TARİHİN İZİNDE BİR GEBZELİ TARİHÇİ: SELAHATTİN TANSEL
Kiymetli okuyucularım bu hafta yazımızda sizlere Gebze’nin yetiştirdiği büyük değerlerden olan merhum Tarihçi Selahattin Tansel’den bahsetmek istiyorum yazıya geçmeden önce merhum hocamızı Gebze’li oluşunu hatırlamama vesile olan Tarihçi-Yazar Ramazan Akbaş teşekkür ederim. Merhum hocamızı tanıyanlar ondan ve ilminden övgüyle bahsederken tarihe kazınmış emsal kalem erbabı olduğu vurgusunu yapmadan geçemiyorlar bu konuda bir röportaj yazısımda denk geldiğim Prof. Dr. Feridun Emecen onun özellikle Yavuz Sultan Selim Han eserinden bahsederken, çok büyük kaynak olduğunu dile getiriyor. Gebze’de sayısız değer yetişmiştir tarihin geçiş noktasında olan bölgemiz ve merhum hocamızı yine yakın zamanda rahmetli olan Prof. Dr. Enver Konukçu’nun Kocaeli Çoban Mustafa Paşa Sempozyum kitabında bahsettiği bilgilerle bahsetmek istiyorum bu arada gazetemiz aracılığıyla ilerleyen sayıda Prof. Dr. Enver Konukçu’nun Gebze ile ilgili miras niteliğindeki sözünü ve çalışmasını paylaşıcam.
Gebze; Dilovası, Çayırova ve kuzeyde Gaziler Tepesi üçgeninde kurulmuş olan Gebze, eski bir tarihe sahiptir. Lybissa civarında Dakibysa’nın hayat bulması ise yine Bizanslılar zamanında olmuştur. Osman ve Çelebi Mehmed devirlerinde iki defa el değiştirmiştir, Akçakoca’nın fethettiği Th-ynia veya Meso-Thynia, XIV. yüzyıl başlarında onun adı ile anılmıştır. Osman ve Orhan Gaziler zamanında adı “ il ” ile tanımlanmıştır. Bundan dolayı Boğaz-Körfez ve Karadeniz ile çevrili olan arazi Sakarya’ya kadar Koca İli diye mülki teşkilatta yer almıştır. Akçakoca’nın oğlu ve torunları Gebze’de dini hayatın birer sembolü idiler. Malkoçoğlu burada hayata veda etmişti. XVI. yüzyıl’da da Çoban Mustafa Paşa’nın külliyesi Gebze’nin diğer ama çok önemli sembolü idi. Bağdad Caddesinin Anadolu’ya açıldığı kapı hükminde idi. Gebze Medresesinden yetişen alimler çoğu zaman Gebzevi diye şöhret bulmuşlardır. Sahildeki hisarlar yanında Eski Hisar da yörenin korunmasında önemli rol oynamıştır. Mudarlı Tarihi akış içerisinde Gebze ve civarı Türkmen yerleşmelerine sahne olmuştur. Mudarlıda kuzeyde, orman ve dağ içinde yerleşim yeri idi. Asıl adının Mutahharlı olduğu zannediliyor. Bu isimden Türkmenlerin yaptığı uyarlama ise Mudarlı olmuştur. Köyün XIX. yüzyıl’da kurulduğu tahmin edilmektedir. Tapu Tahrir, Vakıf ve Muhasebe Defterlerinin ismi geçmez. Büyük göçler neticesinde, bu fırtınadan Gebze de nasibini almıştır. Mudarlı da son göçlerle teşekkül etmiştir. Of gibi Karadeniz kıyısından göç edenler de olmuştur. Bunlar arasında S. Tansel’in babası da bulunmaktadır. Bir rivayete göre Saray tarafından önerme ile babası Mudarlı’da yerleşmiş ve sonra rahatsızlıkları nedeni ile Ankara’da son günlerini geçirmiştir.
Tansel’in Doğumu Vesilesi
S. Tansel, Of’da din adamı olarak yetişmiş ve Oflu Hocalar grubuna girmiştir. Zeynelabidin Efendi diye tanınmıştı. XIX. yüzyıl sonunda uzun bir yolculuk sonunda, Trabzon’dan Gebze’ye göçmüş, Kudarlı Köyünde yerleşmiştir. Tansel’in annesi Selver Hanımefendi’dir. Muhsine ve Hasene’den sonra 1908’de de S. Tansel dünyaya gelmiştir. Bir ara Gebze Müftülüğü de yapan Zeynelabidin Efendi, kasabada, Padişah huzur hocası diye tanınmıştı. 1948’de, Ankara’da iken, hayata veda etmiş ve doksan iki yaşında iken, Asri Mezarlıkta toprağa verilmiştir. Gebze ve İstanbul’daki öğrenim hayatında S. Tansel, buradaki Öğretmen Okulundan 1928’de
mezun olmuştur. Ortaokul öğretmeni olarak da Yozgat’a tayin edildi. 1937’de, K. Atatürk’ün ölümünden bir yıl önce de Merzifon’da vazifelendirilmiştir. 1938’de, Ankara’ya naklen gönderildi. Aynı yıl, üniversitenin Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine, öğrenci olarak katıldı. Buradan mezuniyeti 1941’dir ve böylece genç bir tarihçi sıfatı ile yeni bir hayata ilk adımlarını atmıştır. Mezuniyet sonrası doktora öğrenciliğine başladı. 1945’de, artık tarihçi ve ilk aşama doktorluğa adım atmıştı. On yıl kadar Ankara, Atatürk Lisesi öğretmenliğinde iken epeyce öğrenci mezun etmiş ve tarihi onlara sevdirmiştir. Millî Eğitim Bakanlığında, Şube Müdürlüğü vazifesini de bir süre devam ettirdi. Gazi Eğitim Enstitüsü ve Harp Okulunda da öğretmenlik yaptı. Kitap sahibi nadir hocalardan biri idi. 1954’de Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu üyesi seçildi. 1962-1963’de bu birimin başkan vekilliğini devam ettirdi. 1971’de ise kendi isteği ile emekliye ayrıldı. Yurt dışında da aynı Bakanlığın üyesi olarak vazifeli idi. 1955’te Bağdat/Irak, 1058’de de ABD’nin birçok eyâletinde üniversitelerde görev aldı. Dr. S. Tansel Türkiye’nin ilk Çiçek dalı öğretmeni Canide Yeşilırmak Hanımefendi ile evlendi. Büke, Aydm, Burak ve Şebgün isimli çocukları dünyaya gelmiştir. 1980’de Ankara’da hayata veda eden Dr.S. Tansel, Yeni Mahalledeki Karşıyaka Mezarlığında toprağa verildi. Mezarında “Tarihçi ve Eğitimci Dr. Selahattin Tansel Ruhuna Fatiha 1908-1980” şahidesi vardır. 1934’den itibaren de “Tanse1” soyadını tanıyan merhuma dair oğlu Yrd. Doç. Dr. Burak Tansel’in kaleme aldığı hayat hikayesi ve değerlendirilmesinde şunları ifade etmektedir: “Tam bir araştırmacı Osmanlı Tarihçisi olan Dr. S. Tansel, günlük yaşamının büyük bir kısmını çalışma odasında, kitapları arasında geçirmekte idi. Çok zengin bir kütüphaneye sahipti. Kendi kütüphanesi dışında yazdığı kitaplarla ilgili olarak, sıklıkla İstanbul’a gider ve oradaki kütüphanelerde orijinal Osmanlı vesikalarını inceler ve eserlerin ana kaynaklardan aktarım yapardı. Bayezid Kütüphanesi, Süleymaniye Kütüphanesi ve Millet kütüphanesi en önemli Osmanlı Tarihi kaynakları idi. ölümünden önce son eseri olacak olan “Kur’an-ı Kerim Me’ali için hazırlıklara başlamış, ancak ömrü vefa etmemiştir”. S. Tansel hakkında yine mükemmel anlatımlara devam eden B. Tansel takiben şunları dile getirmektedir : “Mükemmel Osmanlıcası olan Tansel, aynı zamanda Hat San’atı ve Tezyinat meraklısı idi. Sanatsal değeri yüksek olan eski yazı ve el yazması Kur’an-ı Kerim toplardı. Bu eski eserlerin bakımını da yapar ve aynı zamanda ebrularını da kendisi üretirdi. Hat San’atı ile ilgili önemli bir koleksiyona da sahipti. Dr. S. Tansel, iyi huylu, sakin, az konuşan, merhametli, güler yüzlü yardımsever, herkesin saygı duyduğu bir kişi idi. 1.70 boyunda, gür saçlı, esmer ve tıknaz yapılı idi”.Dr. Selahattin Cansel, Cumhuriyet döneminin büyük tarihçisi idi. Onun araştırmaları ile Fatihi, Bayezid’i ve Yavuz Sultan Selim’e ait en güzel eserleri bize kazandırmıştır. Ufku geniş tarihçilerin de başında gelirdi. Sadece Osmanlı Tarihi içine sıkışıp kalmamış, bu defa Türkiye’nin kuruluşta temel taşını teşkil eden 1918-1922 tarihini, en son metodik uygulamaları ile Yakın Devir tarihimize kazandırmıştır. Tarihçi Yunus Pustu, O’nun ilk defa biyografisi ve eserlerini bahis konusu etmiştir. “Akademi Dışında Kalmış Bir Tarih Hocası: Dr. Mehmet Selahattin Tansel” makalesi ile bu büyük, mütevazi insanı, tanıtmaya çalışmıştır. Yazar, “Cumhuriyet döneminde tarihçilik alanında önemli bir yeri olan S. Tansel’in hayatı henüz gereği gibi kaleme alınmış değildir, Tansel, eserleri meşhur, ismi maruf, ancak hayatı çok fazla bilinmeyen bir eğitimci akademisyen ve Millî Eğitim Bakanlığı yöneticisi” diyerek, tarihi bir görevi yerine getirmiştir. Dileğimiz, aynı çerçeve içindedir ve ileride üniversitelerin bir bakışla değerli tarihçimizi, eğitimcimizi velhasıl büyük kültür anıtımızın hak ettiği şekilde araştırma konusu yapılmasıdırRahmetli Ord. Prof. Dr. A. Z. Velidi Togan’ın da zaman zaman vurguladığı gibi “ Maker History “ yönünün de işlenmesi gereklidir. Konuyla ilgili detaylı araştırma yapmak isteyenler ise Kocaeli Çoban Mustafa Paşa Ansiklopedisi sayfa 1491-1493 ulaşabilirler..