Anasayfa > Köşe Yazıları  >  SÜRGÜNDEN ÖLÜME: HÜRRİYET

SÜRGÜNDEN ÖLÜME: HÜRRİYET



Kıymetli okurlarım bu hafta sizlerle bir gezi ve araştırma yazımı paylaşmak istiyorum özellikle “Vatan Şairi” olarak tarihimizde yer edinen bir , Türk milliyetçiliğine ilham kaynağı olmuş, Genç Osmanlı hareketi mensubu yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir.

Namık Kemal (1840-1888) eser ürettiği alanlar ise Şair, roman ve tiyatro yazarı, gazeteci olarak tanımlayabiliriz…

Namık Kemal “Toplum için sanat” görüşünü benimseyerek bu minvalde eserler üretmiş, halkı bilinçlendirmeyi gaye edinmişti. “Eğlencelerin en faydalısı” olarak gördüğü tiyatroyu halkı bilinçlendirmede bir okul gibi görürdü. İşte bunların pekiştiği Tekirdağ’dan Kars’a ve oradan da Kıbrıs’a uzanan bir hayat hikayesi ile asıl adı Mehmet Kemal Şair Eşref Paşa’dan Namık adını alan bir geçmiş hayata sizleri götürmeye çalışıcam…

“Gavgâda şehdetle bütün kâm alırız biz. Osmanlılarız can verir nâm alırız biz.”

21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da doğdu. Babası Mustafa Asım Bey, annesi ise Fatma Zehra Hanım’dır. Çocukluğu dedesi Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Namık Kemal, özel dersler alarak kendisini yetiştirmeye çalıştı. Bunun yanında Arapça ve Farsça dilerini de öğrendi. Daha sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı. Burada Bayezid Rüştiyesi ve Valide Mektebi’nde öğrenim gördü.                                            

Kars Yılları

Namık Kemal, dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl burada yaşadı. Bu dönemde Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendi’den divan edebiyatını öğrendi. Bunun yanında avcılık, atıcılık ve cirit dersleri aldı.

Sofya Yılları

Namık Kemal, dedesinin Sofya vilayetine kaymakam olması üzerine 1855 yılında Bulgarsitan’a geldi. Burada Kars’ta öğrendiği aruz ve hece vezinlerini dört sene boyunca pekiştirdi. Ayrıca bu dönemde komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. İstanbul yılları 1857 yılında İstanbul’a dönen Namık Kemal, Bab-ı Ali Tercüme Odası’nda stajyer olarak memurluğa başladı. Bu dönemde divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Bunun yanında Arap ve Fars edebiyatlarını da öğrenmeye çalıştı. Daha sonra Leskofçalı Galip ile yakın dostluk kurdu ve Encümen-i Şuara isimli topluluğa katıldı. 1863 yılında da Tercüme Odası’nda göreve başladı. Burada batı yanlısı kişileri tanıma imkanı buldu. İbrahim Şinasi ile tanışması üzerine de Batı edebiyatını öğrenmeye başladı. Tercüme odasının bir katibinden de Fransızca dersleri aldı. Genç Osmanlılar 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar gazetesini kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkarmaya başladı. Bu dönemde İttifak-i Hakimiyet (Yeni Osmanlılar Cemiyeti) adlı gizli derneğin kurucuları arasında yer aldı. 1867 yılında gazetenin kapatılması üzerine de Erzurum vali muavini olarak tayin edildi. Fakat buraya gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. Bu dönemde Mustafa Fazıl Paşa tarafından himaye altına alındı ve Muhbir adlı gazeteyi çıkardı. Ancak Ali Suavi ile aralarında çıkan anlaşmazlık sonucunda gazeteden ayrıldı. Daha sonra bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti. Burada Hürriyet gazetesini çıkardı. 1870 yılında da ülkesine geri döndü. Sürgün hayatı Siyasetten uzak durmak, şartıyla affedilen Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra Diyojen adlı mizah dergisinde yazılar yazmaya başladı. 1872 yılında da İbret gazetesini çıkararak muhalif söylemlerde bulundu. Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren bir yazı yazması üzerine de mutasarrıf olarak Gelibolu’ya tayin edildi. Bu dönemde Vatan yahut Silistre ve Evrak-ı Perişan isimli eserlerini tamamladı. Bunun yanında İbret ile Hadika gazetelerine de yazılar gönderdi. Daha sonra kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığından alındı. İstanbul’a dönüşü Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872 yılında İstanbul’a döndü ve İbret gazetesinin başına geçti. Gazete’nin kapatılması üzerine de tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Bu dönemde Vatan Yahut Silistre oyununu 1 Nisan 1873 gecesi Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Daha sonra Mağusa’ya sürgün  edildi.                                                            

Gazi Mağusa Yılları

Namık Kemal’in Mağusa’da 38 ay boyunca kaldı. İlk üç gününü zindan geçirdi ardından üst katta kendisine bir oda tahsil edildi burada 16 eser kaleme alma imkanı buldu şuan da Namık Kemal’in kaldığı zindanı müze etrafını da Namık Kemal meydanı yaparak toplayıp yoğun bir turist tarafından ziyaret ediliyor adeta bir kültür merkezi konumda.                                                              

Midilli Yılları                                                  

 Sürgün cezasının ardından İstanbul’da dönen Namık Kemal, II. Abdülhamit Han aleyhine bir tehdit beyti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Bunun üzerine asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunarak 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Fakat kısa bir süre sonra beraat etti ve kendi isteğiyle Midilli adasına gitti. Bu dönemde adanın mutasarrıfı olarak vazifelendirildi. Görev süresi boyunca da kaçakçılıkları önledi. Bunun yanında hazine gelirlerini de artırarak 20 Türk okulu kurdu. 1882 yılında da Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. Daha sonra çıkarları zarar görenlerin şikayeti üzerine Rodos mutasarrıflığına atandı. Ancak İngiliz ve Yunanlar’ın şikayeti sonucunda buradan alınarak Sakız Adası mutasarrıflığına getirildi. Vefatı Sakız Adası’nın kuru havası sebebiyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 tarihinde 48 yaşında hayatını kaybetti. Burada bir caminin haziresine defnedildi. Daha sonra vasiyeti üzerine Gelibolu’ya nakledildi. Daha sonra Sultan II. Abdulhamid tarafından kabrine bir türbe yaptırıldı.

Namık Kemal ve Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Manastır Askeri Lisesinde arkadaşı Ömer Naci’nin Namık Kemal şiir kitabını okumasıyla hayatı değişir ve şu sözle ileri hayatta söyleyecektir “ Benim fikirlerimin babasıdır” şu mısrasından çok etkilenir ve ona ithafen cevap verir “ Vatanının bağrına düşman dayadı hançerini, yoğ imiş kurtaracak bir baht-ı kara maderini” Mustafa Kemal ise 24 Aralık 1919 ve 13 Ocak 1921’de konuşmalarında “ Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini bulunur, kurtaracak bahtı kara maderini”

“Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten.”       

Namık Kemal aruz ve hece ölçüsünü şiirlerinde kullanmıştır. Tanzimat Edebiyat dünyasının ilklerini kaleme alması onu önemli kılan bir diğer husustur.

Eserleri

• Tarihi: Devr-i İstila (1871), Barika-i Zafer (1872), Evrak-ı Perişan (1872, yeni harflerle 1973), Kanije (1874), Silistre Muhasarası (1874, yeni harflerle 1946), Osmanlı Tarihi (1889, ölümünden sonra, yeni harflerle 3 cilt, 1971-1974), Büyük İslam Tarihi, (1975, ölümünden sonra)

Tiyatro Oyunları: Vatan Yahut Silistre (1873, yeni harflerle 1940), Zavallı Çocuk (1873, yeni harflerle 1940), Akif Bey (1874, yeni harflerle 1958), Celaleddin Harzemşah (1885, yeni harflerle 1977), Kara Bela (1908)

Roman: İntibah (1876, yeni harflerle 1944), Cezmi (1880, yeni harflerle 1963) Tenkit: Tahrib-i Harâbât (1885), Takip (1885), Renan Müdafaanamesi (1908, yeni harflerle 1962), İrfan Paşa’ya Mektup (1887), Mukaddeme-i Celal (1888)                              

 Kaynakça

ORMAN Resul Gezi Notlarım Vatan Şairi ; Namık Kemal 2017

SEREZ Mehmet Namık Kemal röportajı 2009- Muratlı Hizmet Gazetesi

KURT Sezai İbret Gazetesi 2017


Sıradaki Habere Kaydır