Bayer, “ Daha iyi bir yaşam için bilim” derken Türk firmaları olarak bu sloganlardan dahi kendimize bir şeyler almış olduk… Bugün bu markalarla rekabet edebiliyor, onlarla aynı teknolojide buluşabiliyorsak bunda bu şirketlerin üstlendikleri misyonların ve kurumsallaşmalarının büyük payı vardır.

Sonuç olarak bugün bölgemizde bir çok yabancı yatırımcı artık bizden biri gibi bu ülkede yer ediniyor. Dün Siemens, yarın Henkel, öbür gün BASF, Hyundai, Ford, Toyoto ve bir çok yabancı firma artık bu ülkenin birer değeri olarak bizden biri… Önemli olan birlikte yaşayabilmek, ülke ekonomisini, iş gücümüzü birlikte arttırabilmek…

Bu sebepledir ki Siemens’e bu ülkeye ve bu ülkenin yarınlarına güvenip burada kalıcı yatırımlar yaptıkları için bir kez daha teşekkür etmeliyiz…

Bugün 65 milyon Avro yatırım yaptılar, bunu neden 100 milyonlara çıkartmasınlar!

Bu ülke bunlardan fazlasını hak etmiyor mu?