TEKNOLOJİK TEMBELLİK
“-Kurutma makinen yok muuu?”
-”Robot süpürge büyük rahatlık canııım…”
-“Ütünün bilmem hangi teknoloji olanı olmazsa olmaz! “
Daha öncesinde çamaşır makinesi,bulaşık makinesi,süpürge,mikser vs. gibi ev aletleri böyle böyle dahil oldu hayatımıza.
Hayatımız kolaylaştı mı? Elbette.Kolaylaşmaya kolaylaştı ama!Peki zamandan tasarruf eden beşer,bu zamanı nereye kullanıyor dersiniz? Dünyasına mı değer katıyor,ahiret sermayesi mi biriktiriyor?Kendine ya da insanlığa,ümmet-i Muhammed’e mi hizmet ediyor bu kolaylıklar?
Teknoloji karşıtı değilim:) Bununla birlikte “kolaylaştırma, zamandan tasarruf” gibi reklamlarla hayatımıza dahil olan şeyleri birkez daha düşünmeli. Bazen düşünmeden de edemiyorum, eski zamanlar daha zor(!),herşey insan gücüyle yapılıyor neredeyse.Ama insanlar sağlıklı,beden uykuyu hakedecek kadar yorulduğundan uykusuzluk derdi yok,muhabbet var,samimiyet var,zaman dolu dolu geçiyor. İnşirah suresindeki gibi “o halde boş kaldığında,yine kalk yorul!” … Yani şeytanın vesvese ile doldurabileceği boşluğa fırsat yok!
Kolaylığın zirvesinde bir döneme denk geldik gelmesine ama; depresyon,amaçsız ve mutsuz insanlar,kolaylaşan hayatın akışında tembelleşen nesil,bilgiye bu kadar kolay ulaşılacak bir çağda okuma tembelliği … Eee,tasarruf edilen zaman ne olacak şimdi? Gelsin sosyal mecralar,eğlence,uyuşmuş beyinler!
Zaman zengine de,fakire de eşit dağıtılmış en özel ve kıymetli nimetlerden…İçini neyle doldurduğumuz,kıymetlendirdiğimiz bize bağlı. Merhum Üstad der ki; “evde yemek varken,ihtiyaç yokken,bir yemek daha yapmak zaman israfıdır. Ümmetin hayrına bir şeyle meşgul olunmalı.” Bir gün içinde yaptığımız şeylere bir göz gezdirelim.Bakalım kaç tanesi zaman hırsızlığı yapmış?
Gelelim ev işi kolaylaştırma hikâyesine! Kolaylaştırdıktan sonrası güzel işlere ayrılmıyorsa,zaman israfı olmaz mı? Gündüz kuşağı,bilmem hangi dizi,sosyal ağlar…Oysa Allah Rasulü (S.A.V) ;
“Sizden birinizin kendi evinde yapacağı bir iş, mücahitlerin yaptığı cihat sevabını kazandırır.” (Kenzu’l-Ummal, h. No. 45146). buyurmuştur.
Cihad sevabı almak yerine,söylenmeyi ya da işleri teknolojiye hallettirip tembellik etmek mi tercih ediliyor?
Yaptığımız işi neden yaptığımızı bilmek gerek.Ev hanımlığı vasıfsız olmakmış gibi konuşuluyor. Evinin mücahididir ev hanımı.Evlât yetiştirir,evinde yaptığı her işi Allah rızası için yapar ve “elâlem ne der?” kaygısından uzaktır.Eşinin huzurlu limanıdır,evin çözüm masası,pelerinsiz kahramanıdır. Bunlara ek bir de çalışıyorsa zaten gerçek bir kahramandır.
Kaygı,panik,endişe,vesvese gibi sıkıntılar meşguliyetsizlikten peyda olur malesef.Ayetin tavsiyesini anımsayalım birkez daha “o halde boş kaldığında,kalk ve yorul”.
Dünya imtihan diyoruz ya…Sınavdaki insan sallanır mı,vaktini zayi eder mi?Var gücüyle çabalar iyi not alabilmek için. İmtihanın hakkını vermeli,vermeye talip olmalı,yorulmalı ki istirahatı hakedelim de;”ebedi istirahatgâhımız” olsun dünyanın sonu.
Bedenin zekâtı,sadakası diye birşey var bence. Gören gözlerin,duyan kulakların,yürüyen ayağın,tutan elin,atan kalbin ve her bir azanın hakkını verebilmeli. Bunların nimet olduğunu hatırda tutmalı.Hep bize ait olacağını sanarak gaflete düşmeyelim dostlar.İnsan kimi zaman varlıkla,kimi zaman yoklukla imtihandadır. Gören göz Kuran’ın nuruyla aydınlanmak ister meselâ,kulak hayra şahit olmak ister ve en önemlisi sağlığı ikram edene şükür ister. Ruhu ile irtibatı kopmayan kalp duyar bu arzuyu,zahiren ezanı müezzin okur ama,aslında kalbin vuslat anını hatırlamasıdır namaz vakti…
Velhâsıl kelâm; an bu an,gün bugündür. İnandım diyen için zaman kıymetli,iyi yönetin demek yerine sadece şunu hatırlatmak kâfidir;
“Yarıncılar, erteleyenler helâk oldu.” (Müsned, I/139)
Varsa yapacak bir güzelliğiniz,hemen şimdi..Aldığımız nefesi vermeye,verdiğimiz nefesi almaya garantimiz yokken neden bu rahatlık?
İmtihanı yüz akıyla kazananlardan eyle cümlemizi Allah’ım (Amin)
Neden kalktınız yerinizden?Evet biliyorum yapacak güzel birşeyiniz var 🙂 Çokça şükür öyleyse dostlar…
Baki hürmet ve dua ile.