Tarihin üstünde aşk-ı ilan!
Gün geçmiyor ki Gebze’de garip şeyler yaşanmasın… Gün geçmiyor ki, yeni bir skandal ortaya çıkmasın!
Bir seyahat acentesi sahibi konuşmasında, “Anibal’ın mezarı Avrupa’da olsa ziyaretçi akınına uğrardı. Gebze’de olduğu için duyulmuyor bile” dedi…
Yine bir Amerikalı Profesör İstanbul ziyaretinde, “Biz Amerika’da tesadüfen ölüyoruz, sizler ise Türkiye’de tesadüfen yaşıyorsunuz” ifadesini kullanmıştı.
Bu iki cümleyi duyduğumdan beri kulağıma küpe olmuştur. Acıdır, fakat doğrudur…!
Ülkemizi küçük düşürmek gibi bir amacım yok!
Fakat bizim ülkemizde gerçekleşen olaylar da hiçbir yerde olmuyor be kardeşim!
Fatih Sultan Mehmet’in sefere çıktığı zaman rahatsızlanarak hayatını kaybettiği Hünkâr Çayırı’nı hangi ülke resmi ilanla satışa çıkarırdı ki mesela?
Tarihi eserin üstünde aşk-ı ilan edilir mi?
Edilmez!
Fakat biz Türk vatandaşları olarak her şeyi beceriyoruz.
O kadar romantik bir milletiz ki (!) tarihi eserin üstüne sevdiğimiz kişiyle kendi ismimizi sprey boya ile yazabiliyoruz mesela…
Gebze’nin sahile açılan kapısı olan Eskihisar’a şöyle bir ‘ne var, ne yok’ diye gideyim dedim.
Gitmişken, bizim Bizanslılardan kalma tarihi kaleyi de görmek istedim.
Kaleye çıktığımda kocaman bir kilitle karşılaştım.
Kalenin bazı duvarlarının yıkılma tehlikesi içinde olduğunu gördüm.
En acısı da…
Bazı kendini bilmez kişi ya da kişilerin, sprey boya ile kalenin duvarlarına isimlerini yazdıklarını gördüm!
Ben ortadaki tabloyu görünce birkaç cümle kurdum… Siz kaç cümle kurarsınız, ne dersiniz bilmem!
Fakat ortada bir gerçek var!
Biz bazı şeylerin değerini bilmiyoruz. Bakmadığımız gibi, yakıp, yıkmaktan da geri kalmıyoruz.
Bize verilen nimetleri hunharca kullanıp, yok etmekte üstümüze yok!
Şimdi, oraya yazı yazan kendini bilmezleri bir kenara bırakalım…!
Peki, biz neden elimizdeki tarihi değerlere sahip çıkamıyoruz!
Burayı neden bu kendini bilmezlerden koruyamıyoruz!
Bizanslılar burayı 2016 yılında millet aşk-ı ilan etsin diye mi yaptı?
Burası için herhangi bir koruma ve restorasyon projesi var mı?
Sorular böyle uzar gider…
Velhasıl kelam, elimizde bir kale vardı, onu da el birliği ile hallettik…