Sosyal medya ve siyaset



Hayatımızın artık değişmez bir parçası haline gelen, yavaşladığı ve ağ sorunları yaşadığı vakit sinir krizleri geçirdiğimiz internetin kökeni 1960’lara kadar dayanıyor. Özel bir bilgisayar ağı kurmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri ilk araştırmalarına 1960’lı yıllarda başlattığı internet için 1980’li yıllarda harcadığı milyarlarca dolar sayesinde ilk temelleri atmıştı. 1990’larda ise uluslararası ağın yaygınlaşması vasıtasıyla internet hayatımıza girdi.
İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımızda ki bir çok alışkanlıklarımızda değişmiş oldu. Çağımızın en önemli nimetlerinden biri haline gelen ve hepimiz için büyük bir ihtiyaç olan internette her işimizi çözüme ulaştırır olduk. 
Teknolojiden, giyime, emlaktan, otomotive kadar bir çok alışverişimizi internet üzerinden gerçekleştiriyoruz. Bir yemek siparişi için dahi interneti kullanıyor, market alışverişimizi ‘bir tık’ ile kapımıza getiriyoruz. 
Hayatımızı bu denli kolaylaştıran internetle birlikte son yıllarda hayatımıza ‘sosyal medya’ diye bir alan girdi. Yazılım dahileri tarafından ortaya çıkartılan onlarca sosyal ağdan bir kaçı bugün dünyaya hükmeden konuma geldi. 
Dünya siyasetinde algı yönetimi oldukça önemli bir yere sahipken, ortaya çıkan bu sosyal medya ağları özellikle siyasilerin algı yönetimi çalışmalarını bu alana yönlendirmesine neden oldu. Her ne kadar bu alanla ilgili kapsamlı çalışmalar yapılıyor olsa da, bugüne kadar baktığımızda hiçbir siyasetçinin sosyal medyaya tam anlamıyla hükmedebildiğini söyleyemeyiz.
Çünkü, sosyal medyada insanlar sansür olmadan düşüncelerini özgürce ifade edebiliyor. Bu alanda herhangi bir kısıtlamanın olmaması demek, siyasileri de çoğu zaman zor durumda bırakabiliyor. Sosyal medya gündemini belirleyenler özellikle seçim dönemlerinde de başarılı sonuçlar alabiliyor.
Bakınız, sizlere sadece bir örnek vereceğim.
Bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Ekrem İmamoğlu sosyal medyayı oldukça etkin kullanan bir isim. Kendisine yönelik ciddi medya sansürlerinin oluşturulduğu bir ortamda sosyal medya üzerinden doğru bir iletişim ile insanlara ulaşmayı başarmıştır. Tabii bu kendisinden çok bu alanda görev verdiği ekibinin başarısıdır. Girdiği iki seçimde de kazanmasının en önemli etkenlerinden bir tanesi sosyal medyayı doğru ve akılcı bir şekilde kullanarak algı yönetimini iyi sağlaması olarak görüyorum.
Kısa sürede bir belediye başkanının takipçi sayısının, yıllardır bu ülkenin liderliğini yapan isimle aynı seviyeye gelmesi bunun en basit göstergesidir.
Seçimlerin ardından hayatımıza giren koronavirüs ile birlikte tüm alışkanlıklarda bu alana kaymış durumda. Birçok etkinlik, siyasi çalışma vs. sosyal medya aracılığı ile yürütülüyor. Siyasiler mesajlarını bu alanda insanlarla buluşturuyor. 
Siyasiler için doğru ve etkin kullanıldığında önemli bir yer haline gelen sosyal medyayı halen keşfedememiş, halen bu alanı doğru ve etkin kullanamayan siyasetçilerin olduğu da görülmektedir.
Bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yanında, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler’de sosyal medyayı oldukça etkili kullanan isimler arasında…. Bu isme Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın’ı da ekleyebiliriz. Sayın Büyükakın, oldukça ileri görüşlü ve kapsamlı düşünen bir isim. Bu anlamda sosyal medya ile ilgili kurduğu ekibi de özenle seçmiş gibi görülüyor. Özellikle Sayın Büyükakın ile birlikte ilçe belediye başkanlarının sosyal medyalarını da özenle takip etmekteyim.
Büyükakın’ın ekibi oldukça başarılı işler çıkartıyor. Yine bölgemizdeki belediyelere baktığımızda Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık’ta sosyal medyayı etkin kullanan isimler arasında. Kendine has tarz ve üslubu ile sosyal medyada ciddi kitlelere ulaşıyor. Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi’nin sosyal hesapları da oldukça etkin bir şekilde kullanılıyor.
Dilovası Belediyesi, sosyal medya konusunda biraz eksik. Ama kendileri bu açığı medya algısıyla kapatmış durumda. Sosyal medyadan ziyade geleneksel medya algısı ile ilerleyen Hamza Şayir bir çok kez ulusal gündemde kendisine yer edinmeyi başardı.
İnternet ve sosyal medyanın her alanda olduğu gibi siyasetçiler için de önemli bir merkez olması gerekiyor. Yaptıklarınızı vatandaşlara ulaştırmak, seçmen ile aranızda bir bağ kurmak, insanlara her daim yakın olduğunuzu hissettirmek için kullanılması gereken bir mecra.
Çünkü, insanlar sizleri artık bu alanlarda yakından takip ediyor. Bu alanda yoksanız, siz çok şey yapsanızda ‘hiçbir şey yapmıyor’ algısı ile karşı karşıya kalırsınız. Bu da önümüzdeki dönem aday adaylığı yarışındaki kamuoyu yoklamalarında ve anketlerde mutlaka önünüze çıkacaktır. 
Size bir tavsiye, ‘bu alanı iyi değerlendirin’

****************
Gençler nerede?
Siyaset ve sosyal medya demişken gençlere ayrı bir parantez açmaz isek eksik bırakmış oluruz. Kocaeli sanayi ve ekonomi kenti olmasıyla birlikte aynı zamanda oldukça fazla genç nüfusuna sahip bir il. 
Gençlerin seçimlerdeki görüş ve desteğinin oldukça önemli bir konuma doğru gittiği süreçte bu kesimle ilgili ayrı bir çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum. 
Bir çok siyasi parti ‘gençlik kolları’ oluşumları ile bu kitleye ulaşmaya çalışıyor. Fakat bugün anket çalışmalarına bakıldığında özellikle iktidar partisi AK Parti’nin genç kitleye ulaşmakta zorlandığını görmekteyiz. Ne hikmetse bu kadar gücün bulunduğu bir kitle gençlere anlatmak istediği konuları ulaştırmak da zorluk yaşıyor. 
Bunun bir çok bilimsel açıklaması olabilir. Ama en önemli eksiklik sosyal ve kültürel alanda bu gençlere ulaşacak bir çalışmanın olmaması. 
Unutulmamalıdır ki, kafe ziyaretleriyle genç kitleye istediğiniz mesajı veremezsiniz. Meydanlarda balon dağıtarak bu kitleyi cezbedemezsiniz. 
Bugün belediye başkanlarının gençlerle ilgili onların ilgisini çekecek projeler ortaya koyması gerekiyor. Siyasi partilerin de gençler özelinde onlara gerçek anlamda ulaşacak ve ikna edecek farklı stratejik çalışmalarla ilerlemesi gerekiyor. 
Nacizane bir gözlem bunlar… Umarım bu eksikliği benimle birlikte görenler vardır.