TOPRAĞINDA MİSK Mİ VAR,YOKSA?!

Şeyh Sâdi, Hak dostlarının ve salih mü’minlerin bütün güzelliklerini Allah Rasulü’ne borçlu olduklarını, bütün gönül sermayelerini ruhaniyet-i Rasulullah’tan tefekkür ettiklerini Gülistan adlı eserinde temsilî bir üslûb ile ne güzel hikâye eder:

“Bir kişi hamama gider.Hamamda dostlarından biri kendisine temizlenmesi için güzel kokulu bir kil (temizleyici toprak) verir. Kilden,ruhu okşayan enfes bir rayiha yayılır. Adam kile sorar:

-“A mübarek! Sen misk misin,amber misin? Senin gönül çekici güzel kokunla mest oldum.”

Kil ona cevaben şöyle der:

-“Ben misk de,amber de değilim.Bildiğiniz,alelâde bir toprağım. Lâkin bir gül fidanının altında bulunuyor ve her seher gül goncalarından süzülen şebnemlerle yoğruluyordum. İşte hissettiğiniz,gönüllere ferahlık veren bu rayiha, güllere aittir.”

(O.N.T / Müslüman’ın Gönül Dünyası/syf:125)

……..

Tevbe süresinde Rabbimiz ;

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.(Tevbe/119)  buyuruyor. Şu minik hikâyede bunu anlatıyor işte! İnsan çevresinde bulunanların hali ile şekilleniyor. Bu sebeple çok seçici ve dikkatli olmak elzem.

Hep dediğim bir konuya yine değineceğim izninizle ; dünya tercihlerin yaşandığı yer…Herkes tercihinden ve sonucundan mes’ul…İnsan cinsiyetini,anne/babasını,fiziksel özelliklerini seçemez meselâ. Ancak eşini,arkadaşını,tavırlarını seçebilir. Bu nedenle İnsan seçebildiği şeylerde hata yapmama konusunda çabalamalıdır. Yani kulluk gücünü,cüz’i iradesini kullanmalı,sınırlarını belirlerken ve seçim yaparken iman ettiği dinin helâl dairesi içinde kalma çabası olmalı. Din dediğimiz kavram seccade ile sınırlı değildir, tam anlamıyla bir yaşam tarzıdır. Karanlıkta kalmış bir hayatı aydınlatacak güneştir.İnsanı nefsinin kölesi olup ona hizmet etmekten,onun arsız ve sınırsız isteklerine boyun eğmekten kurtararak özgürleştirir.

Her insan bir gül goncasının şebnemleri ile mi yoğrulur dersiniz?Meselâ bir  daldan hem ferahlatan nane,hem kendine hayran bırakan hanımeli,hem de kötü kokusuyla bilenen ve insanı nefes aldığına pişman eden ceset çiçeği kokusu yayılabilir mi? Elbette hayır…Ferahlatıcı bir koku ile zihnini yüreğini dinlendirmek isteyen biraz fesleğene dokunur meselâ. Güllere vurgunsa,Nebevî bir özlem vardır yüreğinde. Hanımeli kokusu ile çocukluğunun masum anılarında yürüyordur usulca belki de,kimbilir…Ama kimse bile bile ceset çiçeğinin kokusunu içine çekmek istemez değil mi?Ya da elleriyle kötü kokulu bir çiçek ekmek ister mi?Nefesi hem kendine,hem etrafına zahmetli bir hâle getirmeye talip olabilir mi bile bile?

“Neden bahsediyorsunuz hocam?”diyor olabilirsiniz.Son çıkışa yaklaşırken kalemimin/kelâmımın ulaştığı yere kadar “tercihleriniz neye talip olduğunuzu belirler” diye hatırlatmak istedim. Hangi tercih mi? Hayata ve yaşama dair herşey…Meselâ;

-alenî vatanın birlik ve bütünlüğünü tehdit edenleri,

-teröristliği her kesim tarafından net olarak bilinenleri,

-teröriste özgürlük güzellemesi yapanları,

-özgürlük naraları atıp,kendine benzemeyenden başkasının özgür olmaması gerektiğini düşünenleri,

-Müslümanımsı(!) tavırlarla dinî sömürmeye çalışıp, inancı dışındakilerle birlik olanı,

tercih etmiyor olmak Müslümanca ve vatan sevdalısı bir duruştur. Müslüman ve vatan sevdalısı iseniz tercihiniz bunlar olamaz öyle değil mi?

Olayların bütününü görebilmek feraset,derinliğini idrak edebilmek basiret meselesidir.

“Müminin ferasetinden sakının!. Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 16, Suyûtî, elĞCâmiu’sĞSağir, 1, 24)

Ferasetin olması inandığın değerleri iyi bilmek,sınırların içinde kendini muhafaza etmek,haddi aşmamaktır.

“Siyaset konuşmuyorum” diyenler! Her Müslümanın,her insanın bir siyaseti vardır.Hatta her ilişkinin…Bazı durumlarda partinin de üzerinde, tercihler olduğunu göz ardı etmemek gerek.

Bir masaya oturması fıkra gibi komik,belgesel kadar hayret verici,aksiyon filmi kadar gerginlik sebebi olanlar, kendilerince izledikleri yolda başarı(!)  kazanabilmek adına, kendilerinden vazgeçti. Müslüman kimliği ile ön plânda var olduğunu iddia eden,elini şehit kanına batırdığının farkında mı?Ya da “yallah Arabistan’a” zihniyeti ile el sıkıştığının? Ölçüsü Allah ve Rasulü olmayana değil sözüm!! Ancak aynı dinin müntesibi olanların ayrı saflarda bulunması nasıl açıklanır?  Nasıl olabilir?

……

İmam-ı Şafi’ye sormuşlar; Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız? Demiş ki: “Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.”

……

Şimdi dini siyasete karıştırmayın diyen de olacak elbet! Rasulullah hem Peygamber,hem de devlet başkanı idi.Yukarıda da belirttiğim gibi siyaset hayatımızın her alanına var,sadece parti değildir!Şu harika olayı da anımsayalım ki din ve siyaset birlikte olur mu olmaz mı anlayalım;

Hayatını hak ve adâlet şuuruyla yaşayan Kânûnî Sultan Süleyman vefat ettiğinde naaşı kabre indirilirken bir sandık getirildi. “Hünkârın vasiyeti gereğidir!” denilerek, o da kabre konulmak istendi. Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi, bu duruma müdâhale etti. Cenaze ile beraber kıymetli bir şeyin gömülmesinin câiz olmadığını bildirdi.

Ebussuûd Efendi merakla sandığı açtı. Kendisinin Hünkâr’a verdiği fetvâlarla karşılaştı. Hayretler içinde âdeta donakaldı:

“–Sen kendini kurtardın ulu Hâkan! Biz yarın âhirette ne yapacağız?” diyerek hüzünlendi ve ağlamaya başladı.

Hiç bir devlet işini,dinin sınırları dışında onaylamamış cennet mekân Sultan.(Rahmet olsun)Zira Hakkın huzurunda hesap vereceğini bilen kul,herşeyde dini hassasiyeti diri tutar,tutmalıdır.

Gelelim bir seçim ardından birbirine giren ailelere,dostlara! Rasulullah’ı görüp sahabe olacakken,müşrik olarak ölenlerin olduğu şu dünyada,elbet herkes gerçekten alabildiğine özgür! Kimse kimseyi ikna edemez.İkna diye birşey mümkün olsa,kim bilir belki de Nuh Peygamber(a.s) “yavrucuğum” diye hitap ettiği isyankâr oğlunu ikna ederdi. İncitmeden,kırmadan,dökmeden olgunlukla konuşmayı başarmak gerek.Din güzel ahlâktır. Ve nitekim gördük ki samimi dindar yardım ettiğinde karşındaki dindar mı diye sorgulamazken,kendi zihniyetinden olmayana ettiği yardımı haram edecek köhne  zihniyetler var yazık ki!

Nesillerin insanca/kulca iman ettiği dinin sınırlarında,güzel yarınlara yürümesi,devletin bütünlüğünün bâki olması ve düşmanca niyetlerle zarar verme fikrinde olanların(iç ve dış düşmanların)tarihe gömülmesi duası ile kıymetli dostlar…