STOK MU AŞURE Mİ?



STOK MU AŞURE Mİ?

Kuran’ın iki kapağı arasındakileri okudum. 90 yerde Allah’ın rızka kefil olduğunu gördüm. Sadece bir yerde ise şeytanın insanı fakirlikle korkutacağını gördüm. Ve insanın, Rabbinin 90 yerdeki vâdini unutup şeytanın sadece bir yerdeki yalanına kandığını da gördüm. (Hasan Basri Hz.)

Dünyadaki insanların hırs ve açgözlülüğü arttıkça zora giriyoruz, sıkıntıya düşüyoruz madden ve manen. Ekonomik bir savaş hâkim dünyada,zahiri savaşlara ek olarak! 

Dünyanın sonu yaklaştı diye umutsuzluğa düşenlerin,anksiyetesi artanlanların hikâyelerine kulak misafiri oluyorum.Ne çok kaygılar taşıyor şu insanoğlu! Hasta olup birine muhtaç olursam derdi,fakirlik korkusu,sevdiğini kaybetme endişesi,evlâdım işsiz kalırsa/evlenemezse fikri,evlendi ise ya çocuğu olmazsa kaygısı,savaş çıkarsa,sevdiğim terkederse vs.vs.vs…Son dönemlerde ise,kıtlık çıkar mı,savaş olur mu derken,âna garantisi olmayan insanın nasıl bencilce stokçu olabileceğini görüyoruz.Yetmiş yaşındaki dedem,market arabasına 4654 tane bilmem kaç kilogramlık yağ tenekesini koymuş. Zaten savaş çıkarsa,kıtlık olursa, çözüm yağ!!! Evimizde var olanlar bitmeden tükenecek belki de ömür,kimbilir?Yaşadığımız sürece “Rezzak” olanın himayesindeyiz Elhamdülillah.”E hocam,Yemen’de niye açlıktan ölüyor çocuklar?” diyen oldu mu? 

Evet,Allah şüphesiz ki Rezzak’tır.Kesintisiz,çokça rızık veren…Dünya imtihan yeri,kul varlığın da yokluğun da imtihan olduğunu görürse;Yemen’de aç kimse de kalmaz,market sepeti tepeleme yağ tenekesi de dolmaz! Allah kimi kula ihtiyacının çook üstünde ikram ederken,kula nimetle birlikte imtihan da ikram etmiştir. “Sana fazla bu,bakalım paylaşacak mısın kardeşinle ” der gibi…Vermediğine de; “bana sığınıp güvenecek,her hâle hamd edecek misin,sabredecek misin?”… Kolay kolay kimse bu bana çok demez değil mi? Yardım da ediyorum deyip lüks girdabına tutulmaktan Rabbim hepimizi muhafaza buyursun inşallah.

Olma olasılığı olan ancak olmamış şeylere zaman ayırıp gönül hanemizi çöplüğe çeviriyoruz tabiri caizse.Etki ve kontrol alanımız dışındaki ihtimalleri görüp,elimizde var olan imkânları/nimetleri farkedemez hâle geliyoruz sonra.Oysa kaygı duyacaksak Hz.Ali’nin sözlerine kulak verelim ne dersiniz?

“Allah rızka kefildir ama imana kefil değildir. Bu yüzden İmanınızı dert edinin, rızkınızı değil.”

Hz. Ali (R.A.)

Sanki iman kısmı garantiymiş gibi,ondan başka herşeye kaygılanıyoruz maalesef.Dünya imtihan ve sonu ölüm ise,o hâlde imanı diri ve taze tutmak için güzel insan,has kul olma çabası,tüm kaygıları siler götürür. Düşündüğümüz kötü senaryoların sonu ölüme varıyorsa,o hâlde ölüm ve sonrasını güzelleştirecek bir hayat gerek.Yani ölümün adı bazen savaş,bazen korona,bazen açlık olur.Bazen de sapasağlamdı! Adı ne olursa olsun,sebebi ne olursa olsun gelecek sonda bize “iman” gerek.Kaygının en kalitelisi bu olsa gerek.İnsanı her an diri tutan bir sebep!

Ilk aşure nasıl yapılmıştı anımsayalım mı? Hz.Nuh (a.s) ile gemide olanların ellerinde son kalan azıklar birleştirilmişti.Bir avuç nohut kime yeterdi? Ya da bir avuç buğday? Ama bir avuç ondan,bir avuç bundan derken koca bir kazan aşure, asırlar sonrasına bile ; “bölünürsek yok oluruz,bölüşürsek tok oluruz” mesajını vermeye yetmez mi? Cânım dedem!Senin evinde yağ doluyken komşun aç ise,sen huzurla yiyip içmeye devam edebilir misin? “Canım paylaşırız o zaman” diyorsan,gel ihtiyaç dışı alıp ekonomik krizde açılan deliğe bir makasta sen atma derim.

Müslüman/Türk toplumu olarak çok iyi bildiğimiz bir hadis var; 

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

Stokçu Müslüman değilse dert değil,bu öğreti onu bağlamaz.Ama Müslüman ise,vah ki vahh!

Müslüman’ım deyip dinin getirdiği yaşam tarzını içselleştirememenin verdiği zararı ne kadar daha görmezden geleceğiz! 

Af ve mağfiret ayını bizler için özümüze dönüş vesilesi eyle Allah’ım. Bayram sabahına ulaştığımızda kulluğumuza,insanlığımıza yakışmayacak olan ne varsa onlardan arınmış olmayı hepimize nasip et Rabbim. (Amin)

Baki hürmet ve dua ile…