Tuz mu, Sünger mi?
Kıymetli dostlarım merhabalar.
Geçtiğimiz haftaki yazımda, duyguların dili diyerek duygularımızın ne kadar hayati olduğunu ve bize anlatmak istediği şeyleri doğru anlamamızın ne kadar önemli olduğunu ifade etmeye çalıştım.
Doğru anlayamadığımız duygular, bizi doğru olmayan davranışlara sürükleyecektir. Dolayısıyla sıkışan bu duygular, aynı zamanda bizi hasta edebilecektir.
Bu yazı nedeniyle olumlu geri dönüşlerinizi aldım, hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Efendim, malum pandemi dolayısıyla evde herkese ayırdığımız zaman arttı. Bu vesileyle her gece masal okuyorum kızıma. Tabi ki okurken de ister istemez düşünüyorum.
Bu yazımda da öncelikle sizi Lafontaine’den klasik bir masalla baş başa bırakıp biraz düşündüreyim sonra da sadede gelip noktayı koyarız birlikte. Bilirsiniz bu masallarda toplumdaki kişilerin özellikleri hayvan simgeleri üzerinden ele alınıp, insani ilişkilerde dikkatli olmaya çağırır bizi. Masalı tabi ki sizde çocuğunuza okuyabilirsiniz. Masaldan sonraki yazacaklarım hariç, çocuklar anlamayabilir çünkü. Buyurun efendim.
Köylü ile eşekleri
Köylünün biri sahip olduğu iki eşekten birisine tuz, diğerine de sünger yükleyip pazarın yolunu tutmuş. Tuz yüklü eşek yükünün ağırlığı ile zor yürüyor, nerede ise yere düşecekmiş gibi oluyordu. Oysa sünger yüklü eşek rahatmış. Üzerinde efendisi olduğu halde zorluk çekmeden yürüyebiliyormuş. Dağlar tepeler aşıp sonunda bir nehre varmışlar.
Tuz yüklü eşek yorgun olmasına rağmen nehri kolayca geçmiş. Çünkü suya girince üzerindeki tuzlar eriyip yok olmuş. Karşıya geçtiğinde ise keyfine diyecek yokmuş. Bunu gören sünger yüklü eşek de girmiş suya. Ama oda ne? Sırtındaki süngerler suyu çektikçe eşeğin yükü ağırlaşıyormuş.
Eşek giderek batmaya başlayınca üzerindeki efendisi “İmdaaaaaattt” diye bağırmaya başlamış. O sırada yoldan geçen birisinin yardımıyla eşekte, efendisi de zor kurtulmuşlar. Yolculuğun geri kalan bölümünde ise tuz yüklü eşek rahat rahat yürürken sünger yüklü eşek sıkıntı çekmiş.
Dostlar, böylece belki daha önce okuduğunuz veya dinlediğiniz, belki de ilk defa duyduğunuz bir masalı okumuş oldunuz.
Okuduğunuz üzere nehirle karşılaşıncaya kadar köylü ve eşekleri açısından hiçbir sorun yoktu. Ama yavaş ama hızlı yol alıyorlardı. Ne zaman ki önlerine bir nehir çıktı ve ondan sonra başladı aslında sorunlar ve hayat.
Hayatta bazı insanlar tuz taşır, bazıları sünger.
Tuz, okuduğunuz üzere nehirle karşılaşınca eridi ve uyum sağladı nehre ve derken sağlıklı bir şekilde nehri karşıya geçmeyi başardı eşekle birlikte.
Süngerse suyu emdikçe ağırlaştı ve boğulmaktan başka birinin yardımıyla zor kurtuldu.
Düşüncelerimizin gücü ve buna dayalı duygularımız, okuduğunuz üzere nehirle karşılaşıncaya kadar doğru veya yanlış dostlar.
Ağır veya hafif.
Siyah ya da beyaz.
Ya hep ya hiç.
Ne zaman olumsuz bir duygumuz olsa, öncesinde mutlaka olumsuz bir düşüncemiz var. Olumsuz düşüncelerden kurtulmadan, olumsuz duygulardan kurtulmak mümkün değil öyleyse.
Sizi mutsuz eden her duygunuzun, olumsuz olduğunu söyleyebiliriz öyleyse.
Kıskançlık, şiddet, yenilmişlik, haset, önemsizlik, öfke, aşağılanma, yetersizlik, değersizlik, mutsuzluk, hüzün, çaresizlik, sıkıntı, bunaltı, içinizin daralması, keder, hüzün, acı gibi…
Geçen yazımda detaylı yazmıştım duyguların yaşamımız için ne kadar önemli olduğunu. Duyguların bize yol gösterdiğini. Duygularımızın dilini çözelim demiştim.
Bakmanız gereken ne öyleyse?
Bakmanız gereken yaşadığınız duyguların arkasında yatan düşünceleriniz.
Size ve hiç kimseye faydası olmayan zehirli düşünceleriniz.
Şaman öğretisi, şöyle bir şey savunur dostlar:
İhtiyaçtan fazla olan her şeyin zehir olduğunu söyler.
O zaman, tuz taşımalı ki nehirle karşılaştığında uyum sağlasın. Erisin gitsin. Erimesi gereken.
Yok derseniz ki sünger taşırım. Siz bilirsiniz, onca ağırlığın içinde yaşayıp ölüp gitmeyi tercih edebilirsiniz tabi ki.
İnsanı yoran duygulardır. Duyguları besleyen de düşünceler. Duyguları bütün olan da sağlıklıdır.
Hayatta normal olan, sorunla karşılaşmak ve çözüm üretmektir.
Sizin geçen haftaki yazıyla ilgili dönüşleriniz, bunları yazmama neden oldu.
İyi ki varsınız.
Düşünce, görüş ve önerilerinizi yorum bölümünden paylaşabilirsiniz. Bazı okuyucularım çekindiklerini söylüyorlar yorum bölümüne yazarken. Önemli olan ulaşmanız bence çekinmeniz değil.
Sağlıcakla kalın. Allah’a emanet olun.