Türkiye tarihe yeniden adını yazdırdı



Aralık ayında Çin’in Wuhan eyaletinde başlayan ve dünyanın 180’den fazla ülkesinde görülen korona virüs belasıyla verdiğimiz mücadele devam ediyor. Bir virüs hemen hemen tüm insanlığın alışkanlıklarını ve yaşam tarzını değiştirmiş durumda.

Çok değil bundan 10 ay önce falan tüm dünyada Suriyeli mülteciler, Suriye’de yaşanan savaş, Mısır ve Ortadoğu gibi konular konuşuluyordu. İran-Amerika arasında yaşanan gerilimler, Rusya-

ABD arasındaki atışmalar gündemimizdeydi.

Bizim ülkemize dönülüp bakıldığında ise muhalefet-iktidar atışmalarıyla neredeyse saat başı değişen bir gündem ile boğuşup duruyorduk. O gün bir virüs gelecek ve dünyanın aylar belki de yıllar süren bu sorunlarının hiç biri konuşulmayacak deseler sanırım bunu söyleyen kişiye deli muamelesi yapardık.

“Hayal dünyasında yaşıyorduk” der söylediklerini çok da ciddiye almazdık.

Türkiye’nin gündem değişikliği hızına yetişemeyen ben aylarca korona virüs ve onunla ilgili haberler yazmaktan usandım. Kendisiyle alakası olmayan haberlerin bile bir köşesinde mutlaka bir korona virüs kelimesi geçiyor. Ama iyi olan bir şey var ki, artık ilk gün ki kadar korkmuyoruz. Bu virüs karşısında ne yapabileceğimizi çok iyi biliyoruz.

Bazen işin dozunu kaçırıp rahatlığa doğru kaçıyoruz ama sonra silkelenip tekrar toparlanıyor ve belirtilen önlemleri alıyoruz. Ben son zamanlarda ki vaka tablolarındaki göstergeleri izlediğimde artık çoğu gitti, azı kaldı yorumu yapabiliyorum. Bu işin uzmanı ve konuyla ilgili ciddi araştırmalar yapan birisi değilim.

Sadece bu işin uzmanlarını yakinen takip ediyorum. Bilim insanlarının ortaya koyduğu öngörülere ve rakamlar üzerinde nasıl bir matematik kurduklarına bakıyorum. Ve aynı çerçevede baktığımda bu yorumu yapabiliyorum.

İnşallah bayram sonrası biraz daha esnek tedbirlerle hayata döneceğiz diye düşünüyorum. Bunu düşünürken, özellikle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Bilim Kurulu’nun önerilerinden dışarıya çıkılmaması gerektiğini de bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu virüs karşısında bilim ve akıldan başka güçlü silah yoktur.

Çok şükür ki, alanı sağlık olan bir Sağlık Bakanımız var. İşin kimyasından oldukça iyi anlıyor. Ve süreci de oldukça iyi yönetiyor. Bu tarz makamlarda otururken, krizi önlemek oldukça önemlidir. Ama bazı krizleri önleyemez olabildiğince ötelemek durumunda kalır ve bu sırada kendi hazırlığınızı yaparsınız. Sonrasında da geriye krizi yönetmek kalır. O da en az krizi önlemek kadar önemlidir. İşte Türkiye korona virüs salgının da bu ikisini de oldukça başarılı bir şekilde yönetti. Salgını 90 gün boyunca ülkemizden uzak tutmayı başardı. Ama böyle bir mesele de ancak bu kadar uzak tutulabilirdi. Sonrasında krizi yönetme evresi devreye girdi. Şuana kadar yapılan çalışmalara bakıldığında krizin oldukça iyi yönetildiğini söyleyebilirim. Umarım bugüne kadar gösterilen başarı, bundan sonra ki süreçte de gösterilmeye devam eder.

Ama bilin ki, bu sadece Sağlık Bakanı ya da Bilim Kurulu’nunyapacağı çalışmalarla değil, iktidarın icraatlarıyla, muhalefetin eleştirileriyle olacak bir mesele değil. Bu, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan her bir vatandaşın tedbirleri almasıyla başarılabilecek bir şey… Emin olun, herkes sanki enfekte gibi önlemlerini alır ise biz çok daha kısa bir sürede sahalara döneriz.

**************

Ve bir dipnot.

Dünya oldukça tarihi bir dönemden geçiyor.

Yaşadıklarımız gelecek yüz yıllar boyunca anılacak ve konuşulacak konular… Geçmişte tarihe bir çok alanda adını yazdırmış, hatta tarih yazmış olan bir milletin torunları olarak bizlerde Sağlık alanında dünyadan ne kadar önde olduğumuzu göstererek bir kez daha tarihe adımızı yazdırıyoruz. Bunu küçümseyenler, abartılmış bir yorum olarak bulabilenler olabilir. Yiğidi öldür, hakkını yeme demişler. Başarıyoruz arkadaş. Bu, bu toprakların evladı olan kimsenin zoruna gitmemeli. Bu toprakların evladı olan herkes bu başarıyla övünmeli!